![]()
Tartışma programları arasında beni en gerendir “Ruhat Mengi ile her açıdan”. Ruhat Mengi’nin kendi görüşünde olmayan kişilerin sözlerini kesmesi, olayı küçük bir tarafından tutup oradan lafı saptırması, sürekli ![]()
kendi görüşlerini ön plana çıkarması beni gerdikçe gerer. Bu gerginlikten ötürü arada izlerim Ruhat Mengi’yi.
Ruhat Hanım, kendi görüşünüz bu kadar önemliyse neden çıkarıyorsunuz konukları? Konuşun durun sizi izleyelim. Bazı marjinal kanalların tartışma programları vardır. “Ör: Kanal B” Bu programlarda aynı görüşten 3-4 kişi yanyana durup karşı tarafa vurdukça vururlar. Bu programlar bu kadar rahatsız etmez beni. Çünkü izleyicisi bellidir, ve programa karşı görüş konulmayarak format oturtulmuştur.
Ancak hem Star TV’de program yapacaksınız, hem programınıza “her açıdan” ismini koyacaksınız, hem farklı görüşlerden konukları yanyana koyacaksınız, hem de sürekli programdan çıkacak sonuçların Ruhat Hanım’ın istediği gibi çıkması için çabalayacaksınız. O zaman olmaz aslan parçaları kusura bakmayın.
Ruhat Mengi bilgi olarak kendisini 50′ye katlayacak akademisyenlerin yanında, sürekli lafa girerek, “ama bir de şu var bu var.” diye diye olayı yönlendirmeye çalışarak. Bazen konuğunun lafının sonrasında, “konuğumuz böyle diyor ama aslında böyle böyle” tarzında bir bitiş cümlesi kurup konuyu kapatarak, marjinal bir kanalın tetikçi gazetecileri gibi davranıyor.
Ahmet Hakan’ın ya da Can Dündar’ın programlarını izlerse, bu tip tartışma programlarında sunucunun kendi görüşünü olabildiğince arka plana atıp, programdan çıkacak söylemleri yönlendirmemeye çalışması gerektiğini öğrenebilir. Ancak o kadar bilmiş birisi ki, bu sözlerimi okusa kendini sorgulamayacağından eminim.
bugün 0, toplam 27 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- ruhat mengi













“ama nohut bey bir de şu var…”
geliyor anne terliği geliyor……. (bunu neden yazdım ben de bilmiyorum ama ruhat mengi’de öyle bir annelik sezmiş olabilirim :))
Ruhat’ın At’ından da böyle bir çağrışım yapmış olabilir. Terlik at Ruhat gibi…
Evet herşeyi güzel güzel açıklmaya çalışan anne gibi programında..
evet ben de o yüzden izlemiyorum kendisini. izlerken “ya ben lan neyse bi şey demiyorum” oluyorum sinirlerim bozuluyor. böyle giderse yayından kalkar diyordum demek hala duruyor enteresan :\
Yıllardır devam ediyor.
Bugün izlediğim de stres oldum. Programda karşıt görüşlü bir şey savunsam bu kadın laflarımı nasıl böler, ona nasıl karşı çıkarım diye düşündüm durdum.. Kesinlikle mağlup olurdum eminim..
Ruhat Mengi gerçekten tam da anlattığın gibi bi programcı. Hulki Cevizoğlu’yu arıyor gözler. Bugün ben de misafirlikte denk geldim. Gerçekten gerildim 30 sadece 30 saniye izleyerek. Yıllardır programın yayından kalkmasını bekliyorum. Ama sanırım, pazar günü gündüz heyecanlı bişeyler olmadığı için televizyonda, bu gerginlikten rating çıkarıyor kendisine program.
Ruhat Hanım’ı daha güzel bir program yapamaya davet ediyorum. her açıdan…
Kendisiyle ilgili küçük bir araştırma yaptım. Ekşisözlük’te hakkında yer alan tüm iddiaları da okudum halt ediyor gibi. resmen merak ettim neciymiş diye… köşe yazılarını okumam aslında ama onu da yaptım bu akşam. bir dolu yazısını okudum Ruhat Mengi Hanım’ın. e programlarını zaten izlemiştim. velhasıl anladık ki benim hayatımda hiçbir şekilde yeri olmaması gereken, yok sayılması gereken biri.
Ekşisözlük falan hikaye ama Aykut Işıklar’ın kendisi hakkında yazdığı köşe yazısı gerçekten oldukça ilgi çekici ve bilgilendirici: eş durumundan gazeteci.
pek yaptığım bir şey değil normalde ama Aykut Işıklar’ın yazısını olduğu gibi paylaşıyorum…
Ruhat Mengi Sabah’ta mağazaları dolaşıyordu…Gariban muhabirlere hayvan muamelesi yaptığı için de beni çok yoruyordu.
MEDYADAKİ KADINLAR VE ŞEHİR EFSANELERİ
Kamera arkasındaki görevli kızlar… Yani emrine her hafta 300 bin liraya TV’lere satılan dizilerin teslim edildiği, henüz 25 yaşındaki genç kız yönetmenler, yapım koordinatörü akıllı kızlar, resim seçiciler, montajcılar, stüdyo şefleri, konuk koordinatörleri, haber müdürleri, muhabirler, editörler, grafikerler…
Özetle kamera arkasındaki gizli ve gerçek kahramanlar… Onlar ki, TV’leri ayakta tutuyorlar, sizin sevdiğiniz yıldızları bulup, star yaratıyorlar, sizleri ekranlara esir ediyorlar. Şayet yaptıkları iş başarılı olursa patronları ve ekranda görünen (sizin ayılıp bayıldığınız) oyunculara milyon dolarlar kazandırıyorlar. Yalılarda oturan medya emekçileri de onların eseri…
Omuzlarına basıla basıla çöken gençler. Türkiye genelinde toplam kaç kişi, bilmiyorum. Diyelim ülkemizde 100 ulusal TV kanalı var. En az 100 kişi çalışsa, bulun işte kaç kişi çıkar. Hele Kanal D gibi 2 bin kişinin çalıştığı TV’leri düşünürsek…
Tarkan’ın unutulmaz şarkısı ‘Asla Vazgeçmem’i kendilerine yaşam ilkesi olarak kabul etmişler. Milli marş gibi… Bakın ne diyorlar; ”Asla Vazgeçmem/ Kendimi yorgun hissetsem bile/ Başarı benden kaçsa bile/Bir hata bana zarar verse bile/Hatta ihanet bana acı verse bile/Bir hayal yok olsa bile/ Gözyaşları gözlerimi yaksa bile/Nankörlük ödülüm olsa bile/Hoşgörüsüzlük beni gülmekten alıkoysa bile/Ve hatta her şey/Hiçbir şey olmasa bile/Vazgeçmem/ Yeniden başlarım.”
Ne kadar maaş aldıklarını biliyorum. Sakın öyle çok fazla sanmayın. Gerçi iyi para alanı da var ama büyük çoğunluğu boğaz tokluğuna veya yol parasına. Neymiş efendim TV’ci imiş. Havası var ya…
Ay başında maaşını alanın mutlu olduğu bir ülke burası. Ee böyle bir ülkede nereden geldiğini çok iyi bildiğimiz bir bayan dert yanıyor. ‘Kadınlara hâlâ milyon dolarlar vermiyorlar, yalıda oturamıyoruz.’ Ah kardeşim size de iyi kalpli, geliri yerinde kocalar buluyoruz ya pardon sponsorlar…
Önceki akşam Kanaltürk’te ‘Her Şeyi Söylemek Mümkün’ programını izledim. ‘Medyada Kadın’ tartışılıyordu. Seversiniz sevmezsiniz sizin bileceğiniz iş ama en mantıklı Nazlı Ilıcak konuştu. Hiç olmazsa ‘Rahmetli eşim Kemal Ilıcak sayesinde gazeteci oldum’ dedi. Çoğu bunu söylemeye bile utanıyor. Dersin ki 18 yaşında Bab-ı Ali’de adliye muhabiri olarak başladı da şehir istihbarat şefi derken köşe yazarı oldu…
Konuklar arasında bulunan Ruhat Mengi, Ali Kırca gibi TV’lerden milyon dolar alamadığı için dert yanıyordu. Kadın gazetecilerin yat, kat ve at alamadığını anlatıyordu. Bilen var, bilmeyen var. Ruhat hanım Sabah Gazetesi’nde moda yazarı idi. Mağazaları dolaşıyordu. Yazıları haftada bir gün ‘Melodi’ ilavesinde yayınlanıyordu.
Şefi de ben gözüküyordum. Gariban muhabirlere hayvan muamelesi yaptığı için de beni çok yoruyordu. Foto muhabirleri onunla işe çıkmamak için ağlıyordu. atv’den Caner Budak’a sorun. Eee Ruhat hanım da benden hak ettiği sözleri dinliyordu. Bu sözlerimi ertesi gün Sabah’ın Genel Yayın Müdürü’nden, Zafer Mutlu’dan dinliyordum.
Meğerse hemen gidip beni şikayet ediyormuş. Nereden bileyim başyazarımız Güngör Mengi ile samimi arkadaş olduğunu. Ruhat hanım işte böyle yazar oldu. Nazlı Ilıcak yüzüne söyledi ama belgesi yoktu. Laf olsun diye konuşmak kolay. Medyadaki kadınların neden milyon dolarlar alamadığını düşünürken gerçekleri de kabul edeceksin. Medyada kadınların çoğunlukta olduğunu da kabul edeceksin. Gazete ve TV’lere tepeden helikopter ile inenler bu soruların yanıtını veremez.
Ayrıca kadınlar arasında da çok büyük para kazananlar var. Sayın Ruhat Mengi hanım Serap Ezgü, Gülgün Feyman, Yasemin Bozkurt, Esra Ceyhan gibi pek çok TV’ciyi tanımıyor, evlerini görmedi herhalde… Birkaç erkek haberci dışında kadınlar daha çook para alıyor.
Kaldı ki çoğunun ekrana çıkmak için sponsoru var. Şu sıralar ekranda görülen spiker, programcı veya sunuculara bakın. Hepsinin soyadı kartvizit gibi. Kiminin kocası, kiminin babası veya kayınpederi sponsor olmuş. En fakiri bizim Ali Atasagun’un kızı… Bazıları da pırlanta işi yapan sevgili buluyorlar. Tabii laf aramızda medya patronu sevenler de var. Kimin bu aleme nasıl girdiğini, nasıl köşe yazarı, spiker veya yönetici olduğunu, hangi ağabeysinin elinden tuttuğunu öğrenmek istiyorsa…
Arada bir meyhanelere takılsın. Gazeteciler Cemiyeti’ne, spor yazarlarına filan. Taaa 70′li yıllardan beri… Pek çok bayan gazeteci ve TV’cinin meslek öykülerini dinlesin ve öğrensin. Çoğu şehir efsanesi gibi…
Aykut Işıklar/BUGÜN
Yani Sakin Kafa şu yazı varya, canıma ot tıkamış durumda şuan. Kadından gazeteci olmaza getirmiş lafı. Olur ama patronuyla yatmadan olmaz demiş fatih altaylı gibi(!) ya da erkeğin elinden geçmeden olmaz hesabı. Bu tarz kadın erkek sorunsalının egoist bir açıdan ve genelleme yapılıp değerlendirilmesini çok yersiz ve saçma buluyorum. Herkes kendini sütten çıkmış ak kaşık olarak görüyor ya da karşısındakini black sheep olarak.
ama şu da kesin ki kadınlar her yerde olduğu gibi medyada da çifte standarda tabi. Kadına başka seçim bırakılmıyor demek ki. Yine de korkuluyor, medyayı da ele geçirecekler diye, medya çoktan akıntıyı bulmuş kuzum, artık kim eline alırsa alsın. yani zaten medyanın ahlakı olmaz denen bir anca laf kalıbı gelior dilime, işte bundan dolayı olmaz. böyle adamlar ve kadınlar hala beldenaşağı atışıyorsa, mahkemelere artık çoğunlukla hakaret davaları geliyorsa olmaz.
Okan Bayülgen’in programına katılmıştı. Komşuymuş rahmetliyle, hep görüşürdük, samimiydik, havasında birkaç şey anlattı, evde oturmuşlar şarkı söylemişler, ama bir olayda hanım efendi duygulanmış-nedense ?-bu olaydan, yani anlattığı bizim komşudan tuz istememiz ayarında bir olaydı . Herneyse bu hanımın uzun süren monologundan konuklar pek etkilenmediler, ardından Ceza çıktı sahneye “Alla Beni, Pulla Beni” adlı şarkıdan alıntılar yaparak yaptığı bir şarkıyı seslendirecekti ki bu hanımın mikrofonu açık unutulmuş, yanındakine “bu ne alaka şimdi ?” diyerek yarı kızgın, yarı didaktik bir söylemde bulunmasıyla programı tüm izleyenler-konuklar dahil bu çıkışını duydular. Sonrası ne oldu bilmem ama ben olsam koşarak uzaklaşırdım medya dünyasından bir süreliğine.
@persephone,
dünyayı değiştiren kadınlar diye bir yazı dizisi başlatsan, jan dark, meryem ana, virginia woolf, hz. sümeyye gibi kadın figürlerinden bahsetsen. Böyle bir yazı dizisine ihtiyaç var sanırım.
ruhat mengi’nin nasıl buralara geldiği konusunda dedikodu olur diye bahsetmiyorum ama basın içerisinde çok bilenen, alenen anlatılan şeyler var.
nohut, ihtiyaç tespit aparatı :)
aya popüler kültür ikonu yaz. yaz aya yaz.
@persephone
ben Aykut Işıklar’ın yazısında Ruhat Mengi’nin “eş durumundan gazeteci”liğine ve ondan da fazlası altında çalışanlara kötü davranmasına takılmıştım. kadınlığına değil. (ki beni tanıyanlar, söz kadınlara çıkarılan zorluklara geldiğinde haklarını onlar kadar gözettiğimi bilirler. erkek arkadaşlarım bile benle dertleşirken kız arkadaşlarını savunduğum için bazen bozulurlar). vel hasıl ayıbın cinsiyeti olmaz.
@faith no more
doğru kelimeyi bulmuşsun abi: didaktik. olabildiğine öznel, olabildiğine itici bir didaktik anlayış.
Sakin Kafa,
yapmış olduğum yorum Aykut Işıklar’ın yazısına ilişkindi. hatta yazıyı paylaşmana sevinmiştim. Zaten büsbütün onun bakış açısını eleştirdim. nedeN söylediklerimi kendine çektin anlayamadım:( ama yorumunu okuyunca kendimi öyle kötü hissettim ki, bunları sana söylemiş olabileceğime inandığından dolayı sadece. yapar mıyım bunu hiç? Böyle anlaşılmaya sebebiyet vermek bile beni mahvetti şuan. bağışlayın.
artık bu konuda mümkün olduğunca ağzımı açmayacağımdan emin olun.
estağfirullah, ben bozulmamıştım ki. tersine sizin kırıldığınızı sanıp durumu düzeltmek kendimi anlatmak istemiştim. sorun yok demek ki. ayrıca ağzımızı kapamayalım. en çok bu üzer bizi. dimi ama :)
peki öyleyse:)
ayrıca nohut, şu dünyayı değiştiren kadınlar fikri de güzelmiş, yapalım bu diziyi:)
çifte gerdirilmiş elitist ikoncan ruhat hanımın ismi her açıdan olan ama aynı görüşten adamları her haftasonu pazar sabahları topladığı tv programı.gözü kapalı iktidar eleştirisi dinlemek isteyen ana muhalefet neferlerinin pazar gününe renk kattığı kesin.
@persephone
dünyayı değiştiren kadınlar deyince ilk etapta aklına birden bir isim gelmiyor insanın. Ama anne, anne, anne :). yanımda olsa da dünyamı değiştirse
benim aklıma bir sürü insan geliyor. sadece dünyayı değil, zamanın akışını değiştiren bir kadın olarak Havva :)
akabinde, Firavun’un karısı olduğu kutsal metinlerde geçen Asiye var ki, Hz. Musa’nın Firavun’un sarayında büyümesine sebep olmuştur.
ama tabi anne…
elimde bir cetvel var ‘great women rulers’
Hatshephut 15th century BC Queen of Egypt
Nefertiti 14th century BC Queen of Egypt
Sammuramat 9th century BC Assyrian Queen
Cleopatra 69-30 BC Queen of Egypt
Boudicca 1st c AD Celtic Warrior Queen
Eleanor of Aquitaine 1122-1202 Queen of England and France
Joan of Arc 1412-31 Leader of French Army
Isabella I of Castile 1451-1504 Queen of Spain
Catherine de Medici 1519-89 Queen of France
Mary Queen of Scots 1542-1587
Elizabeth I 1533-1603 Queen of England
Amina 1560-1610 Nigerian Queen
Mbande Nzinga 1582-1663 Angolan Queen
Catherine the Great 1729-96 Empress of Russia
Victoria 1819-1901 Queen of England
Tz’u-hsi 1835-1908 Empress of China
Liliukalani 1838-1917 Last Monarch of Hawaii
Wilhelmina 1880-1962 Queen of the Netherlands during WW2
Eleanor Roosevelt 1884-1962 1st Lady & Chair of UN Commissions on Human Rights
Golda Meir 1898-1978 Prime Minister of Israel
Salote 1900-65 Polynesian Queen
Indira Gandhi 1917-84 Prime Minister of India
Margaret Thatcher 1925 Prime Minister of England
Aung San Suu Kyi 1945 Myanmar Opposition Leader
Tabii bunlarin hepsi siyasi lider. Hepsi de dunyayi degistirmis midir, sanmiyorum. Ya da herkes dunyayi degistiriyor bir sekilde varliklariyla da bu degisikligin ne kadar farkedilir oldugu bahis mevzuu edilebilir. Akademisyenler, bilim adamlari/kadinlari ya da, sanatcilar arasindan baska isimler cikabilir. Hz. Havva, Asiye, Meryem, Hz Hatice, Hz Aise gibi bircok karakter cikar gelir tarih sayfalarindan gunumuze. Rabiatul Adeviyye nin bahsi gecebilir.
hadi gözünüz aydın bu iğrenç program nihayet yayından kalkıyormuş.