Türkçe giderse, Türkiye gider! Yabancı dille eğitim ile Türkiye gider.
Oktay Sinanoğlu
Bu beyefendi ne dediğinin, statü sembolü sayılan yabancı dille eğitim veren kurumlarda eğitim almanın Türkiye’nin geleceğini etkileyeceğini söylediğinin farkında mı? Bu konu hakkında yazılmış kitabı olduğuna ve basan yayınevi bulunduğuna göre, farkında olma ihtimalini ve haklı olma ihtimalini ihtiyatlı davranıp elden bırakmamakta fayda var. Bu nedenle iki ihtimali de içine çok girmeden mahalle karıları kavgası tadında değerlendirelim.
Amcam, 26 yaşında profesör olup “Batı’da yetişen son üç yüzyıl içindeki en genç profesör” unvanını alan kıskançlık krizimi depreştiren, tonton görünümlü gözleri çakmak çakmak biri. Sırf tontonluğundan ona inanasım geliyor fakat gizemli, kehanet dolu ve hayatımızın bir parçası olan şu iç ve dış kuvvetlerin var olma ihtimali (bu kuvvetler iyimi kötümü bilmediğimden) inanma diyor amcaya ve tembih ediyor ulu insan hatipliğinde. “İyi görünen durumların altında bir çıban çıkma ihtimali olduğunu anlaman için, unvanlarını nasıl aldıklarını hep merak ettiğin sözde aydın özde sünepe oğulları familyasının has üyeleri olan insanların tartışmalarına saatlerce maruz kalman mı gerekiyor.”
Bir yandan da hak vermiyor değilim saygı duyulması elzem olan değerli insana. Bu duruma neden olanlardan biri de “ok.” . Evet, bu iki harften ve bir noktalama işaretinden oluşan basit ama etkili ifade çok masumane görünebilir. Fakat anlaşmamızın bu iki harfle mümkün olduğunu düşünmem bugüne kadar öğrenmek zorunda olduğum hissi ve gerçeğiyle (öğrendiğimde söylenemez) ile yaşayıp saatlerimi harcamama neden olan Edebiyat, Türkçe, Dilbilgisi, Kompozisyon v.b derslerle uzun süre teşviki mesai neden yaptım.
Çözüm yok, cevap yok. Bu durum karşısında tercihimi, 30 yaşına merdiven dayamayı geçmiş, ayaklarını 29 yaş sahanlığında sallandıran biri olarak, bu tür meseleler karşısında dik durmayıp omurgasız davranmayı ve karşıma bir gün çıkacağına inandığım mentör’e sığınmaktan yana kullanıyorum.
M igren ile baş etmeyi, bir nefesle 30 dakika geçirmeyi, bir zıplayışta ay’a dokunmayı,
E teklerimin zil çalmasını, başımı bacaklarımın arasından geçirmeyi, saz çalmayı,
N ezaket kurallarını, kibirli olmayı, şarap tatmanın inceliklerini, pipo tüttürmeyi,
T aze kalmayı, geyik yapmamayı, hatip olmayı, masumu oynamayı, okey de taş çalmayı,
Ö ksürürken arya okumayı, itaat etmeyi, eyvallah demeyi, oturmada bir koyun yemeyi,
R ica etsem, yalvarsam, bir Milka çikolata versem bana öğretir misin?
Nerdesin ey mentör! Aydınlat beni bul beni ya da dur durduğun yerde ben seni bulayım…
İlginizi çekebilecek başka yazılar
İlgili yazı yokmuş



















“derslerle uzun süre teşviki mesai neden yaptım.”
teşviki mesai değil efendim, teşrik-i mesai olacak o :)
belki mesai’yi teşvik eden bir durum söz konusu :))
kıymetli aya, bugün mesaiye mi teşvik ediyorlar yoksa sizi :)
valla bugün mesai yaptım.. daha yeni geldim eve :) saat olmuş 10 buçuk.
21. yy’ın ziya gökalp’i derdim ben bu amcaya.