Alexis Proyas’ın gotik filmlerinden daha karanlık atmosferi sanıyorum Tim Burton bile oluşturmaya dayanamaz. Burton’ın ahenkli filmlerden, gotik filmlere geçişi belki de bu süreci imkansız kılıyor. Fakat Proyas, The Crow filmini kült hale getiren bir gotik ustası. İyi de nedir bu gotik? Nedir bu The Crow?
Gotikle ilgili olarak söylenti çok fakat sokakta gördüğümüz kadarıyla her şeyin siyah olmasıyla ilgili bir durum. Renksel bir karanlığın yanısıra da, insan ilişkilerinin güvensizlik üzerine kurulduğu, vahşetin sıradanlaştığı ve kanın su niyetine akıp gittiği bir şehir tasvirinden bahsedebiliriz. The Crow, zaten karga metaforunu kullanarak, hem Kafka’ya hem de bu karanlık atmosefere gönderme yapıyor ve böylece alt yapısını sağlamca kurmayı garantiliyor.
Filmin bir diğer sürprizi de Brandon Lee. Malum oryantalizmin genişleyip yayıldığı ve bilinç haritamızın Uzakdoğu’ya kadar dayandığı yılların kahramanıdır Bruce Lee. Brandon da onun oğludur işte. İşin ilginç tarafı, bu kara yağız delikanlı, filmin sonlarına doğru bir sahnede aynı babası gibi ölüyor. Sebep de aynı: Boş olması gereken silah, dolu çıkıyor ve patlıyor. Yakın zamanda Heath Ledger’ın ölümü gibi, Brandon’ın ölümü de The Crow için oldukça manidar oluyor.
Filmin konusu aslında oldukça Doğu felsefesi kokuyor. Haydutlar tarafından hunharca katledilen bir adamın/aşığın, kız arkadaşının intikamını almak için yeniden dünyaya dönüşünü ve bu süre içinde bir karga tarafından korunuşunu izliyoruz. Karganın kahramanımıza hem ölümsüzlük, hem de güç kattığı aşikar, fakat filmin bütün sahnelerinin gece çekilmiş olması ve gördüğümüz tek sahnenin bir anne ile kızının düzelen ilişkisini anlatıyor olması, Karganın bir de gotiklik kattığı yönünde düşünmemizi sağlıyor.
Evet, intikam her ne açıdan bakarsak bakalım, karanlık bir şeydir zaten. Nietzsche-vari bir intikam duygusu, bunun yanında übremensch (üstün-varlık) haline bürünmüş bir kahraman ve ölümle dans eden bu karakterlerin arasında bir polisle bir çocuk. Bir şehir, hatta mahalle filmi kıvamında az sayıda olay ve az sayıda aksiyon, fakat bol miktarda felsefe içeren bir Alexis Proyas filmi neticede.
Fakat şu var ki, bir sürü insan filmin sıradanlığına burun kıvırırken, bir kısım insanlar için bu film bir dönüm noktası. Özellikle anlattığı hikayenin arabeske kaçan tarafları, harika müzikleri ve Brandon Lee’nin doygun oyunculuğu açısından biz Türklere çok uygun bir film olduğu aşikar. Arşivlerde bekletilip, belirli aralıklarla izlenilen filmlerden olduğu da bir gerçek.

bugün 0, toplam 30 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- the crow
- karga filmi
- gotik nedir
- g otik ne
- crow filmi












