Yolculuk etmeyi çok seven insanlardanım ben de. Yalnız bu yolculuk yerden 2.30 metre yüksekliğinde, içinde iki adet yatağı olan ve ferah bir ortamsa benim için ayrı bir güzellik kazanır. Anlattığım yer otobüs içi olamaz, takside de yatacak yer yok. Şimdi her şeyi başa alalım. Babam senelerdir şoför olarak işini sürdürmektedir. Babadan oğula geçen bir meslektir şoförlük(bana geçmedi yalnız).
Yaklaşık 5 sene önce şu anda çalıştığı nakliye firmasına giren babam şehir içi ve şehir dışı nakliyat yapar. Bu şehir dışı içinde Şanlıurfa’ da yer almaktadır. 2 veya 3 sene önce babamla bende gittim Urfa’ ya. Ne yolculuktu ama? Hayatımda bekli de bir daha göremeyeceğim yerleri görmüş bulunmaktayım.
İlk geceyi Ankara’ nın Şerefli Koçhisar ilçesinde tabi ki de arabanın içerisinde geçirdik. Gece uyuyamadım ve koltuğa geçtim aynadan güneşin doğuşunu izledim. Muhteşemdi. Sabah hareket etmeden önce kapıyı açtım ve burnuma muhteşem bir koku geldi. Kokunun sahibi önümde bulunan uçsuz bucaksız ekin tarlasıydı. Hareket ettikten sonra yolda ki sincaplar adeta selamlıyordu bizi.
Yolda ilerlerken eski volkan dağı olan Hasan Dağını görüyoruz. Geniş bir ovada tek başına kalmıştı Hasan Dağı. Urfa’ ya varmadan önce bizi Nur Dağı karşılıyor. Dağdan aşağıya inerken Nur Dağı ilçesi gözüküyor. Geniş ovaya kurulu ufak bir yerleşim merkezi Nur Dağı… Fakat manzarası görülmeye değer. 2 günlük yorucu yolculuğun ardından “Şanlı Urfa İl Sınırı” yazısını gördük. Dedim ya hayatımda ilk defa göreceğim yerler o yüzden kafamı nereye çevirsem nereye baksam diye şaşakalmıştım. O evleri görünce şaşkınlığım giderek artmaya başlamıştı. Evler kerpiçten yapılma genelde tek katlıydı. Beton tuğla görmek mümkün değildi.
Yolculuğum boyunca merak ettiğim Fırat Nehrine varmıştık. Allah’ım bu ne muhteşemlik. Nehir hem şiddetli hem de koyu akıyor. Köprüden üzerinden biz, altında Fırat nehri… Köprü de iki yolun arasında bulunan oranın meşhur Kel Aynak kuşunun heykelleri karşılıyor bizi. Kuşların gülen yüzü size ayrı bir mutluluk katıyor. Yolda ilerledikçe mağaralar çıkıyor karşımıza. Bir mağara var ki çok ilgimi çekti. Tünel denilemicek kadar ufak bir geçit var. Geçitin üzerinde hala ev olarak kullanılan bir mağara bulunuyor. Araba gürültüsüne nasıl uyunur oda ayrı bir soru tabi ki (otoban olmadığı araba mağaranın altından çok geçiyor). Sonunda geceyi geçireceğimiz tesise geldik. Geç olduğundan fabrikaya gidemedik. Orada imkânlar kısıtlı yaşam zor ama insanların yüzündeki mutluluk hiç bitmiyor.
Bir gün sonra işimizi bitirip dönüş yoluna koyulduk. Yine 2 günlük yorucu yolculuğun ardından sağ salim eve ulaştık. Sizlerinde mutlaka gidip gezmenizi tavsiye ederim. Balıklı Göle maalesef gidemedim ama bence oralara gidin ve görün.
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













merhaba.benim de babam nakliyeci. ama yaş 18 yolun üçte biri oldu ama ben daha kendisiyle bi yolculuk edemedim. götürmüyor beni. :S :) ben de Şanlıurfalıyım. daha sı urfa/siverekliyim. Urfa güzeldir. keşkem şehir içine de bi uğrasaydınız.ama fırsat olmamıştır. anlıyorum ;)
urfanın o misti ve demli çay kıvamında konseptini :P daha iyi yaşayabilmeniz dileğiyle. :) hoşça kalın :)
maalesef vaktimiz olmadı şehir içine uğramaya, demli çayı bir yana o demir bardakla verdikleri buz gibi ayran :) ayran soğuk birde bardağın soğukluğu eklenin o kavurucu sıcakta insanın içi üşüyor.
yazıların güzel oluyor cümbeci efendi devamını dileriz:)
sağolasın segah bey abicim