Kerim Balcı, başka da güzel laflar ettiği bir konuşmasında şöyle diyordu; “siz herhangi bir kavramı yahut objeyi, başka kötü bir kavramla kullanırsanız sürekli, bir süre sonra ilk kavram/obje de tek başına o kötü şeyi çağrıştıracaktır.” (Verdiği örneği yazmamayı tercih ediyorum, konunun dağılmaması için).
Şimdi gelin Hollywood yapımı filmlerindeki rahip profilleri ile bizim Yeşilçam’daki imam profillerine bakalım.
Bir kere onlarda Robin Williams, Mel Gibson gibi eli yüzü düzgün, karizma tipler canlandırır bu karakterleri. Güler yüzlüdür, çocuklara oyunlar öğretir, gençlerle muhabbet eder, yardımseverdir, merhametlidir, yaşlılarca sevilir.
Bir de Türk filmlerindeki hacı, hoca, din adamı profilini düşünelim: yaşlı, çirkin, saçı sakalı birbirine karışmıştır. Yalancı, ahlaksızdır. İtici ifadelerle “emirleri ve yasaklar”ı bildirir, ve fakat kendisi köyün kötü adamı ile işbirliği içindedir, üç kağıtçıdır, çıkarları adına dini kullanır, insanları galeyana getirir. Çoğunlukla kadınlara karşı zaafı vardır.
Eski Türk filmlerindeki şu meymenetsiz tipleri düşündüm, sahtekar, üfürükçü, muska yapan tipleri, Vurun Kahpeye‘deki kadın öğretmeni taşlayan imamı, yahut yeni filmlerdeki, misal Vizontele’deki kekeme imamı, Gölgesizlerdeki evli bir kadınla ilişkisi olan imam geldi aklıma ve fakat Hollywood’un sevimli rahipleriyle yarışacak bir “imam” profili hatırlayamadım eski filmlerimizden. Televizyon karşısında büyümüş bir nesil için hafızalardan kolay kolay silinemeyecek portrelerdir bunlar.
Belki de sadece bu imajı kırma adına yapılan The İmam vardı ki, o da motosikleti, uzun saçları ve laptop’uyla biraz ‘protez’ idi bana göre. Yeni yeni daha “normal” imamlar görmeye başladık beyaz perdede. Dondurmam Gaymak ‘taki Egeli imam, yahut Beş Vakit’ teki hatalarıyla-doğrularıyla “insan” imam. ve Uzak İhtimal’ deki, halkla ve hayatla barışık imam, bizim gibi, bizden biri, “camide vaaz vermenin dışında bir hayatı da olan imam“. İzlemedim ama Adem’in Trenleri’ nde de Cem Özer “normal” bir imamı canlandırıyormuş.
Dün izlediğim Eşrefpaşalılar filmi de işte, teknik açıdan televizyon dizilerinden öteye geçemiyor olsa da, iyi bir ‘imam’ profili çiziyor. Nasıl, ‘ezik’ olmadan ‘mütevazı’, ‘kibirli’ olmadan ‘onurlu‘ olunur, çok güzel anlatıyor.
bugün 0, toplam 19 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- muskacı hoca film
- neşeli hayat filmi hutbe sahnesi
- türk filmlerinde hacı hocaların
- türk filmlerinde sahtekar hoca
- türk filmlerindeki itici hoca













Eşrefpaşalıları merak ediyor ve izlemek istiyorum ama dvd’si çıkana kadar izlemem teknik olarak mümkün değil ne yazık ki. Her ne kadar çok küçük bir sahnede olsa neşeli hayat’larda da hutbe veren bir imam vardı. gayet de mantıklı şeyleri alışkına yakın olduğumuz bir üslup ile anlatıyordu. Gerçeğe en yakın bulduğum imam karakteri bu olsa gerek herhalde sinema dünyasında. Şunu da söylemem lazım, ben öyle çocuklarla gülen, eğlenen, onları camiye ısındırmak için çok çaba sarfeden bir imam da görmedim mahallemde. Elbette vardır öyleleri, belki zamanla artmıştır (artıyordur) ama benim gördüklerim vakitten vakite namaz kıldıran, cuma hutbelerinde niye çocuklarınızı getirmiyorsunuz diye sert bir dille cemaati ikaz eden, diyanetin verdiği hutbelerin dışına çıkamayan, özel günleri haber vermekten öteye gidemeyen tiplerdi. Tabii bu en son söylediğimde imamları da suçlayamayız, diyanetin baskısı var üzerlerinde, onlara ne geliyorsa onu okumakla yükümlü oluyorlar.
Olayı sinema boyutundan çıkarıp imamların durumu tartışmaya getirdim. Konuyu çok dağıttım, affola.
keeping the faith (aramızdaki sarışın) adlı çok da rağbet görmemiş bir film var.
esas oğlanlar imam değiller tabi ama biri haham diğeri rahip. ortak noktaları, çocukluklarını ortak kız arkadaşlarıyla üçlü olarak geçirmeleri. kız zamanla şehirden ayrılmıştir ve yıllar sonra bir şirket yöneticisi ve sarışın bir bomba olarak iş gezisine gelir. komedi de böylelikle başlar. ben stiller, edward norton ve jenna elfman’dan… önerilir.
geçen sene vizyonda olan Angelina Jolie ve John Malkovich’in başrollerinde oynadığı “Changling” isimli filmde de, Bay Malkovich oldukça sağlam bir rahip rolündeydi. devletin kirli işleri ortaya çıksın diye uğraşıyordu…
filmi henüz izlemedim ancak ‘Eşrefpaşalılar’ filminin, burada kolaylıkla izah edilemeyecek bir misyon ile beyaz perdeye taşındığı hususunda duyumlar almıştım,o yüzden bahsettiğin konuya örnek olabileceği hususunda endişeliyim.
ama bu konu salt sinema ekseninde tartışılıp sonuca bağlanabilecek bişey değil bence. yani bi nazardan bakılınca neredeyse eğri cetvelden doğru çizgi çıkmasını beklemek gibi bişey oluyor bu.
dizi film karakterlerine seçilmiş isimler de öyle değil mi zaten; Avrupa Yakası nın Gaffur’u, Burhan’ ı; Aşk-ı Memnu’ nun Beşir’i , Cemile’ si vs.
Belki hepsi başlı başına ufak parçalar ama birleştirince ortaya çıkardıkları bütünlüğün ne anlam taşıdığını çözmek hiç de zor değil. Bu yüzden de olayı sanatsal boyutundan farklı ele almak gerektiğini düşünüyorum..