Türk Müziği’nde Makamlar

Türk müziği’nde eserler seslerin türüne ve bu seslerin oluşturduğu dizilere göre makamlara ayrılır. Ses dediğim de burda notadır yani. Makam deyince benim aklıma bemol, diyez falan gelir. Bunlar var tabi ama, bunların dışında bir eserin makamını belirleyen bir çok kıstas vardır. Bunlardan bazılarını biliğim kadarıyla paylaşmaya çalışayım;

Durak: adı üstünde duraktır bu. Eserin bittiği ses neyse durağı o olmuş olur. Pek fazla önemli değilmiş gibi düşünebilirsiniz, ne olcak yani sadece bir nota diyebilirsiniz ama hiç öyle değil. Mesela bir makamda taksim yapılırken o makamın durağı olan seste değil de başka bir seste durulduğunu düşünün. Bu, çizgi filmlerde, bir kahramanın her şeyi mükemmel yapıp yapıp işin sonuna geldiğinde içindeki coşkuyu durduramayıp bütün yaptıklarını son bir hamleyle batırmasına benzer. Buz Devrinde cıvık bir hayvan vardı ya, karpuzu tavuklardan korudu korudu sonra yere patlatıverdi, onun gibi bişey yaniJ neyse çok gereksiz olduJ

Güçlü: makamın genel olarak seyrinin geçtiyi perdeye(sese, notaya) verilen isimdir. Enstrumanda en çok hangi notaya bastıysa çalan güçlü odur diye de düşünebiliriz.

Seyir: bir makamın seyri inici veya çıkıcı olur. Yani ya do re mi fa… diye incelerek gider, buna çıkıcı denir. Ya da tam tersi durum olur buna da haliyle inici denir.

Donanım: benim en sevdiğim yer burası işte. Çünkü anlaşılması en kolay yer. Notaların başında sol anahtardan sonra bulunan bemol ve diyez işaretleri ver. Bunlar donanımı belirtir. Örneğin nihavend makamının donanımı si bemol ve mi bemol olur.

Dizi: Genelde dörtlü veya beşli diziler vardır. Bunlar, makamdaki donanıma göre seslerin art arda sıralanmasıyla oluşur. Bir makamda kullanılan dizileri bilmek zamanla olur. Oturup ezberlemek çok saçma olacağından, çalarken veya söylerken bunların farkına varmalıyız. Zamanla bunları bilmiş oluruz. Ben de bu dizi konusunda daha fazla bir şey bilmiyorum.

Eserler, bir makamda bestelenir. Mesela “Uyan Ey Gözlerim” ilahisi muhayyer kürdi makamında bestelenmiştir. Fakat eserler, kendi içinde makam geçkilerine yer verebilir. Bu da eseri monotonluktan kurtaracağından çok yararlı olur. Kulağımız Türk Sanat Müziği’ne biraz aşina ise makamları bilmiyorsak dahi eser içinde geçki yapıldığını anlayabiliriz.

Neyse şimdilik nu kadar. Uzun bir yazı oldu inşallah çok sıkmamışımdır.

This post was written by

segah – who has written posts on sakinkafa.com.

Email

bugün 0, toplam 222 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

Dünya Alem Duysun Bunu ;

Bunu okuyan bunları haydi haydi okur:

  • savaş barkçin :

    Merhaba,

    Hoş bir yazı. Tek kusuru, makamları “dizi” terimiyle anlatmaya çalışması. Merhum Cinuçen Tanrıkorur’un da dediği gibi “makam eşittir seyir artı dizi.” Dizi önemlidir, ama makamın asıl tanımı seyir üzerinden yapılır. Nitekim klasik edvâr (makamları tarif eden) kitaplarda takip edilen yöntem de budur. Sizin “durak” ve “güçlü” dedikleriniz de seyrin içindedir. Diziler ise şemalardır. Bir şeyi izah eder, ama o şeyi üretemezler. Klasik tavırda makamların seyirleri her şeyden önemlidir. Makamlara karakterlerini veren ve yakın olduğu düşünülen makamları birbirinden ayıran seyrin kendisidir.

    Ha, son bir şey: ses, nota demek değildir. “Perde” demektir, nota onun alfabedeki karşılığıdır. Bizim kullandığımız müzik alfabesinde, çıkardığımız bir takım seslerin karşılığı yoktur maalesef.
    Selamlar…

    Dr Savaş Ş. Barkçin

  • savaş barkçin :

    Merhaba,

    Makamlar iki ana unsurdan oluşuyor: dizi ve seyir. Ama seyri bilmeden o makamı sadece dizi ile anlatmak mümkün değil. Nitekim eski edvâr (makamları tarif eden) kitaplarında makamların sadece seyri izah edilir. “Dizi” kavramı daha çok Batı’dan öykünülerek alınmış bir kavramdır ve tek başına yetersizdir.

    Önce “seyir” kelimesinin kökenini keşfedelim. Arapça’dan aldığımız bir kelimedir. “Bir rota izleme, bir yolu takip etme, yolculuk, rota” anlamlarına gelir.

    Şimdi makamlardaki seyri, “belli bir istikamette yol almak” tabiri ile izaha çalışalım.

    Makamlardaki seyir; o makamın ses genişliğinin (vüs’atinin) içinde, o makamın karakterini veren (asma karar, güçlü perde ve karar perdesi) gibi vurguları içeren ve o makama has bir seyahattir.

    Şöyle düşünelim: Mesela Ankara’dan İstanbul’a bir çok şekilde gidebiliriz. Otoban var, E-5 var, tren yolu var, hava yolu var. Fakat başlangıç ve bitiş noktaları değişmiyor. Biz otobanı seçtik diyelim. Bu yol üzerinde, yani İstanbul menziline (karar perdesi) arabayla giderken (seyrederken), kimimizde alışkanlık olmuştur, Bolu Dağı’nda hep aynı lokantada mola verir. İşte bu mola yerleri de güçlü perdeleridir.

    Yani aynı menzile (karar perdesi) giden, dizileri (seyredecekleri yollar) aynı olan arabaların, mola yerleri (güçlü perdeleri) aynı olsa bile; her birinin bir gidiş hızı, tavrı ve tercih ettiği güzergâh vardır. Kimi, otobanı Bolu’da terkedip E-5′e girer, kimi sağ şeritten devam eder, vb…

    Bu şekilde meselâ Bayâtî ile Uşşâk, Hicazkâr ile Sûzinâk gibi birbirine dizi olarak pek benzeyen makamların asıl karakterleri seyirleri, yani belli bir yolda nasıl gittikleri ile ortaya çıkar.

    Makamların seyirlerini dizileri ezberleyerek veya solfej ile öğrenemeyiz. Bu aynı, bir insanın ismini ve fiziki özelliklerini öğrenerek onu tanımlamaya çalışmaya benzer. Halbuki isimleri ve fiziki görünüşleri aynı olsa bile, bir insanı farklı kılan şey seyridir, tavrıdır, karakteridir.

    Bu yüzden, her biri yanı hat üzerinde, aynı menzile seyahat eden her arabanın gidişi, içindekilerin konuşmaları, duyguları, hareketleri farklıdır. Her makamda bu yüzden birbirinden farklı nağmeler, hatta birbirinden farklı duygu ve revişler bestelenebilir.

    Makamlar ve seyirleri, bir fem-i muhsinden, yani sağlam bir silsileye bağlanmış bir üstaddan bol bol eser geçilerek, bol bol eser dinlenerek elde edilebilir.

    Size tavsiyem bugünlerde sayıları çok az olan böyle bir üstadı bulamazsanız bile, sağlam fem-i muhsinler olan merhum Bekir Sıdkı Sezgin ve Alaeddin Yavaşça gibi üstadların belli makamlarda icrâ ettikleri eserleri bol bol dinleyerek, o makâmın seyrine vâkıf olmaya çalışmaktır.

    Yine, dedegânın ve klasik bestekârların eserlerini geçerek ve analiz ederek de, makamların seyirlerini ve karakterlerini içselleştirebilirsiniz.

    Ali Sarıgül üstâdımın da dediği gibi, “makam dışta değil, içtedir.” Hepimiz ancak bir makamı sürekli çalışıp, dnleyip, icrâ ederek o makamı içimizde keşfedebilir, teşekkül ettirebiliriz. İşte o zaman biz o makam oluruz, o makam da biz…

    Muhabbetle…

  • segah :

    Yarım yamalak bilgilerimle insanlara az da olsa bir şeyler anlatmaya çalıştığım bir yazıyı önemseyerek cevap yazdığınız için çok teşekkür ederim. Tam anlayamadığım bir şeyi sormak istiyorum, “Bizim kullandığımız müzik alfabesinde, çıkardığımız bir takım seslerin karşılığı yoktur maalesef.” demişsiniz. Bize özgü seslerden adı olanlar yok mu? Örneğin, segâh perdesi bize özgüdür, yani bildiğim kadarıyla öyle anılabiliyor. Veya uşşak sesi için “uşşaklı basmak” tabiri kullanılıyor? Bilgi verme amacı güderken bilginin peşinden giden ben oldum:)

  • merv :

    hiç sıkmadı .uzun olması işime yaradı.. çok çok tşk ederim size ….muck(K)

  • ALI CAMBAZ :

    cok eyi bir anlatim , cok faydalandim ,Allah razi olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>



Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
sohbet muhabbet
  • zehra: 8\a canımız 7\a çorabımız
  • bahar: 6-A hamama lifte bizden bedava……..
  • Caner: Merhaba, Bir iletişim formu bulamadığım için burdan yazıyorum, sitenizde virüs var...
  • aHMET: kardesım eline saglık. biri allah rızası icin su kolu ya da klavyeyi iki kisilik...
  • misican: Ben 18.doğum günümü hatırlamıyorum ama : ”Kaç kurtar ruhunu yalnızlıkla(yalnızlık...
  • mor paspas: hoşgeldiniz sevgili dohoda. çok ilginç bir adınız var. “arabanın açık camında...
  • dohoda: Merhabalar, Sitenize bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine yeni üye oldum. Gördüm ki; yazı...
  • yulimeka: doğum gününüz kutlu olmuştur inşallah ;) videoyu gayet güzel eklemişsiniz de ben ufak...
  • faith no more: Öncelikle arabanın açık olan camından, ay rüzgar çarpacak şimdi diyerek huzursuz...
  • mor paspas: doğum günün kutlu olsun. 6 mayısta doğanların da doğum günü kutlu mutlu olsun.
  • mor paspas: bahar gelir, hoş gelir. siteye uzun süredir girmediğimin ben de farkına vardım. bahar...
  • ayasophia: Doğum günün kutlu olsun! Güzel yaşa… 18. doğumgünümde evde misafirler vardı....
  • Miss Luna: Sandalyeler, burada iki binanın arasına koyulmasıyla şunu ifade ediyor olmalı; burada...
  • cesur: alpaçino başlı başına mukemel bı aktordur çızgısınden ödun vermemiş hiç penbe dızide...
  • Cengiz: Arkadaşlar öncelikle paylaşım için teşekkürler. Programın Windows7 altyapısının...