Ben ilkokulda okuyorken, çalışkan, uslu bir öğrenciydim. Bunların sonucu olarak öğretmenimin her gün verdiği, sabahtan akşama tüm çizgi film kuşağını kaçırmama neden olan uzun uzun ödevleri de hep yapardım. Annem her gün okuldan gelişimde yemek yiyip ödevlerimi bitirirsem çizgi film izleyebileceğimi söylerdi. Ben de saf saf inanırdım tabi sonra saat 2′den 5′e kadar ödev yapardım. O saatten sonra da Şeker Kız Candy gibi saçma çizgi filmler çıkardı çok sinir olurdum.
Neyse, ben bu ödevler yaparken en çok da etkinlik sorularına şaşırırdım. Şöyle ki, öğretmenimiz ünitenin sonundaki soruları cevaplayın derdi. Ünite konusu çevre olsun mesela, çevremizdeki canlılar, çevremizin güzellikleri tadındaki soruları geride bırakırdım rahatlıkla. Fakat son soruya gelince donup kalırdım: “Çevremizin kirlenmesine sebep olan etkenler nelerdir, tartışınız”. Akşam saatlerinde televizyondaki açık oturumlarda ağzından köpükler saçarak tartışan(!) insanları bildiğimden tartışmak bana çok edepsizce gelirdi. Bir kitap ilkokul öğrencilerinden nasıl bunu isteyebilirdi! Ertesi gün okula gelince arkadaşlarımızla sıradan şakalaşmalarımızı yapardık. Soruda geçen “tartışma” kelimesinden yola çıkarak birbirimize kaşlarımızı çatıp el kol hareketleri yaparak “Arkadaşım çevreyi kirletme niye kirletiyosun!” diye bağırırdık. Sonra da saf saf gülerdik. Halbuki Türkçe dersinde öğrendiklerimizden “tartışmak” fiilinin “tartmak” fiilinden türediğini anlamalıydık. Birbirimizin düşüncelerini tartmak gerektiğinden haberdar olmalıydık. Biz, onun yerine televizyondaki iğrenç adamları örnek almayı daha cazip gördük.
bugün 0, toplam 9 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- tartışmak













“bir şeyi televizyon söylüyorsa, doğrudur” vecizesini hatırlattı bana :)
bir arkadaşımıza ait “hayatım boyunca tartışmalardan uzak durdum, bu tartışmadan da uzak duracağım hocam” efsane repliğini hatırlattı bana da :)