Çok ufak yaşlarımdan beri doğaüstü hikayelere, korku filmlerine bayılırım. Tek çocuk olmam hasebiyle odamda gözlerim faltaşı gibi açık, yatmadan önce annemlerin eş dostla konuşurken anlattığı gizlice dinlediğim perili korkunç hikayeleri tasvir ederek çok zaman geçirdim. Uzun süre annemle babam beni bunlardan uzak tuttular, ama önce halamlardaki beta sonra bize alınan vhs video ile kuzenimle beraber bu çemberi yardık. İlk bilinçli izlediğim korku filmi “Evil Dead” oldu ki başarılı bir film olmasına rağmen beni sarmadı. Daha sonra oldukça iddialı filmleride izledim ama beklediğim gibi olmadı hiçbiri, taa ki “Hayvan Mezarlığı” filmini izleyene kadar. İzleyenler bilir Stephen abimizden başarılı bir uyarlamadır. Şehir dışında bir yere taşınan aile önce evcil hayvanlarını, sonra da bebeklerini kaybederler. Sonra kaybettikleri ni geri almak için sırasıyla onları yaşlı komşularının gösterdiği kızılderili mezarlığına gömerler, ama bilmezler ki lanetlidir orası ve geri gelenler eskisi gibi olmaz. İşte bu noktada filmde beni kalbimden vuran nokta kaybettikleri bebeklerinin geri geldiği andır.Bebek suratında bir yara iziyle gelir ve sıradan herkesi keser. Babası peşinde koşar ama pat oraya pat buraya saklanan lanetli velet oldukça başarılı işlere imza atar.
Neyse film anlatmayı burada kesip konuya dönmek gerekirse çocukların olduğu korku filmleri bence sanırım çocuklardan böle vahşi işlere imza atmalarını beklemediğimiz için bizi en hassas yerden yakalar. Misal “Halka” filminde suçsuz günahsız sabinin esasen lanetli bir ruh olması hangimizi ürkütmedi ki. Hani filmin sonunda başaktris hah işte ruhunu huzura erdirdik derken, kızın kuyudan çıkıp dehşet salmaya devam etmesinin verdiği ürkünçlük ile kıyaslanabilecek başka çok az örnek var bence.
Yazıma başımdan geçen ve beni bu yazıyı yazmaya iten kafamda iyice gerilere attığım bir anımı yazarak son vereyim. Geçen yaz evde yalnız olduğum bir gece ne zamandır kenarda duran “Karanlık Sular” isimli filmin sanırım orjinal japon versiyonu olan filmi takıp, perdeleri iyice çekip zifiri karanlık ortamı sağlayıp, bir adet bira eşliğinde izlemeye başladım. Neyse film gayet iyi başladı herhangi bir sebepten başka bir yere taşınan boşanmış anne ve ufak kızı biraz ıssız bir apartmana taşınıyorlar, adaptasyon sorunları vs. derken uykum gelmek üzereydi ki birden olmadık bir şekilde beliren ıslak uzun saçlı kız çocuğu, sırtımdan enseme doğru diken diken olma hissiyatı, içime tarifsiz bir korku salınca ve akabinde evdeki ışıkları açıp,birayı lavaboya döküp , bildiğim duaları okurken flash tvde gerçek kesiti izleyip kafamı dağıtmaya çalışırken anladım ki, çocuklu korku filmleri benim harcım değil.
bugün 2, toplam 144 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- çocuklu korku filmleri
- çocuklu filmler
- korkunç filmler
- çocuklu korku filmi
- korkunç film













:) sonuna bayıldım.. bira dökülür ve dualar okunmaya başlar.. bir öze dönüş:)) harika!:)
yazılarını takip ediyorum.. ve merakla bekliyorum..
hayvan mezarlığını ben de izlediimde içimde tuhaf bir huzursuzluk oluşmuştu. o küçük çocuk şirin de bir yavrucaktı.. bir de chuckky var bilirsiniz. oyuncak bebekten korku öğesi çıkarılan..:)
chucky var bi de. çocuklu değil, çocuk oyuncaklı kategorisinde :))
Çocuklu yada çocuksuz… korku filmlerini izlemekten zevk alanları hiçbir zaman anlamamışımıdır.
korku filmi izlemeyi seven biri olarak hemen cevap vereyim.. genel olarak katil kişisinin zeki olması.. ve ben zeki insanları severim katil de olsa..
sinema zaten en sapkın düşünceleri bile insana “hoş” anlaşılabilir yahut makul kılma sanatıdır.
:)konu enteresan yerlere gelmek üzere…
korku filmleri çeşit çeşit bildiğiniz üzere benim ilgimi çeken doğaüstü olayları işleyen filmler, neden ? çünkü bizim kontrolümüz dışında gelişirler, gerçek olabilme ihtimali ve bunun verdiği ürperti bana dokundukça hafifçe acıyan ve aynı anda tatlı kaşınan yaralar gibi geliyor.
Filmlerde katilleri sevmek ilginç bir düşünce zeki olsalarda :)Genelde bu eksende dönen Testere ve türevleri yeni dönem korku-gerilim sinemasını tamamen şişirme ve abartılı buluyorum.
Sinemanın sapkın düşünceleri hoş ve anlaşılabilir hale getirme sanatı olduğunu düşünmüyorum.İnsanın kendine hoş gelmeyenleri beyazperde de görüp ha aslında böyle sergilenince o kadar da kötü değilmiş yahu diyebileceğini düşünmüyorum.
Oh be sırayla herkese laf yetiştirdim :)
bu arada bu söz bana ait değildi :) slavoj zizek nam rock yıldızınındır :)
the ring ya da saw gibi filmleri hep merak edip izlemek istemisimdir ama cok tirstigimdan, bunu birtürlü gerceklestirememisimdir.
ne ödlegim ben ya.
konu kesinlikle ilgi alanıma giriyor :) arkasını getirsem olur mu acaba faith no more ? ne dersiniz ?
ayrıca bir de “lanetli velet oldukça başarılı işlere imza atar” , başarılı işler :D
devamını mutlaka getir desek?
ilgi alanınsa hiç durma ve devamını getir lütfen, ne verirsek elimizle o gelir bizimle malumunuz…
bu lanetli veletler öyle başarılıdır bildiğiniz gibi :)