Sylvia Plath

6a00d83452508e69e200e54f7cc71e8834-800wiOkumaya başlayıp, biraz da okuduğumu anlayabildiğim zamandan beri ismini dilimden düşürmediğim nadir yazarlardan biri. Şiir okumayı sevmediğim gerçeğini, birbiri içine geçmiş farklı akımların sentezi ile , ‘gerçek olaylar etrafında dönen soyut duygular’ üslubu sayesinde değiştirebilen tek isim. Şiirleri, okurken insanın yüzünde tuhaf ve anlamsız bir gülümseme yaratıp, idrak sınırlarını zorlayan cinsten. Hayatın her anında, anlamını bilmediğin bir şeylerle yüzyüze olduğunu apaçık bir halde önüne sunan bir kadın…

Sylvia Plath için hayat, manik- depresif bir çerçevede, çevresini anlayabilme gayretiyle sürdü her zaman. 8 yaşındayken, babasını kaybetmesinin ardından ilk şiirini yayımlayan yazar, şiirinde babasına karşı ölümü nedeniyle duyduğu tepkiyi de dile getirdi . Zannediyorum ki lise yıllarında, bir intihar girişiminde bulunmasının ardından doktorlar tarafından bir süreliğine akıl hastanesinde yatması uygun görüldü. Üniversitede ise okul gazetesinde şiirler yazmaya devam etti ve eşiyle de burada tanıştı.

Çevresiyle ve kendisiyle tam anlamıyla bir zıtlık içinde olduğundan olsa gerek 11 yaşından ölümüne kadar tuttuğu günlüklerinde, hayata dair tepkilerini, kendini ve olayları pek belli etmeden ama çevresindeki kişilerin üzerinde bolca durarak yazdığı, hayatını anlatan ‘Sırça Fanus’ basıldığında annesi tarafından yasaklanması istendi. Fakat bu istek onay görmedi. Sylvia Plath’in hayat hikayesini anlattığı roman, yazarın yayımladığı ilk ve tek romanıdır. Takma ismiyle yayımlanan roman ancak Sylvia öldükten sonra gerçek adıyla yayımlanmaya başladı. Sylvia’yı ilk feminist yazarlardan biri yapan romanın kendisi de ilk feminist roman ünvanını almıştır.

Sylvia Plath’in ölümü Elif Şafak’ın ‘Aşk’ isimli romanında bahsettiği gibi insanın tüylerini diken diken edebilecek kadar tuhaf. Üstelik bu, Sylvia’nın kocasıyla problemleri olan 2 çocuk annesi bir kadın olduğu düşünüldüğünde daha da acınası bir hal alıyor.

Artık her şeyden, herkesten bunalan bir kadın… 2 çocuk sahibi bir anne… İhanete uğramış bir kadın… Çocuklarından vazgeçemeyen bir anne… Soyut bir kadın… Her şeye rağmen yine de anne…

Çocukları uyurken kendini mutfağa kilitleyip, kafasını fırına sokarak intihar eden Sylvia, intihar etmeden hemen önce, çocuklarının baş ucuna birer tabak kurabiye ve süt bırakıp kendini öldürdü. Henüz 30 yaşındaydı üstelik.
Aynı zamanda Sylvia’nın oğlu da, 47 yaşında tıpkı annesi gibi intihar ederek yaşamına son verdi.
Ve işin daha da tuhafı, Sylvia’nın ölümünden birkaç yıl sonra, boşandığı kocası Ted Hughes’in metresi de Sylvia ile aynı şekilde intihar etti.

Bilmiyorum neden ama bu ölümü düşündüğümde son derece ilginç olmasının yanında nedense büyük bir merhamet uyanıyor ona karşı içimde. Çocuklarının başucuna kurabiye ve süt bırakmış olması nedense içimi kemirip durur ilk öğrendiğim zamandan beri. İçim burkuluyor hep. Ama neden bilmiyorum…

dino1:Sylvia’nın hayatını anlatan ‘Sylvia’ isimli bir film de var.
dino2: Zamanında Sylvia’nın intihar ettiği bu evde yaşayan bir başka yazar Yeats’in de aynı evde intihar etmiş olması evin lanetli olması ihtimalini gündeme taşıdı.



İlginizi çekebilecek başka yazılar

  1. The Crow: Gotik Canlar
  2. Zamana İsyan Eden Şarkılar 7: Nirvana – Smells Like A Teen Spirit
  3. V for Vendetta, ya da devrimin maskesi

“Sylvia Plath” için 7 yorum. Var mı arttıran?

  1. ayasophia | 9 Tem 09 (20:10)

    30′unda intihar etmek oldukça ideal aslında. sonrasında yaşamak bir alışkanlık oluyor ve daha da zor hale geliyor… 30′a kadar ettiniz ettiniz, yoksa zor. çok ciddi sebepleriniz olmalı. ve öyle süt ve kurabiye olayına girmezsiniz…

    intihara özendirme suçundan yazınızı mahkum ediyorum sayın melkede hanım :)

  2. MelkeDe | 9 Tem 09 (21:11)

    evet çok özendiriyorum intihara. Hemen de sitecek intihar edelim hadi

    :)

    Ama yine de ölümü, ölümünden sonra yaşananlar…
    Temiz kalpliymiş de ahı tutmuş herhalde :p canım ya

  3. ayasophia | 9 Tem 09 (21:53)

    sitecek intihar ediyoruz zaten… yazmak bir intihar yöntemi. yavaş ama etkili :)

    çok âh etmiş zavallı. bir yazarı “canım ya” diye seven okuyucuları varsa, olmuş işte olacak olan :)

  4. Sakin Kafa | 9 Tem 09 (22:06)

    arkadaşlar bu intihar bahsini kapatalım. şakası bile hoş değil. yakışmıyor bizler gibi hayat dolu insanlara :)

  5. ayasophia | 9 Tem 09 (22:38)

    ve ulu-editör olaya el koydu :)

    intiharla bile dalga geçilebildiğinde, hayat daha da ışıldar :P (gibi dandik bir aforizma ile cevap vereyim)

  6. Sakin Kafa | 9 Tem 09 (23:32)

    abi estafirullah ne baskınlığımı gördünüz şimdiye kadar. asi damarın kabardı yine :) ve nohutun şununu hatırladım: http://www.sakinkafa.com/ofiste-giymek-icin-terlik/

    hem ben okuyucu olarak yorum yapmıştım.

  7. persephone | 9 Tem 09 (23:32)

    Sylvia’nın Lady Lazarus’ u yok mu, hani şu ;

    “Out of ash
    I rise with my red hair
    And I eat men like air”

    diyerek bitirdiği, müthiştir. Belki de dediği gibi küllerinden tekrar doğacağına inandığından bu kadar basittir onun için bırakıp gitmek…

Yorum yazmaca