Tevekkül ile üşengeçlik arasında

Malumunuz, genellikle Sufî geleneğinde sıkça rastlanan “tevekkül” kavramı, günlük hayattaki kullanımının aksine, “bir işi yapmak üzere bütün insanî çabayı gösterip, neticeyi Allah’a bırakmak” şeklinde anlaşılabilir. Negatif çağrışımları, şu modern-rasyonel dünyada daha çok olan “kadercilik” meselesinin aksine tevekkül, önce esaslı bir azim, ardından sabırlı bir bekleyiş gerektiriyor. “Nasipse olur” demeden evvel, nasip olması istenen şeye yönelik, makul bir ölçüde, hamlenin yapılmasını çağrıştırıyor.

Üşengeçlik ise, herhangi bir dinî, ideolojik sisteme dâhil olmasa da, insanlığın öteden bu yana içinde taşıdığı temel nefsanî değerlerden birisi. “Üşeniyorum, öyleyse yarın” gibi hoş kelime oyunları, “tembellik” gibi benzerlikler kurulabilir. Üşengeçliğin temelinde, “durumunu koruma” içgüdüsü yattığı kadar, “yeni bir hâl”in ne getireceğini bilememe korkaklığı da vardır. Bir yandan, “Midyat’a pirince giderken, eldeki bulgurdan olmama” felsefesini bahane kılma, diğer yandan “kim uğraşacak şimdi?” hazırcılığını şiar edinme, üşengeçliği iktiza eden davranışlar arasında sayılabilir.

***

Geçenlerde, kendimde keşfettiğim bir şeydi bu: Tevekkül ettiğimi sandığım durumlarda, aslında içten içe üşendiğimi, dehşetle, fark ettim. Meseleye giden yolları iyi değerlendirmekten, sebeplerin bir araya gelmesi için çalışmaktan ve doğru stratejiler kurmaktan üşenip, “Amaaan, olursa olur…” deyiveriyordum. Lügatimden “mücadele” kelimesi siliniyordu sanki. Neden mücadele edecektim ki? Nasipse olurdu, zaten. Tam o zaman, üşengeçlikle tevekkül arasındaki ince perdeyi, hani “tevekkül”ü anlatırken yukarıda özellikle koyduğum “şart”ı unutup, bir oraya, bir buraya salınıyordum zaman zaman.

Mesnevî’den bir hikâye ile bitireyim.

Âlim bir zat, Allah’ın herkese rızkını gönderiyor olmasını hâl diliyle öğrenmek üzere, kendince bir imtihan yapar. Der ki, “Madem Allah herkese rızkını bir şekilde gönderiyor, bakalım evden hiç çıkmadan ve hiç ses etmeden, durursam, kimse yemek getirir mi bana?” Birkaç gün böylece durduktan sonra, rızkı, komşusunun eliyle kapıya gelir. Ancak kapıyı çaldığı halde komşusu, içeriden cevap veren olmaz. Bu şekilde birkaç gün gelir, gider vefalı komşu. Her defasında elinde yemek kaplarıyla, evine döner. Nihayet âlim zât, iyice güçten düşmek üzereyken, kapı çaldığında gayriihtiyari öksürür. Komşu kapıyı zorlayarak açar ve yemeği yetiştirir. Âlimin çıkardığı ders şu olur: “Allah’ım herkese rızkını veriyorsun âmenna, ama öksürtmeden de vermiyorsun.”

Öksürmeyenine “üşengeç” deniyor işte.

Bu yazı ayasophia tarafından yazıldı;

ayasophia – yayınlanmış 233 yazısı bulunmaktadır.

31 Temmuz 2008'de "Batman'in Sarsılmaz Karizması" başlıklı yazısıyla sakinkafa.com ailesine katılan "ayasophia", sosyal bilimci olmanın getirdiği bakış açısını yazılarına yansıtmış, birikimleriyle sitemizin "Kültürel Köşe"sinin bel kemiğini oluşturmuştur. Editörlerimizden "ayasophia", halen ulusal bir gazetede meslek hayatını sürdürmekte, popüler konular üzerine yaptığı sosyolojik çıkarımları ile ilgi çekici yazılara imza atmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 625 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

Dünya Alem Duysun Bunu ;

sakinkafa der ki: \\

  • maytekin :

    şu soğuk kış günlerinde insan yataktan çıkmaya bile üşeniyor.

  • CibiCib :

    Galiba bu yazıya uygun birçok şarkı vardır ama; ben ilk aklıma geleni eklemek istedim.

  • mor paspas :

    Hepimiz muazzam derecede tembeliz, bişiler uydurup kendimizi tembelliğe ikna ediyoruz. Bu bir yetenek midir. Yok. Saf miskinliktir.
    ayasophia gibi itiraf edip üzerine gitmeli, tevekkülü ayarında bırakmalı.

  • ben itiraf ettim ama üzerine gitmeye üşeniyorum :)

  • mor paspas :

    olsun o da bir adım. ilerde artık gerisine bakarsın.
    nasip.
    kısmet.
    :)

  • met :

    Bir de tevekkulun “bakariz insallah” durumu var ki sanirim “nasip kismet”ten hemen sonrada o geliyor.. :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

oyun



Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
sohbet muhabbet
  • Sahidüş: [ilk sahur, son iftar] dizi aralığı hoş olmuş:) Bekiroğlu’nun “babasız ilk...
  • gamze: allahım çok mutluyum. tank 90 <3. çok teşekkürler
  • söylemem :): yalnız yorumları okudum da şimdi, ne çok özlemişim bu muhabbeti. yıllardır...
  • Tomambas: Okurduk bunları eski Ramazanlarda.
  • mor paspas: Amin.
  • guzelsözlercom: dolapta pasta 4/G hasta bırakın ölsün 4/D gömsün bir avuç fıstık sesinizi kıstık...
  • Defne: İmam Gazali de der ki, “Haydi kalk gidelim” denildiğinde “Nereye?”...
  • MERT: Bı Japon bide neon
  • MERT: Ben sekiz yıldır fanusta besliyom
  • elif_mira: 4/D 4/D bizim adımız 4/C 4/C düşmanımız canımız kanımız futbolcularımız...
  • artist: bir avuç karga ötmeyin orda ses gelmedi görüntü gitti noldu ../A pilin mi bitti
  • violetta: Bir avuç karga ötüyor orda. 8-A evine futbol senin neyine. Ses gelmiyo pili bitti. Bir...
  • eylül: bir avuç karga ötmeyin orada.
  • hande betül sevimli: 5b 5b bizim adımız canımız kanımız sevda hocamız cam cama takılır mı camdan...
  • sıla kaya: 5 c 5c bizim admız bizi sevenler bizi tutanız .(adım bu arda sıla kaya sw olan yorum...