Geçen gün sefer tasına muhallebi koydum ve hastanenin yolunu tuttum.
Şekersiz, diyet bir muhallebi hazırladım kendi ellerimle. Bilmişlik yaptığıma bakmayın ilk defa böyle bir şey yaptım. Pişirdikten sonra da götürmek için tabak-çanak ararken, dolabın en üst köşesinde 3lü parlayan taslar bana göz kırptı. Evet bunlar ‘sefer tası’ydı ve evden dışarıya bir şey götürülecekse onların göreviydi bunu taşımak. Gururla bu görevi kabul ettiler ve içlerinden bir tanesini seçip öne doğru ittiler. Ben de doldurdum muhallebiyi içine, aldım tasımı çıktım.
Şimdi gündemden yazdığım bu konuyla yine geçmişlere doğru yelken açıyorum. Şöyle bir arkaya bakmadan yapamıyorum, rüzgarla 90’lara gidip duruyorum her seferinde. Bu seferki yolculuğumuzda ‘sefer tası’ ile oluyor.
(Yaşlanmanın ilk belirtileri bunlar mı acaba? Bugüne küstükçe, dünden gülümseyişleri çıkartmak, koklamak…)
Yok sevgili okur bu yazımızla şu an yağmasını umduğum yağmurun pek alakası yok. Ama sokakta sevdiğim ıslak köpeklerin bir ilgisi olabilir. Sevgimi ona sunduktan sonra bagajdan çıkan ve onunla paylaşabileceğim tek şey olan kepek ekmeğinin de yazıya katkısı olmayabilir.
Biraz önce saate bakarken gördüğüm an olan 22:22 birden gülümsememe neden oldu. Ortaokul yıllarında alıştığım ‘sevgilin seni düşünüyor’ geyiğine inanmak istedim. Hem bugün de 03.03.09. Uyumlu bir gün. Sevdiğim beni bol bol düşünsün. Ben öyle umayım ve bunun için bahaneler üretip saatin akrep ve yelkovanından medet umayım. Umut denen şey pembe bir şey zaten. Pamuk helva gibi, ağza atar atmaz eriyip giden.
Konuyu bağlamak adına son sözümüzü bir tavsiye şeklinde sunalım.
Başta bahsettiğimiz sefer tasına umut doldurup aç karnına üç öğün alalım.
Geçmiş olsun efendim.
bugün 0, toplam 13 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- sefertası bandırma
- 3 lü çanak kafası
- sefer tası bandırma
- sefertası
- sefertası nerde












