Donanımı, si için bakiye(dört komalık) bemolü, fa ve do içinse bakiye diyezidir (Bazı kaynaklarda ve notalarda fa diyezi donanım olarak göstermese de, eserin içerisinde geçen fa için önüne diyez gelir). Seyri ise inici-çıkıcıdır. Yani pesten tize ve tizden pese doğru sıralı notalar olabilir.Dügah(la) sesi durağıdır ve bu notanın hicaz eserlerde ilk nota olarak kullanıldığı da çok olur.
Hicâz makamı, Türk Müziği’nin karakteristik özelliğinin bir kısmını ortaya koyabilen, farkında olmasak bile çok duyduğumuz bir makamdır. Mesela, “Nasıl Geçti Habersiz” hicaz bir şarkıdır. “Urfa Dağlarında” hicaz bir türküdür. Türk Müziği’ni seven herkesin sevdiği gibi ben de bu makamı severim. Yalnız, uzun süredir aynı nağmelerin kafamda çınlaması bende bıkkınlık hissi uyandırdı ve bu makamı eskisi kadar dinlemez oldum. Benim aklıma hicaz deyince Urfa’da yapılan, canlısına hiç şahit olmadığım sıra geceleri gelir. Bir çok Urfa türküsü zannediyorum bu makamda olduğundan kulaklarıma gelen hicaz nağmeler bana sıra gecelerinden bir esinti taşır sanki:)
La sesinden sonra gelen si bemol ve do diyez sesleri bende kendime ait bir şeyler duyduğum hissi uyandırır. Ayrıca seslerin o aralıklarda dizilişi insanın hoşuna gider.
Kısacası, Hicâz Makamı benim için bilindik hikâyedir. Çoğumuz için öyledir aslında, sadece farkında değilizdir.
Size, benim çok sevdiğim ve kolay anlaşılabilir bir kaç eser sunuyorum:
Hicaz Mandıra- Lavtacı Andon
Hastayım Yalnızım- Lemi Atlı
Hicaz Saz Semaisi(Cananım)***- Göksel Baktagir
Balat(Ekmek Teknesi, İncesaz müziği)- Cengiz Onural
Bu eserler arasında da Urfa’dan bir şey yok ama sağlık olsun:)
***En sevdiğim hicâz eser
İlginizi çekebilecek başka yazılar
İlgili yazı yokmuş



















hicaz makamında notaların dizilişi nasıldır seslerin aralıkları