“Lüks restoranlar yapar mı canım öyle şey” diyorsanız eğer çoook yanılıyorsunuz. Özellikle onlar yapıyorlar, ustalaşmışlar bu konuda. Fakat bilinçli bir tüketicinin ağına yakalandılar. Onları buradan deşifre edeceğim. İş üstündeyiz, pişkin esnafa karşı mücadelemize devam ediyoruz sevgili sakinkafa okurları :)
Öncelikle her yerde hesap gelince kontrol edilmeli. “Ayıp olur”, “Arkadaşlar pinti der” gibi düşüncelere kapılmak yersiz. Öyle gelişi güzel kontrol etme. Yemek isimlerini, birim fiyatlarını, miktarlarını tek tek incele, gerekirse bir hesap makinesi iste, topla, böl, çıkar. Hiç utanma okur. Onlar da adam gibi iş yapsın. Paranı ödeyeceksin elbet, dur, kontrol et, hak ettiklerini öde.
Peki bunlar hesabı nasıl kabartıyor, şimdi gelelim o kısma. Verdiğin siparişteki en pahalı şeyi buluyorlar, mesela ondan 1 adet almışsın, ama onlar çarpı 2 yazıyorlar. Mesela 40 TL’lik bir ürün ise o 40*2 = 80 TL oluyor. Biz bunlara “Çarpı İkiciler” diyoruz. Yaşanan bir örnek ile olayı pekiştirelim. İstanbul’un gözde mekanı, 4 tarafı sularla çevrili bir mekan. “Suada”. Hesabı incelediğimizde içkilerin hepsine çarpı iki yaptıklarını gördük ve hesabı doğrudan 100 TL kabarttıklarını. Sonra düzelttiler. Ama şöyle bir kafamı çevirip etrafıma baktığımda diğer masadakiler hiç hesabı kontrol etmediler. O yüzden lüks mekanlarda hesap geçirmek daha kolay bir iş. Zaten 5 TL’lik bir balık için 60 TL ödüyorsunuz. Daha neyin bindirmesini yapıyorlar anlamıyorum. Ki böyle bir yere bir daha gider miyim, yok kalsın. “Paramı nereye savursam” düşüncesi benden uzak olsun.
Diğer yöntem de birim fiyatını değiştirmek. Mönüde size beyan edilenden daha fazlasının yazılması. Burada da 20 TL’lik bir ürün alıyorsunuz, hesaba yine 1 adet yazıyorlar ama birim fiyatını 40 TL yaparak. Bu kısmın yaşanmış örneği de güzel şehir İzmir’den. Yine sularla çevrili bir mekan.(Buradan şöyle bir ders de çıkar: etrafında su varsa mekandan korkacaksın). Karşıyaka sahilindeki “Ada Restaurant” tayız bu sefer. Hakikaten çok lezzetli bir yemek yedik, fakat hesabı kontrol ettiğimizde ürünün birim fiyatını 2 katına çıkarmışlardı. Burada da hesabı 40 TL bindirmeye çalıştılar, ama önceki tecrübemizden de yararlanarak kontrolümüzden geçemediler.
Belki bazıları “Yanlışlık olmuştur”,“Suç atma” diyor. Ama bu mekanlarda artık bilgisayardan direkt hesap çıkıyor, o yüzden hesaplama hatası yapamazlar, onlar da ustaca buldukları “çarpı iki” tekniğini kullanıyorlar. Aman dikkat arkadaşlar.
Bir de sipariş vermeden önce mönülerini göremediğin yerler vardır. Garson gelir, ürünleri sayar sana. Ya da yazılı bir mönü vardır ama karşısında fiyatları yazmaz. Her ikisinde de fiyatlarını bilmediğin ürünlerin siparişini verirsin. Böyle mekanlardan da korkmak lazım. Çok mu zordur, “Çorba = 3 TL” yazmak. Zor değil elbet ama böylece hesabı bindirmek kolaydır. Avrupa’da çoğu restoran önünde kocaman tabelalarda yiyecekler ve fiyatları beyan edilir. Bakarsın sana uygun gelirse girer, yersin.
Bir de tüm bunların sonunda garson bahşiş bekler senden. Bu davranış komiktir ama yine de yaparlar. Avukat arkadaşlara danışmak isterim, bizleri dolandırmaya çalışan bu mekanlar hakkında şikayette bulunabilir miyiz? En azından mesela böyle ahlak dışı bir işe kalkıştıkları için yediğimiz yemekten ücret talep edememeleri gerekir. Bunu bir araştırın sevgili avukat adayı arkadaşlar, evet sana diyorum :)
Güvensizlikle donatılı dört köşe memleketimde herkesi işini dürüstçe yapmaya davet ediyorum. Davetime icabet etmeyenleri de zorla iteleyerek pişkinliklerle mücadeleme devam ediyorum.
bugün 0, toplam 44 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- lüks yemek isimleri
- suyu bilinçli tüketmesek ne olur
- kullandığımız suyu bilinçli tüketmesek ne olur
- suyu bılınclı tuketmessek
- suyu bilinçli tüketmesek













başıma hiç gelmedi böyle bir olay; ya da ben hiç hesabı kontrol etmediğimden olmadı bilemiyorum.
lüks restoranların buna ihtiyaç duyması çok şaşırtıcı. “nasıl olsa ne koysak önlerine ödüyorlar, ödeyememezlik yapamazlar, hepsi janti adamlar – hanım efendiler…” diye düşünüyorlar galiba :)
Anadolu Kavağı’nda bulunan balık lokantalarından birinde bizden duble hesap almaya çalışan ufak tefek bir garson kardeşi asla unutamayacağım, biz farkına varıp ” bu hesap nedir garson kişisi ? ” sorumuza,sanırım biz üç irice, sakallı tipten korkup ” aa pardon yan masanın hesabıda size karışmış abi ” demişti. Tamam alkolluyuz de o kadar da değil birader. :)
Ayrıca kuver hadisesine tamamıyle kılım, ekmek ve yemek bölünmez bir bütündür. Masaya gelen ekmeğe 3-5 tl arası fiyat koymak insanlık suçudur, ayıptır yahu.
özellikle lüks yerlere giden kişilerin bu yaklaşımları konusunda size katılmayacağım, mor paspas. oraya zaten bilinçli gidiyor insanlar. yani “burada içtiğim, diyelim ki çayın fiyatı beşiktaş sahilde 50 kuruş. ama ben 12 lira ödüyorum, ne ayak” demiyor kimse. zira o “bindirilmiş” fiyat ürünün kalitesine değil, mekana gelen kişilerin tırnak içinde niteliğine ödeniyor.
kimse de hesap kitap sormuyor bile..
ama “ben de pahalı bir yere gideyim bi kere” deyip gidildiğinde haliyle göze batan çok şey olabiliyor.
orta düzey bir markanın, diyelim ki mavi, gömleği için sizden 100 tl istendiğinde “oha” dersiniz belki ama bir tommy e ya da abercrombie e 250 tl öderken ses etmezsiniz.
bunlar benzer şeyler…
ayrıca konu ile ilgili:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14094864&yazarid=332&tarih=2010-03-13
yazıyı önerebilirim.
diyeceksiniz ki ikisi farklı şeyler…
bu, sonucu etkileyen bir farklılık değil…
bireysel olarak “bindirme” ile kurumsal olarak “bindirme” arasında var mıdır fark?
diyeceksiniz ki “birinde fiyatlar yazıyor..”
yazması ile yazmaması arasında fiyat farkı var mıdır?
…
sevgili sahidüş yazdığım yazıyı tam okumadınız sanırım.
sorun markaların ya da mekanların pahalı olması değil.
aynı şey köşedeki dönercide de başına gelebilir. adam hesaplarken sana 2 ayran almışsın gibi hesap çıkarır oysa sen sadece 1 ayran almışsındır. bizim konumuz “dolandırmaya yeltenme”. bu durumların lüks mekanlarda daha sık olduğu vurgulanmak istenen. ve nerde olursa olsun gelen hesabın kontrol edilmesi.
yani istersen mavi gömlek al istersen tommy :)
ama kasaya geldiğinde 1 adet gömleğin etiketini 2 kere geçiriyorsa kasiyer orda bir “pişkin esnaf” hikayesi başlıyor işte.
senin dediğin markaların kalite/fiyat çizelgeleri başka bir konu. senden bu konuda bir yazı bekleyebiliriz mesela, hazır istekliyken :)
kuver konusu da bir garip. gidip hiç ekmek-su tüketmesek yine de o ücreti alırlar mı acaba?
belki şair de “ne ekmek ne de su” derken bunu anlatmak istemiştir :)
sevgili mor paspas, yazdığım yorumu tam okuyup okumadığınız konusunda birşey diyemem ama ilk cümlesini es geçtiğiniz kesin. ya da başka birşeylerle meşgulken okudunuz. ve sanırım ikinci yorumu okumadan kendi yorumunuzu yazdınız.
neyse…dikkat edin siz yine de gelen adisyonlara:)
yazıyı okumadan yorum yazmaya devam :)
eyvallah.
yorumu okumadan yazmaya da… devam:)
Aaa gülücükler eşliğinde tartışmayın!
Mor Paspas haklı.
yoktur eşin lüküs hayat !
bizim mezuniyet balosu da suada’da olacakmış, kavalyemiz de yok ki gidelim:P
sayın morpaspas;
yazdıgınız yazıyla ilgili bilgi alışverişinde bulunmak için iletişim adresinizi talep ediyorum…
deşifre etmek istemiyorsanız mail atarsanız sevinirim
mail adresim xdsclimax@hotmail.com
“Ada Restaurant”tan gelen samimi bilgilendirme için teşekkür ederim.
Güzel şehir İzmir’e selamlar…
oley sorun çözüldü :))
neymiş bilgilendirme?
Birde şu yöntem var…herşey doğru yazılmıştır,birimler fiyatı…ama aşagıda toplamada ufak bir rakam oynaması yapılır:)))kimse toplama işlemi yapmayı düşünmez cünki:))