Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

Tavanarasını karıştırmak… (Bizim evlerde tavanarası olmaz ki!)

10 Eyl 09 (21:11) | ayasophia yazdı | Hayattan Detaylar | 6 yorum

korku1Çocukluğumda ne vardı ki? Düşündüm de sahi ne vardı? Hatta düşünmeme bile gerek yok, çocukluğumdan yanıma ne kaldı? Somut bir şey söylemek isterdim. Lakin yok! Annem babam, ailem… Hepsi de değişti. Zaman sürekli değiştiriyor her şeyi. Nostalji yapmanın anlamı yok. Çocukluğumun bayramları yok, çocukluğumun sokakları yok, çocukluğumun televizyonu yok! Haliyle, o günlerden bahsederken aradığım şey, aslında bugün özlediğim şeyler. Üstelik tam olarak o gün elde ettiğim şeye dönmem de imkansız. İlk günahla masumiyet arasında derin bir uçurum var. O kadar ki, yırtılıp giden sadece perde değil. Hafif bir çatlakla başlayan şey, zamanla yıkımlara, enkaza ve nihayet bir uçuruma dönüşüyor. Boşluğu görmeye dayanabilecek miyim? Bilseydim, bugün o boşluğa bakıyor olurdum. Yine de Tanpınar diyor ya, “uçurumdan düşmek, önce ona bakmakla olur” diye. Gözleri kapatmak belki de en güzeli.

Hah, hatırladım! O yıllarda bilyelerim vardı. Rengarenk. Küçük oyuncak arabalarım vardı, onlarca. Kaslı, yakışıklı ve kostümleri olan bir Action Man oyuncağım vardı. Bir de kitaplarım vardı. Ortaokul yıllarındaydım, Cemil Meriç okurdum. Nadire Mater’in “Mehmedin Kitabı” isminde bir çalışmasını okumuştum. Orjinalinden Hadis kitapları karıştırıyordum. Descartes okuyordum ucundan. Kuran meali okuyup, altını çiziyordum ayetlerin. Marx’a henüz dilim dönmüyordu ama solcu kitaplar okuyordum. Mevlana’ya adım atmıştım. Tasavvufa dair bir şeyler karıştırıyordum. Bir yanda oyuncaklar ve sokak, diğer yanda kütüphane dolusu kitap. Amin Maalouf’un romanlarını okurken doyuyordu ruhum maceraya. Yürüyordum sade. Ticaretle uğraşan yerleşik bir ailenin ferdi olarak, çakılı kalmıştım Anadolu coğrafyasının ortasına.

Neye elimi atsam sonunda oluyordu bir şeyler. Can Yücel şiirleri okudum ilk. Jules Verne’in bir iki romanını okurken, aynı fantastik kurguyu Ömer Seyfettin’in de yakaladığını çözmüştüm. Başını Vermeyen Şehit’i okurken, “ne büyük milletmişiz!” demiyordum yazarın istediği gibi. Aklıma bile gelmemişti nasıl bir millet olduğumuz. Ama başını vermeyen şehit’i sevmiştim. Başını koltuğunun altına alarak at süren bir savaşçı, mitolojik bir karakter gibiydi. Mitolojinin “milleti” olmadığı için belki de bu kadar kudretli geliyordu insanlara. Arif Nihat Asya şiirleri okuyordum bir de. Kutsallara övgüler düzüyordu. Şeker Portakalı’nı alıp, kitaplıkta unutmuştum. Hiç de okumadım sonra. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’i okumadım ama o yazarın başka kitaplarını sevdim. Paulo Coelho’dan Simyacı’yı pek tutmasam da Işığın Savaşçısının El Kitabı’nı altını çize çize hatmettim.

Hilmi Ziya Ülken’in Türk Tefekkür Tarihi’ni okuduğumda henüz ortaokuldaydım hala. Orta Asya’daki düşünce tarzından Farabi’ye, oradan erken Cumhuriyet ideolojilerine geçip giderken, Amin Maalouf’un hikayelerini okur gibi oluyordum. Tolstoy ve Dostoyevski’den okumuştum. Umberto Eco’nun Gülün Adı’nı yarıda bırakmıştım. Gogol’un “Burun”u o kadar hoşuma gitmişti ki, her yerde “enfiye kutusu” bulurum ümidiyle gezinmiştim. Küçüktü şehir o zamanlar, üç beş yerde daha fazla kitap bulabilir miydim? İhsan Oktay Anar, o zamanlar pek meşhur değildi, dünyama girdiğinde Efrasiyab’ın Hikayeleri’ni ezber ediyordum. Peygamberler Tarihi’nin ilkokulda okuduğumdan, ortaokulda herkese hava atıyordum: İbrahim Peygamber henüz bizim yaşımızda bile değilken bulmuş Allah’ı, bunu biliyor muydunuz?

Televizyon da izliyordum muhakkak. Huysuz Virjin ve Okan Bayülgen favorimdi, ilkokuldayken ben. Engin Ardıç’ın haber sonrası yorumlarını severdim. Tarih Yargılanıyor diye Mim Kemal Öke’nin sunduğu programı severdim. Süper Baba ve İkinci Bahar’ı izlemedim. Deli Yürek’teki şarkılar hoşuma giderdi. Susam Sokağı favorimdi. Pokemon da sevmedim. Yılan Hikayesi’nin en sevdiğim tarafı başröldeki Memoli’nin sinirli haliydi. O sinirin altından aşık oluşuydu. Meltem Cumbul’un saflığıydı. Elimin altından hiç çizgi roman geçmedi. Çizgi filmlerden de az izledim. Gene kitap okuyordum; “Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” diyordu birisi. Ölüm’e mektuplar yazıyordum. Delirmek istiyordum. 15′imde öleceğime adım gibi inanıyordum. Ölmedim.

Böyleydi ve daha fazlasıydı çocukluğum. Daha karanlıktı belki de. Anlatamayacağım şeyler var muhakkak. Bilin diye söylemiyorum. Nohut ısrar etti eski günleri anlatayım diye. Buyrunuz, çocukluğum…

Bu yazı ayasophia tarafından yazıldı;

ayasophia – yayınlanmış 211 yazısı bulunmaktadır.

31 Temmuz 2008'de "Batman'in Sarsılmaz Karizması" başlıklı yazısıyla sakinkafa.com ailesine katılan "ayasophia", sosyal bilimci olmanın getirdiği bakış açısını yazılarına yansıtmış, birikimleriyle sitemizin "Kültürel Köşe"sinin bel kemiğini oluşturmuştur. Editörlerimizden "ayasophia", halen ulusal bir gazetede meslek hayatını sürdürmekte, popüler konular üzerine yaptığı sosyolojik çıkarımları ile ilgi çekici yazılara imza atmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 33 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

  • tavanarasını
  • uçurumdan düşmek önce ona bakmakla olur

Bunu okuyan bunları haydi haydi okur:

  • Wolwerine’de cehennemi tatmak (4)
    Malumunuzdur belki, X-Men isim...
  • Cennetten bir köşe: Mauritius Cumhuriyeti (5)
    Gözünüzün önüne beyinlerimize ...
  • Geçmiş Zaman Olur Ki… (1)
    Nostalji iyi midir yoksa kötü ...
  • Ali’nin Büyülü Dünyası (3)
    Bugün Ali bizdeydi. Beraber Ge...
  • Mavimavimavimavi. (2)
    İnsanın sınırsız özgürlüğü keş...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


“Tavanarasını karıştırmak… (Bizim evlerde tavanarası olmaz ki!)” için 6 yorum. Var mı arttıran?

  1. faith no more | 11 Eyl 09 (9:02)

    Yine yapacağını yapmışsın güzel kardeşim, çocukluğunu olabilecek en nefis kelimelerle en hisli haliyle anlatmışsın, epeyce kültürel faaliyetlerde bulunmuşsun o döneminde üstüne, okuduğunu izlediğini anlatmışsın ama kafama birkaç nokta takıldı. Sokakta çamurda çivi oynadım, mahalle kavgası yaptım, okul çıkışı köşede sıkıştırıp tartakladılar, daldan erik çaldım gibi olmazsa olmazları göremedim senin çocuklukta. Bunlar karanlık taraflarda mı yoksa ? :)
    Ama bazı ortak noktalar da var benim o dönemlerden misal Ömer Seyfettin, Jules Verne, peygamberler tarihi ve bilyeler gibi.

  2. Nohut | 11 Eyl 09 (10:41)

    adam gibi anlatsana şunu ya :) kafamıza atar gibi anlatmışsın. haydi en baştan… Çocukluk ne güzeldi… Sizlere Engin Ardıç’ın haber sonrası yorumlarında neler hissettiğimi anlatacağım ahali… Haydi başla böyle Ayasophia. Sen ki bir bisküviden yazı çıkarmış adamsın koskoca Engin Ardıç’tan söğüt ağacı çıkarırsın.

    Peygamberler Tarihi gerçekten tüylerimi diken diken eden bir eserdi. İlgi çekici zayıf hadisleri de koyarlardı, onları gözümde canlandırırdım. Tüyler diken diken.

  3. ayasophia | 11 Eyl 09 (15:20)

    kafaya atar gibi yazmak değildi niyetim de, böyle oldu işte.

    karanlıkta kalanlar var tabi neden olmasın :)

  4. d. | 20 Şub 11 (0:12)

    dersu’nun internette bulabildiğim anlamı; hepsi-baştan başa hep. bu mudur? çok nadir bir isimmiş ki, gogıllandığında sadece 1-2 kişi geliyor. bu sebepledir ki, merak ettim. bu ismin kullanıldığı bir bölge vs. var mıdır? yoksa türkçe sözlük sahibi olan ebeveynlerin gözü kapattıktan sonra karıştırdıkları sayfalar sonunda parmak uçlarına değen ilk anlamlı isim midir.

  5. yulimeka | 21 Şub 11 (4:34)

    Sayın d. (Dersu):

    Merak etme, ismin rastgele bir isim değil. Evet, sık rastlamayabilirsin. Ancak kesinlikle öylesine konmuş bir isim değil.
    Dersu isminin kaynağı; 1975 tarihli meşhur yönetmen Akira Kurosawa imzalı Rus – Japon ortak yapımı Dersu Uzala filmidir. Bu film tam bir klasik ve ben de bunun senin sorun sayesinde öğrendim. Yorumunu gördükten sonra senin deyiminle gogılladım ve ilk karşıma çıkan linklere bir göz attım. Kesinlikle merakımı coşturan bir kaç site ziyareti sonrasında filmi indirip izledim ve neden bu filmin klasikleştiğini çok daha iyi anladım.
    Sana tavsiyem; bu filmi en kısa sürede edin, izle ve isminle gurur duy. Ayrıca ebeveynlerine bu ismi sana uygun gördükleri için teşekkür etmeyi de unutma. Aşağıda bazı linkleri incelemen için ekliyorum.
    Saygılarımla…

    http://www.imdb.com/title/tt0071411/
    http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=dersu%20uzala
    http://i27.tinypic.com/2it0jn.jpg (sağdaki yaşlı olan Dersu Amca)
    http://www.dr.com.tr/products/246363/Dersu-Uzala (Bu da filmi yasal olarak edinip, hatıra olarak saklayabilmen için ;) )

  6. ayasophia | 21 Şub 11 (17:09)

    dersu tartışması niye var ki şimdi burda? bir de, dersu yavuz altun isminde bir şair var. kimse bilmiyor pek.

Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Super Mario Rampage (1)
    • Değişim, Gençlik ve Sabite (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
    • Hayattan Notlar… (Bir de.. (1)
    • Sakinkafa Haberleşme Aparatı (1)
    • Katil bahcivan! (1)
  • google & sakinkafa

    • facebook grup kurma
    • ingilizce sik kullanilan cumleler
    • atari salonu oyunları mustafa
    • clint eastwood
    • israil
    • mabel matiz merak ediyorum şarkı sözü
    • mabel matiz merak ediyorum şarkı sözleri
  • sohbet muhabbet

    • rumuz: ah ah birde atılan terlikleri bilseydi yavrucağız sayma yetisini hepten kaybederdi...
    • ayasophia: ben orhan pamuk’un herhangi bir karakterinin o mertebede bir âşık olamayacağını...
    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
    • ayasophia: bir keresinde bir japon filmini ciddiye alıp izleyeyim dedim, onda da japonca bazı...
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.