Bugün yoğun bir iş gününün son saatlerinde öğrendiğim, lakin iş çıkışı iptal edemeyeceğim bir programım olduğundan gün boyu aklıma geldikçe iç geçirdiğim; beni davet, dolayısıyla haberdar eden arkadaşımın akşam arayıp “Caferağa Medresesindeyim ve bil bakalım yan masada kimler oturuyor” deyip bir yandan sevdiğim şair ve yazarların ismini sayıp, bir yandan da ‘hain’liğin kitabını yazdığı bu etkinlikten bahsetmek lazım.
İstanbul Şiir Festivalinden bahsediyorum. Bu yıl 2. si düzenlenen festivale aralarında Ali Günvar, Arif Ay, Ataol Behramoğlu, Ayşe Sevim, Betül Tarıman, Celal Fedai, Egemen Berköz, Eray Canberk, Gülten Akın, İbrahim Tenekeci, İsmail Kılıçarslan, Kamil Eşfak Berki, Nilay Özer, Osman Konuk, Oya Uysal, Sedat Umran, Şeref Bilsel, Turan Koç, Ülkü Tamer ve Veysel Çolak, Boğdan Cretu, Adela Greceanu, Doina Ioanid ve Sorin Ghergut’ın da olduğu, 16 ülkeden 40 şair katılıyor. Festivalde ayrıca film gösterimleri ve konserler de var.
12-16 Mayıs tarihleri arasında Emirgan Malta Köşkü, Caferağa Medresesi, Galata Kulesi, Kızlarağası Medresesi, Yerebatan Sarnıcı ve D&R ve alışveriş merkezleri gibi İstanbul’un farklı mekânlarında, şiiri sahibinin sesinden dinleme imkânı sunuyor festival.
Etkinliğin kanaatimce en güzel kısmı olan bugünü kaçırmış olsak ta, son iki günün takvimi için:
15 Mayıs Cuma
16 Mayıs Cumartesi

bugün 3, toplam 26 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- caferağa medresesi
- kızlarağası medresesi
- malta köşkü
- arkadaşıma şiir
- ailede kime benziyorum ile ilgili şiir













Ömrüm Diyorum Çok Acemi Hayat Çok Usta
-sesi içinde boğulanın kendi sesinden-
sesimi duymayacak kadar yalnızım hayat
iki kişi arasında gidip gelmek kadar anlamsız
her odanın kapısı için bir anahtar edindim
çevirdim çevirdim hiçbiri açılmıyor ne çare
ayrılık böyle yaşanıyormuş demek bunca hayat
boşu boşuna debelenip durmakmış zahir
ellerim kimin ellerini tutsa hızla soğuyor ölüm
böyle birden başlıyormuş insanın gövdesinde
kapılar birbiri ardına açılır belki kar yağar
pencereden ömrüme tekrar girerim kime ne
aile okul arkadaş ortamı nasılsa her şey kurgu
kim kime benziyor kim kimi anlıyor bilmem
ama bildiğim ne varsa unuttum
neşter bileğlenmiş bıçak gibi dolanıp durdukça
ellerimi uzatıyorum damarlarımı kesse bari
upuzun geceydi hayat galiba yalnız kaldım
sokaklardan geçip gidiyor yol bilmez ömrüm
ömrüm diyorum çok acemi hayat çok usta
kime aşkı sorsam yanıt yok sevişmek deyince
aklım karışıyor gözlerimi kapatıyorum nasılsa
hangi ecza yalnızlığın ilacı olabilir bir bilsem
acılar sesimi yükseltecek yarılanmış sigarayı
alıp avucumda söndürüyorum ne yapsaydım
kendime söz geçirecek insan değilim
kitaplar bir şeyler söylemez olalı çok oldu
şiir ömrüme hiç uğramıyor sözcükler bana kırgın
avlusu olmayan evim hayat kapısı bana kapalı
çiçek yetiştirdiğim hiç olmadı
ne zaman sulanır hiç bilmem
sokakta insanlar hayattan söz ediyor sevgilim
paranın erdeminden evinden arabasından
konuşmaya vaktimiz olmuyor sevişmek içinse çok geç
ama evinin anahtarları hâlâ çantamda kapıyı
açsam süzülsem içeri benim bu evin kızı
gitmeye çoktan hazırım midemde ağır bulantı
kussam rahatlarım ama kim temizleyecek
hayat kötü bir düş iyi demeye dilim varmaz
yalnızım bunu kendime bile söylemiyorum
kapıyı bir açsam kanım boşalacak içime
bakir bir dünya kalmadı haberim yok ecza
sürdüğüm her yarayı oyuyor tükürüyorum
bu hayatın tam da dibine kadar girmişim
biri vardı yalnızın biri çoktan bırakıp gittim
beni hatırlatıyor yazdığı her mektup yanıtsız
bıraktım hayata dair sorularımı dünya
kendi kapımdan geçmeyeceksem neye yarar
acemi bir kızım yine kasıklarım sancıdı
kendimi unuttuğum yeri hatırlamıyorum etrafım
olmadı benim sesimi sakladım durdum
şimdi bağırıp duruyorum biri duysa bari!
(Kendini Kanatan’dan)
‘sesi kendi içinde boğulan’dan diyor şair…belli ki acemi olan kız,usta hayatın içinde sesini kaybetti.
o kadar ki kendisini yazmak bile şaire düştü..ya da kız sadece malzemeydi (!) şair için,belkide kendi gençliğiydi.ama ben şairin kıza sevgi duyduğunu düşünmek istiyorum.ve hatta biraz daha ileri gidip kızın şimdi ne durumda olduğuu merak diyorum.
bi sürü ihtimalden biri..(2006 yılında yazıldığını düşünürsek)
ailesinden ayrılmış,okulu bitmiş,arkadaşları değişmiştir.fakat acemiliği ona yakıştırıldığından beri üstünden gitmemiştir.unutkanlık özelliğini yaşayabilme ihtimalini sürdürmek için kullanmak zorundadır.
iki kişi arasında gidip gelmekten sıkılmış, hatta üçüncü bir kişiyle evlenmiştir.
evinin avlusunda çiçek yetiştirmeyi hiç becerememiştir.ama çiçekleri hep çok sevmiştir.
hayatı,melodileri ve şiirleri de.
çünkü o acemidir.
acemi olmak güzeldir…
her şeyi kucaklayıp,sonra yalnız kalıp,üzülüp,sonra niye yalnız kaldığını unutup,kafası karışıp tekrar kucak açandır..
acemi yaşamak güzeldir…
başka ihtimal düşünmek isteyen var mı?
sevgili lale hanım,
yorumunuzla sakin kafa tarihine geçmişsinizdir sanıyorum, yalnız nicelik değil nitelik itibariyle de :)
ve evet, “acemi olmak güzeldir.”
bende yazarken farkettim aslında, yorum yorum olmaktan çıktı gidiyor metin olmaya diye… ama tekrar silmeye kıyamadım.bi daha ki yorumumda çok yer kaplamamaya gayret ederim.acemilik etmiş deyin.. af ola..kabul göre..
estağfurullah efendim, ne demek öyle acemilik filan. daha çok yer kaplayın lütfen. bunun nesi fena ki? bilakis pek hoş!