Artık saklamanın anlamı yok.
Evet bazen kendi kendime İngilizce konuşuyorum, ve adeta kendimi Al Pacino gibi hissediyorum. Çok düzgün kurallı cümleler kuramasam da, ses olarak güzelmiş gibi görünen cümleler kurabiliyorum. “If you do it, as a bone, you torch it! If you handle it like you handle yourself, i’ll gonna take care of myself” diyorum mesela. Bunu demek çok büyük haz veriyor. Hiç emek sarfetmeden, bir Hollywood yıldızı gibi hissedebiliyorsun. Bunları söylerken kendimi çok karizmatik hissedip, o karizmatikliği hiç bozmadan banyodaki aynaya taşımaya gittiğimde ise, çocuksu suratımı görüyorum. Bozuluyorum tabi, ama olsun. Ama çoğunuz böyle şeyler yapıyorsunuzdur değil mi?
Bir de sürekli müzik dinlerken, bir enstürmanı kendim çalıyormuş gibi hissediyorum. En ön planda olanı. Mesela güzel bir keman solosu varsa hemen kemancı oluyorum. Sonra kemana devam ediyorum. Ama bakıyorum solo bittikten sonra bir türlü geri gelmiyor kemancı. O zaman ben de çaktırmadan değiştiriyorum çaldığım enstürmanı. İlk başta bir bocalama yaşasam da hemen adapte oluyorum. Sonra o enstürmanında işi bitince, ön plana çıkan başka enstürman bekliyorum.
Canım Türkiyem! Halkımız okumuyor! Halkımız bilmiyor! Burası Türkiye sayın seyirciler.
İlginizi çekebilecek başka yazılar
İlgili yazı yokmuş



















[...] Bunu okuyan bunları haydi haydi okur:Süte Su Katan, En İyi Kötü AdamMeşhur Ramazan ReplikleriAl Pacino, Robert De Niro yine aynı filmde! “Righteous Kill”Küçük itiraf [...]
İtiraf için tebrikler! :) Düzgün olmayan bir İngilizce’yle bence en iyi Al Pacino taklidi yapılır. Kaldı ki kendisinin de aksağanı hemen hemen hiçbir filmde düzgün değil.
“aksağan” mı? yih yih. hiç böyle düşünmemiştim
ben genelde fight club dan okuyorm;; i want to you hit me as hard as you can.