Hani “Bilmemneyi neden böyle yaparız” başlıklı yazıların tipik bir başlangıcı vardır ya, “bilmemneyi böyle yapmak için bir çok neden vardır” diye,işte “Sevdiklerimizi niçin üzeriz?” başlığı altındaki bir yazı için tam tersi bir başlangıç yapmak gerekiyor.
Sevdiklerimizi üzmek için hiç bir neden yoktur. Sadece, üzme anında içine girdiğimiz saçma ve düşüncesizce ruh halimiz vardır. Bu ruh hallerinden benim için en geçerli olanı şımarıklıktır. Sempatik bir şımarıklıktan bahsetmiyorum. Tamamen kaba, düşüncesiz ve somurtkanlık üzerine kurulu bir şımarıklık bu. Nazının geçtiğini gördüğün an daha da rehavete kapılmak ve iyice huysuzlaşmak… Dünyanın en anlayışlı insanının bile katlanamayacağı bir sabır denemesinde bulunmak…
Bu durumun sonu her zaman başından bellidir. Önce türlü huysuzluğunu, somurtkanlığını yaparsın, sonra karşındakinin sabrı tükendiğinde düzeliverirsin birdenbire. Birdenbire dünyanın en bahtiyar ve güleç insanı oluverirsin. Az önce ne halt yediğini biliyorsundur çünkü. Durumu düzeltme telaşı sarar dört yanını. Ama kalpleri kırmışsındır bir kere. Yoktur bir faydası sempatikliğin. Yoktur faydası dünyanın en akıllıca şakalarının bile. Özür dilemenin de yoktur…
İnsanız, belki zaman zaman saçmasapan ruh hallerine bürünüyoruz, ama bu “naz geçirme” ve “şımarıklık” hallerinin yaydığı “kalp kırma tehlikesi” sinyallerini, çabucak algılayıp ruh halimizi, kendi çabamızla (bunu başkası sizin için yapamaz, yardımcı olur ama asla yapamaz) bir an önce tersine çevirmeli ve kendimize gelmeliyiz. En azından ben…
Yoksa, alabildiğine moral bozucu, yıpratıcı ve yanında durulmayası insan olmak kaçınılmaz olur. Anlayış beklemek yerine, anlamak ve anlayış göstermek gerekir. Bu daha samimi bir davranış olsa gerek.
bugün 0, toplam 18 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- sevdiklerimizi üzmek
- sevdiklerini üzmek
- birini üzmek için ne yapmak gerekir
- neden en çok sevdiklerimizi müzeriz
- neden insanları üzeriz













sakinkafa “psikoloğumla mutluyum” servisi sundu