Morgen Freeman için söylenen bir laf vardır: “Adam Tanrı’yı bile oynadı, daha ne yapsın?” Evet, “Bruce Almighty” ya da Türkçe haliyle, “Aman Tanrım!” Morgen Freeman’ın Tanrı’yı oynadığı önemli bir film. Önemi, sanatsal anlamda sinemada çığır açmasından değil. Zaten bu seride bahsedeceğim filmlerin çoğu, popüler kültürden olacak. Çünkü o popülerlik içindeki “inceliği” görmeyi daha çok seviyorum. Tüketilsin diye yapılan görsel üretimin, kristalleşmesini ve kalıcı olmasını istiyorum. O nedenle de, size şimdi Bruce Almighty’nin (Almighty kelimesinin “Her şeye kâdir” şeklinde çevrildiğini söyleyerek) kâdir olamadığı bir ana dikkat çekeceğim…
Filmin, birazdan bahsedeceğim cümleye doğru akışı önemli. Bruce (Jim Carrey), sıradan ve “ezik” bir karakter iken, bir anda Tanrı, onunla gücünü paylaşmaya karar verir. Ona, “Tanrı olmanın” ne anlama geleceğini gösterecektir. Her şeye gücü yeten, her istediğini sadece düşünerek gerçekleştirebilen birisinin neler yaşadığını anlatacaktır. Bruce, gerçekten de hayatı dilediği gibi yönlendirmeye başlar. Rakiplerini eler bu yöntemle. Sevgilisini daha mutlu etmeye başlar. Bu arada iktidar sahibi her erkek gibi, bazı kadınların ilgisini çeker…
Tam burada, “femme fatale” diyeceğimiz kadın tipi olaya dahil olur ve Bruce’la sevgilisinin arasını açar. Bruce bu noktada, sevgilisini geri kazanmak için çabalayacağına, tam olarak şunu der: “Ben Tanrı’yım! Beni nasıl sevmezsin?”
Hadi filmi baştan saralım. Evrimci bir mantıkla, erkeğin kadını etkileme yöntemlerinin birincisi ve en etkilisi, “sürüden ayrılmak”tır. Yani erkeğin, kadını etkilemek için kullandığı yöntem, “farklı” olmakla başlar. Farkını hissettirmeye çalışır. Bu aşamada, yaptığı her hareket, karşı tarafın ilgisini çekmeye yöneliktir. Onun algı kapılarını zorlayıp, adeta karşı cinsin her düşüncesinde varolmaya çalışır. Rüyalarında, iç konuşmalarında, düşüncelerinde, boş vakitlerinde, mesai saatlerinde… Her yerde!
Bunu sağlayabilmek de, “aşk” zannediliyor toplumların hafızasında. En azından erkekten kadına yönelik bir aşk stratejisi olarak.
İşte filmin muhteşem sahnesi şudur ki: Morgen Freeman’ın canlandırdığı Tanrı karakteri, Bruce’u alır ve Everest tepesine çıkarır. Orada yaptıkları küçük muhabbette, Bruce şunu sorar: “İyi de, ben onun için en iyisini biliyorum. Ona istediği her şeyi verebilirim. Üstelik neye ihtiyacı olduğuna dair de sonsuz bilgim var. Neden beni sevmesin ki?” Ve Tanrı karakteri şu enfes cevabı verir: “Bunun cevabını bulduğunda, bana da haber ver.”
Evet, bir insanın sizi sevebilmesi için Tanrı olmanıza gerek yok: Evet, bazı kadınlar vardır ki, “güce” taparlar ve “femme fatale” örneği onun için vardır. Lakin, asıl mesele, sevmek gerekçeleri en absürt hallerden birisidir. İnsanlar, Tanrı’yı sevmeyebilirler. Bazı kadınlar da, bazı erkekleri… Ve ne yaparsanız yapın, bir başkasının sizi sevebilmesi, yalnızca “ona” bağlı bir meseledir. Film, bunu bu muhteşem empati jimnastiği ile verebildiği için bende ömür boyu kalacak bir tat bırakmıştı…
bugün 0, toplam 6 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- sinema sanattır
- bruce almighty oynadığı filmleri
- bruce herseye gücü yeten
- her şeye kadir burce
- herseye gücü yeten bruce













filmin mizahi yonune de vurgu yapmak lazim. “I’ve got the power” :)