Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

Sanatçının Kibri, Hepimizin Egosu

29 Nis 09 (23:42) | ayasophia yazdı | Kültürel Köşe | 4 yorum

egoSakin Kafa Bey sağolsunlar, İbrahim Tatlıses örneği üzerinden, sanatçının “ufak dağları ben yarattım” duruşuna parmak soktu. Bendeniz de uzun zamandır bu mevzu üzerine düşündüğüm için, biraz açayım istedim. Zaten boş vakti bol olan bohem bir insan olduğum için de, paso düşünüyorum aklıma gelenleri. Nohut bilir. Neyse işte, sanatçı adamın, yahut mesela bir akademisyenin, televizyondaki kimselerin kibirli olması hususunda bir şeyler söylemek istiyorum. Zira bu mevzu da, halk masum, sanatçı bütün günahı üstlenen kimse değil bence. Yahut “halk seviyesi” denilen şey, illa ki bir seviye düşürme durumu değil. Çünkü en başından bu yana, hepimizin egosu var. Bu ego öyle bir şey ki, bireyselliğin dibine kadar dayatıldığı dünyada şiştikçe şişmekte sonuna kadar haklı ve meşru sebepler bulabilir. Bütün bunlara bakınca, “sanatçı kibri” ile “hepimizin egosu” çarpışıyor sürekli.

Ufuk Uras bir anekdot anlatmıştı. Metroda giderken, birisi yaklaşıp “Ufuk Bey, biz sizi beğeniyoruz lakin biraz halka inmeniz şart” diyor. Ufuk Uras da, “iyi de beyefendi, metrodayım zaten daha nasıl ineyim?” diye cevap veriyor. Haklıdır bir yönüyle Uras, “halka inmek” tabiri bizde hep yanlış anlaşılmıştır. Ulaşılmazlık meselesi, her daim halkın bahanesi olagelmiştir. Fakat, demokrasi denilen şeyin, yani bilginin artık herkesin ulaşabileceği bir seviyede yayınlanması meselesinin, aslında halkla aydının birleşebileceği bir nokta olarak algılanması, henüz ülkemiz için yenidir. Bizde hala “aydın” sözü muteber ve kayıtsız şartsız inanılan insandır. Bunda, milli gelir dağıtımındaki eşitsizlik kadar, eğitim alanındaki eşitsizlik de manidardır. Kimisi özel liselerde okuyup, eğitimini yurtdışında tamamlayıp ülkesine dönüyor ve gazete köşelerinde, televizyon programlarında ahkâm kesiyor, kimisi de televizyon başında yahut gazete elinde, adamın dediklerini hayatında ilk kez duymanın ilginçliğini yaşıyor.

Evet, demokrasi denilen şeyi ilk kez ilkokulda duydum, hatta “acaba kompozisyonu işsizlik üzerine mi, yoksa cehalet meselesi üzerine mi yazsam?” diyen sıra arkadaşlarım da oldu. Lakin, bütün bu kavramların çıkış noktalarını üniversitede gördüm. Şanslıyım zira okuduğum üniversite, meseleleri “bu, budur” gibi baskıcı bir şekilde öğretmeye kalkmıyordu. Şanssızlar hala ülkem üniversite öğrencileri, çünkü hala bir takım kavramları sloganlar ve özlü sözler üzerinden ezberliyorlar.

İşte bilgi uçurumu, insanların gözünde ciddi bir “aşılmazlık” mührü bırakıyor. Halk ozanlığının da mayası olan “halk bilgeliğini” neredeyse unutmuş durumdayız. Artık “halk efendiliği” gibi, popüler kültürün iğrenç bir yüzünü yaşıyoruz. Recep İvediği 4 milyon kişi izlemişse, “tartışma bitmiştir”cilik oynuyoruz. Fakat mesela bir sinema eleştirmeni çıkıp da teorik açıdan meseleye yaklaşsa bu kez aynı halk çıkıp “benim seviyeme in arkadaş” diyor. Oysa halk dediğimiz mesele de, belli bir seviyeye çıkmakla yükümlü insanlar topluluğu değil midir? “Eğitime fırsatım olmadı!” gibi bayağı bir mazerete sığınıp da, ciddi anlamda derdi olan bir sinemayı ya da edebiyatı görmezden gelmek, cehalet değil midir? Eğitimsizlik buna bahane midir?

Halk bu şekilde koşulsuz desteklemeye başlayınca hoşuna giden şeyi, İbrahim Tatlıses de tam olarak o halkın hoşuna giden müzik tarzı ile güçlendikçe güçlenecektir. Nihayet, halkımız kendi kafasını kuma gömdüğü için, İbrahim Tatlıses’e mahkum kalmak suretiyle onun egosunu şişirecektir. Kibrini besleyecektir. Sonuçta sanatçının halkın seviyesine inme meselesi, sadece sanatçıya bakan bir mesele olmamalı bence. Halk da bu arayı kapatmaya gayretli olmalı ki, sorun çözülebilsin. Hayatı boyunca teorik okumalar yapan, gece gündüz kitap okuyan bir akademisyen, bir gün “bu belediye başkanı da yiyor ama çalışıyor canım” şeklinde tepkileri olan sevgili insanlarına sırt çevirebilir muhakkak. Her ikisi de insandır nihayetinde lakin insan denilen varlık da dünyaya “ham” gönderilmiştir. En azından sanatçı gibi, insanın kendi varoluşuna dair, yaşadığı dünyaya dair dertleri olan insanlar bu hamlıkta biraz ilerlemiş sayılabilirler. İbrahim Tatlıses burada konumuz dışında. Onunki biraz güce odaklı, “ne oldum deliliği”.

İnsanların içinde bulundukları durumu kabullenme hastalığına tutulmuş olmalarını içine bir türlü sindiremeyen birisi olarak, sanatçının kibrini yahut halktan kopuşunu anlayabilmek istiyorum. Tek suçlunun sanatçı olmadığını vurgulamak istiyorum. Çıkış noktamın İbrahim Tatlıses olması, canımı sıksa da, yazmış bulundum. Halkın da, “bilinçlenmek” için bir reçete beklemeden kendi yolunu bulmak zorunda olduğunu biliyorum çünkü. Madem her insan bir alemdir. O alemin yıldızlarını keşfetmek de, o insana düşer…

Bu yazı ayasophia tarafından yazıldı;

ayasophia – yayınlanmış 211 yazısı bulunmaktadır.

31 Temmuz 2008'de "Batman'in Sarsılmaz Karizması" başlıklı yazısıyla sakinkafa.com ailesine katılan "ayasophia", sosyal bilimci olmanın getirdiği bakış açısını yazılarına yansıtmış, birikimleriyle sitemizin "Kültürel Köşe"sinin bel kemiğini oluşturmuştur. Editörlerimizden "ayasophia", halen ulusal bir gazetede meslek hayatını sürdürmekte, popüler konular üzerine yaptığı sosyolojik çıkarımları ile ilgi çekici yazılara imza atmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 6 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

  • sanatçı egosu
  • sanatçı adamın

Bunu okuyan bunları haydi haydi okur:

  • “Cover”ı Herkes Kıvıramaz! (3)
    Sahibinin sesiyle sevdiğimiz ş...
  • İbrahim Tatlıses Sakinkafa Yazarı Olaydı (6)
    İbrahim Tatlıses Sakinkafa ...
  • İbrahim Tatlıses Kibri (4)
    Bir gün İBO SHOW izliyordum, b...
  • İbrahim Tatlıses’in opera söylemesi (1)
    Ne tür müzik dinlersek dinleye...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


“Sanatçının Kibri, Hepimizin Egosu” için 4 yorum. Var mı arttıran?

  1. nino | 30 Nis 09 (0:46)

    Son zamanlarda sitede okuduum en karmasik yazi..:)

  2. ayasophia | 30 Nis 09 (3:03)

    şöyle bir baştan okuyunca, bana da karmaşık geldi. yazmasınlar efendim böyle yazılar!

    (bkz. yazı, yorum ve yazar uyumu)

  3. segah | 30 Nis 09 (10:16)

    Çok beğendim güzel olmuş. Ellerine sağlık

  4. lale | 3 Haz 09 (1:21)

    uyku tutmadı,televizyon kanallarında gezinirken ibrahim tatlısesin konuk olduğu saba tümer’in proğramına takıldım.
    proğramda eski şarkılarından liste yapmışlar, çoook uzun süredir ibrahim tatlıses şarkısı dinlememiştim.’bir tek dileğim var sen mutlu ol yeter’ ve ‘bir kulunu çok sevdim’ şarkılarını dinleyince ,16-17 yaşlarımı özlemle hatırladım.en çokda yorganı kafama geçirip gözyaşı döktüğüm anları..
    ama ibrahim tatlıses ile ilgili gerçek fikrimi soracak olursanız,bence o adamda bariz bir kişilik bozukluğu var. konuşmaları,tavırları,kompleksleri, agresiflikleri,duygusal patlamaları…üzücü..
    bence tedavi olması gerekir….
    bu arada yazınızı çok beğendim.

Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Super Mario Rampage (1)
    • Değişim, Gençlik ve Sabite (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
    • Hayattan Notlar… (Bir de.. (1)
    • Sakinkafa Haberleşme Aparatı (1)
    • Katil bahcivan! (1)
  • google & sakinkafa

    • orta okul
    • bir devlet ihalesi
    • yeni çıkan piknik mazemeleri
    • kitabe-i seng-i mezar şiirinin açıklaması
    • eski kafa
    • volfied oynamak istiyorum
    • inşaatta moment
  • sohbet muhabbet

    • Nohut: Küçücük çocuğa tokat mokat denir mi öle ayıp!:(
    • rumuz: ah ah birde atılan terlikleri bilseydi yavrucağız sayma yetisini hepten kaybederdi...
    • ayasophia: ben orhan pamuk’un herhangi bir karakterinin o mertebede bir âşık olamayacağını...
    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.