Efsane dizi Süper Baba’da herkes kendisinden bir parça buluyordu.
Genç kızlar Zeynep’in özgürlük çabalarıyla aralarında özdeşlik kurardı heralde. Küçük kızlarda o minik Payende Çizmeci’nin oynadığı kızla belki aralarında bir bağ kurmuştur. Onlar beni ilgilendirmiyordu. Beni ilgilendiren “Alim”di. O benim ve arkadaşlarımın Süper Baba’daki parçasıydı.
Aynı yaştaydık Alim’le. Beraber büyüdük. Aynı senede Anadolu Lisesi sınavına girdik, kız arkadaşı yurtdışına gittiği zaman Alim ile beraber ağladım, Galatasaray Lisesi’nde bir çocuk ona sataştığında benim de içimde bir kin oldu, Aikido öğrenip çocuğu dövdüğünde ben de gururla, başım dik yürüdüm.Boyu kısaydı Alim’in benim gibi sonradan uzadı o da, öykü falan yazmayı severdi, bazen amcasına, babasına şakalar yapardı, güler dururdu ortalıkta. Leğende banyo yapardı, babası onu yıkardı ilk bölümlerde. Sonra kendi yıkanmaya başladı. Babasının dedesi o giyinirken odaya girince çık diye bağırmıştı! Dedesi de ona “çok meraklıyız sanki senin pipine.” diye cevap vermişti. Beşiktaşlıydı Alim, ne güzel adamdı.
Süper Baba hala zihnimdeyse, bunu Alim’e borçlu. Alimli sahneleri bekler dururdum. Alim’in ön planda olduğu sahnelerde soluğum kesilirdi. Alim’in Galatasaray Lisesindeki çocukla kavga edeceği bölümü izlemeden önce bütün gün okulda arkadaşlarla Alim’i konuşmuştuk. Alim bir kıza aşık olup, kızdan karşılık alamayınca Alim adına utanırdım. Alem benim için Alim’di, Alim benim alemim…
Alim, Alim, süper babanın oğlu süper Alim!
bugün 0, toplam 84 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- süper baba alim
- süper baba aikido
- süper baba
- alim aikido
- aikido süper baba













tamam mesajı aldım yazıyorum 90′lar yazısı :))
ben fenerliydi diye hatırlıyorum sanki. hatta galatasaray lisesini kazandığında faydasız amcası alimin yurt odasındaki dolabını içine fenerbahçe flaması asmıştı diye hatırlıyorum. (hani şu eskiden vardı ya ikizkenar üçgen kıvamındaki flamalar, kenarları pırpırlı fırfırlı.)
bi de annem de sevnimişti alim galatasaray lisesini kazanınca. biraz kıskanmıştım ben galatasaray lisesini kazanmadığım için.
gençlere not: bizim zamanımızda (çok severim kullanmayı bu kalıbı) anadolu lisesi sınavına 5. sınıfın sonunda girerdik. küçüktük yani o zaman.
bu cocuk ekmek teknesindeki firinci baba nin da yardimcisi olan degil mi ben mi yaniliyorum
alim bence cok uyuz bir cocuktu. nasil kendinizi alimle ozdeslestirebiliyorsunuz anlamiyorum.
bi de telleri yok muydu onun dislerinde, (dis teli kullananlar alinmasin ben de kullandim). konusunca iyice uyuz oluyordu. hatta o yuzden daha sonradan tanidigimiz alimlere bile zor alistik biz. alimler alinmasin:)
evet aydn o kişi ta kendisi:)
suphi ceyhun,
diş tellerinden ötürü ağzından tükürükler çıkararak konuşmaya çalışmasını Alim’in en vurucu noktalarından birisidir:)
Bu arkadaş büyüyünce de Yusuf Miroğlu’nun yanında serseriliğin dibine vurmuştu yanılmıyorsam. Hep acı çeken yüz ifadesinin ergenlikle beraber bambaşka huzursuz bir hal alması da cabası…