Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

Vazgeçmek üzerine…

28 Ara 09 (2:25) | ayasophia yazdı | Hayattan Detaylar | 4 yorum

wings of windsKonuşmayı ve yazmayı çok seviyorum, evet. Okumayı ve dinlemeyi de seviyorum. Gün boyunca tonlarca bilgi zihnime çarpıp duruyor bu yüzden. Binlercesi de ağzımdan akıp gidiyor. Bu trafiğin ortasında, insanlar bir “ben” görüyordur muhtemelen. Lâkin, ben sanki saydam bir cam’mış gibi, öylece duruyorum. Hiçbir bilgi, “ben”i heyecanlandırmıyor. Her şey sanki olması gerektiği gibi oluyor da; ben öylece durup izliyorum gibi. Dostlar ediniyorum; arkadaşlıklar ekleniyor hayatıma, bazıları aradığını bulamıyor “ben”de; ben hiçbir şey aramadığımdan, her biri “farklı” bir şeyler katıyor bana. Kiminden bir şarkı, bir şiir, bazısından ilginç hikayeler, kimisinden bir cümle; hayatın kendisi aslında. Bu “başka hayatlar” çoğu zaman gelip geçiyor; ben kırıp dökmeden, incitmeden, mümkün mertebe üzmeden, devam etmeye çalışıyorum yaşamaya.

“Herkesi mutlu etmek imkansız!” der, bilgece sözler söyleyen adamlar/kadınlar. Farkındayım; ki mutluluk bence dünyada peşinden koşulabilecek en ucuz şey. Ancak yine de insanlar bir şekilde mutlu olmak, emeklerinin karşılığını almak istiyor. Çünkü Marks’ın da zaman zaman belirttiği üzere, insanın en değerli şeyi “üretimi”/emeği. Bu emek ve karşılığını bulma döngüsünde, aksaklıklar insanı kendine yabancılaştırıyor. Bir anda, zihindeki planın boşluğa düştüğü hissediliyor. “Böyle olmamalıydı!” deniliyor ve o boşluğun içinde, her şeyin yapısallığını/sırasını kaybettiği bambaşka bir evren oluşuyor. Bu yabancılaşma ya da başkalaşma, insanın varoluşunda meydana gelen bir titreme gibi. Yıllarca peşinden koşulan bir şeyin, aniden sırtını dönmesi gibi; en nihayet neden koştuğunu sorgulamaya kadar vardırıyor zihin.

Vazgeçmek, en çok da bu koşullarda, kabullenmek anlamına geliyor. Bir noktaya kilitlenen insan, o noktanın dağılıp başka başka konumlara gittiğini görünce, hangi birinin peşinde koşacağını şaşırıyor. Ya her birine erişmek için paramparça oluyor, ya da kendi içine dönerek kıvrılıyor. Kanepede, yatakta ya da yerde cenin pozisyonunda duran insanlar, sinemada bunu ifade ediyorlar. Bu kıvrılma, başka bir kapıya çıkıyor muhakkak; ancak içeride bulunan şey aynı “ben” mi kimse bilmiyor. Başta bahsettiğim bilgi yığınından sonra, nasıl ki her gece gözlerimi kapattığımda kim olduğumu, neler yaşadığımı soruyorsam kendime, her vazgeçişten sonra bu sorgu yineleniyor. Çünkü içerideki “ben” değiştikçe, bilgilerin önem sırası da değişiyor. Kişilerin -eğer varsa- değer sırası başkalaşıyor. Bambaşka bir hayat kurgusu verilebiliyor bazen.

Hayatımda yaşadığım ilk büyük vazgeçişten sonra, iki ay kadar penceresiz, soğuk ve dar bir odada -hücre diyordum bazen- kaldığımda anlamıştım içe kıvrılmanın nasıl da çetrefilli olduğunu. O odada geçirdiğim her gün, yeniden vazgeçiyordum. Zihnimde döndükçe hikayeler, yeni bir şekil alıyordu yaşadıklarım. Her yaşantı, başka bir kapıya çıkıyordu. Yalnızca sonunu bildiğim bir hikayeyi, her gün baştan yazıyordum. O düğümden geriye doğru çatallanan yollar açılıyordu. Her bir yol başka bir farkındalığı getiriyordu. Zihin, aynı olayı bambaşka hatıra kolajlarında değişik biçimlerde saklıyordu. Kimi zaman o şekilde, kimi zaman bu şekilde, ancak hep aynı sonla hatırlıyordu. Vazgeçmek, bu nedenle belki de “son” tayin etmekti.

Ancak bu son, insanı bir zemine sabitlemiyor. Bilakis, onu zeminden ayrı kılıyor… Boşlukta yahut okyanusta yüzüyormuş hissi veriyor. Kıyıya çıkmaya mecal bırakmıyor. Yorgunluğun ve arayışın sürekliliği de zamanla bir alışkanlık hâline dönüşüyor. Öyle ki; bu gece benim yaptığım gibi “if i try, can i find solid ground” (eğer denersem, sağlam bir zemin bulabilir miyim?) deyip duruyorsunuz. Sonra şarkının azizliğine uğrayıp finaldeki “or am i just wasting time?” (ya da boşa zaman mı harcıyorum?) fısıltısını da duyuyorsunuz. Zeminden bu kadar süre uzak duran “göçebe” bir insanın da, kaybedecek hiçbir şeyi olmuyor haliyle. Başta bahsettiğim o “saydamlık” hâli bu nedenle tam da bir göçebeyi karşılıyor. Heybesini sırtına almış gezen bir adam… Siyahlar giyinmiş illa ki!

Son söz, Tori Amos’un Horses şarkısından gelsin:

and if there is a way to find you
i will find you but will you find me

(ve seni bulmanın bir yolu varsa
bulurum, ama sen beni bulacak mısın?)

Bu yazı ayasophia tarafından yazıldı;

ayasophia – yayınlanmış 211 yazısı bulunmaktadır.

31 Temmuz 2008'de "Batman'in Sarsılmaz Karizması" başlıklı yazısıyla sakinkafa.com ailesine katılan "ayasophia", sosyal bilimci olmanın getirdiği bakış açısını yazılarına yansıtmış, birikimleriyle sitemizin "Kültürel Köşe"sinin bel kemiğini oluşturmuştur. Editörlerimizden "ayasophia", halen ulusal bir gazetede meslek hayatını sürdürmekte, popüler konular üzerine yaptığı sosyolojik çıkarımları ile ilgi çekici yazılara imza atmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 10 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

  • vazgeçmek üzerine film
  • vazgeçmek üzerine hikayeler

Bunu okuyan bunları haydi haydi okur:

  • Benim Şairlerim-3 Ömer Erdem Söylesin: “Neden Kalbimizin Bütün Acılara Açık Yerinin Adı Şair?” (7)
    Bazen tümevarım hesabı, pa...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


“Vazgeçmek üzerine…” için 4 yorum. Var mı arttıran?

  1. abdullatif | 28 Ara 09 (14:59)

    geçenlerde arkadaşlarla konuştuğumda biri şöyle bir cümle söylemişti:’insanlar sürekli birşeylerden vazgeçip hayatı yeniden(silbaştan) yaşamaya çalışıyorlar.bu yüzden de hiç bir zaman ilerleyemiyorlar.hep bir dairevi şekil alıyor hayatları.’vazgeçmek; ama ne için?

  2. herangibiri | 28 Ara 09 (20:57)

    vazgeçmeye çalışmak hüzn gibi; n’apacağını bilmiyorsan.. sarmışsa ellerini ve alnını o duygu dışarı atıyosun kendini ve fakat galata’da soğuğun ve yağmur tanelerinin altında yenicami’ye yürüdüğünü farkediyorsun, tramvaya bakıyorsun sonra buhardan seçemiyorsun birinin yüzünü.. vazgeçemediğini uykunda farkediyorsun..
    (hüzün hastalığım tuttu bu yağmurlar!!)

  3. ayasophia | 28 Ara 09 (22:44)

    vazgeçmek imkansız… bunu fark etmişsinizdir muhtemelen. ancak “vazgeçtim” diye tayin edilmiş bir “an” kurulduğu anda zihne, her şeyin başkalaştığını anlatmaktı niyetim. yani vazgeçmek bir “iyi niyet” ve “cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla örülüdür”…

  4. lale | 7 Şub 10 (16:07)

    ilk yorumumda ufak değişiklik oldu!!!!
    yazınızı okurken,dilek türkan’dan kaçsam bırakıp senden uzağa..
    yollara gitsemmmm…dinliyordum.(niye aynı anda dinliyorum bilmem.anlamam daha zor oluyor aslında ama galiba okuduklarımın beni yaralamasını istiyorum.ola ki dokunmazsa bana, bende uğraşayım da acıtsın iyice beni diye)
    kaçmak ve vazgeçmek farklı şeyler
    kaçınca vazgeçmiş olunmuyor,vazgeçemeyenler kaçıyor bence.
    (hissettiklerimden yazabileceğim kadarı bu)

Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • Sakin Kafayan (1)
    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Super Mario Rampage (1)
    • Siyasetçiye bel altından vurma.. (1)
    • Değişim, Gençlik ve Sabite (1)
    • Böyle gelenek ne gerek? (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
  • google & sakinkafa

    • türk yemekleri
    • türk reptilian
    • rüyalari kontrol etmek
    • mavi balina
    • 90 lıların dinazor ailesi çizgi film izle
    • kaf dağı nerede
    • yemekte dinlenebilecek müzikler
  • sohbet muhabbet

    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
    • ayasophia: bir keresinde bir japon filmini ciddiye alıp izleyeyim dedim, onda da japonca bazı...
    • sananee: aslında çok gzl bi oyun ama oynansa ahh bide
    • taen: Sanatı sadece bir şeyler aramaya yönlendirmesi ile sınırlandırmak ne kadar doğru?
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.