Ciddi olarak müzik dinlemeye başladığım ilk yıllarda -gitar çalma hevesimde aynı zamana denk gelir-enstrümantal müzikten haz etmezdim. Neydi o öyle söz yok nakarat yok, paso melodiden melodiye geçişler falan bayardı içimi. Ama zamanla gitar hocamında ittirmesiyle gitar virtüözlerini de dinlemeye başladım. Feyz almak için ilk dinlediğim Yngwie Malmsteen’i sırasıyla Joe Satriani ve diğerleri takip etti. Ama bu abiler genelde yaptıkları işi ciddiyetle ve pürüzsüzce yapmaları, yaptıkları işleri -Satriani hariç-ders dinler gibi dinlememe sebep oluyordu. Derken günlerden bir gün elime hep duyduğum ama asla dinlemeye yanaşmadığım Steve Vai nin bir konser videosu geçti.Aslında tek değildi Joe Satriani ve Eric Johnson isimli bir gitaristle üçlü çıktıkları G3 isimli turnenin promo videosuydu. O video da Vai yi “For the Love Of God” eserini icra ederken ve diğer şarkılarda gitarıyla yaptıklarını görünce dedim ki virtüözite budur. Resmen gitarı konuşturuyordu-gerçekten hello vs. falan dedirttiğini duydum-üstad.
Sonra araştırmaya başlayınca ne kadar şahane bir kariyeri olduğunu öğrenemem hayranlığımı perçinledi. Kendisi İtalyan kökenli Amerikalı bir ailenin çocuğu ,ailenin ufak tefek desteğiyle çocukluktan itibaren müziğin içinde , Berklee College da Joe Satriani den gitar dersleri alıyor ve hayatı avangart pop ilahı Frank Zappa ile çalışmasıyla ivme kazanıyor. Satrianiden aldığı teori ve pratiği, Zappa nın eğlenceli ve girift tarzıyla harmanlayıp tamamen kendine özgü bir tarza sahip olmaya başlıyor. Zappa ile yolları ayrılınca önce solo albümlerini yayınlıyor, albümlerdeki farklı tarzı, gitarla yaptığı ses akrobasisi çok ses getiriyor ve 80 lerin ortasında müzik piyasasın adı saygıyla anılır bir düzeye geliyor. Sırasıyla değişik grup ve şarkıcılara eşlik etmeye başlıyor. Bunların hepsi önemli isimler ama birkaçını zikretmek gerekirse David Lee Roth (Van Halen), Whitesnake, Chick Corea, Al Di Meola sayılabilir.
Dünyaca ünlü gitar markası İbanez onun adına kendi tasarımı olan 7 telli-ki hepsinin hakkını nefis verir,ayrıca bu gitarın bir örneğini Mirkelam’ın her gece klibinde, Cenk Eroğlu’nun elinde görebilirsiniz- JEM modeli gitarları üretmiştir.
Diğer gitaristlerden ayrılan en mühim yanı hümanist, müzisyenlerde sık görülen komplekslerden arınmış olmasıdır. Genelde neşelidir, hüzünlü sanılan şarkılarında bile içten içe neşe vardır. Meditasyon ve kişisel gelişim işleriyle çok ilgilidir ve bu da yansır yaptıklarına.Müziğinde ve liriklerinde genelde çok işin felsefik yönüne bulanmadan, reenkarnasyon, ruhsal arınma gibi temaları kullanmıştır. Bunu öyle yapar ki sözleri olmasa bile yaptığı işlerdeki başlangıç gelişme ve sonuç bölümleri bunu hissetirir. Kendisini canlı izlemiş biri olarak- üstelikte GSımızın UEFA şampiyonu olduğu yıl gelmişti ve GS forması giyip sahneye çıkmıştı gözünü sevdiğimin harika adamı- onun ve beraber çaldığı müzisyenlerin enstrümanlarına hakimiyetlerinin göstergesi olarak, şovlarını ve müzikalitelerini izleyenlere, dinleyenlere mükemmel bir biçimde ilettiklerini gördükten sonra uzun süre müzikle uğraşmayı kenara bırakmaya karar vermiştim.
Netice olarak buraya tek yaptığı albümleri yazamıycam-ki kendisi halen durmadan üretmektedir,zaten hızına yetişilmez- dileyen google dan bakar. Ama şunu söyleyeyim ki bir kere olsun dinlemeyen çok şey kaybeder.
NOT: dinlemeye “For The Love Of God” ile bir başlayın gerisi gelecektir :)
bugün 0, toplam 2 defa okundu...












