yazan: Roneten
Konserden haberim olduğu an, hevesle en şatafatlı yerden biletimi almış; 23 Haziran’ın bir an önce gelmesini diliyordum. Hevesimin tek sebebi konser değildi elbet, uzun zamandır İstanbul’a gidememiş olmanın ve bunun yarattığı bir motivasyon da yok değildi.
İşten birkaç saat önce izin alarak yola çıktım, malum trafik adlı sorunu göz ardı edemezsiniz. Trafik demişken, konuya girmeden edemeyeceğim. Şu üçüncü köprünün, coğrafyanın müsaade ettiği o kadar yer varken, abuk sabuk yerlerden -hangi amaçla yapılacak olduğunun bilincinde olsam da- geçirilmesi, sokaktaki en ‘’kalbi temiz’’ vatandaşın bile dikkatini çekecek gibi görünüyor.
Her neyse, İstanbul’a kadar iki buçuk saat süren yol, İstanbul gişelerden Haliç Kongre ve Kültür Merkezine kadar iki saat kadar daha sürdü. Geç kalsam tam bir felaket olurdu, çünkü bu tip organizasyonlarda kapı bir kez kapandı mı, başbakan dahi olsanız, kapıda size one minute diyecek birileri illaki bulunur.
‘’Rahat’’ koridorlardan falan geçerek, sağ salim yerime ulaşmayı başardım. Sükseli görünüyordum, birkaç sıra önümde turizm bakanı Ertuğrul Günay vardı. Yanımdakileri tanımıyordum, sohbete girişsem bir yerlerden tanıdık çıkarlardı herhalde.
Öyle ya da böyle, konserin başlamasını bekliyorduk. Herkes yerini almış, sahnedekiler yerini almış, Riccardo Muti yerini almış, öylece bekliyorduk. Niye beklediğimizi anlamadım, Muti’nin egoistliği olabilir. Zaten konserden önce havamda değildim filan demiş; ne işin var o zaman kardeşim orada senin. Misyonu ‘’müziğin insanla diyaloğu’’ olan bir organizasyonda, boşa geçen sessizliğin ve egoistliğin ne lüzumu var? İroniye bakar mısınız…
Genel olarak baktığınızda notalar fevkaladeydi.Muti’nin arada sırada yaptığı eksantrik çıkışlar olmasa daha iyi olabilirdi. Evet, itiraf ediyorum, Muti’ye takmış vaziyetteyim. İşinden neden kovulduğunu anlayabiliyorum artık. Müziği içinizde hissederken, rüya alemine dalmanız gerekirdi fakat bu adam bizi hep arada bıraktı. O kadar alkışa rağmen bis denen şey kültüründe yok gibiydi. Boş boş sırıtan yapmacık yüzü, davul derisi gibi gerdi insanları.
Konserin sonunda yaptığı ‘’haydi yallah’’ tarzı el hareketiyse, fiyaskoyu tamamlamış oldu. Bir de bilinmeyen kısımları var tabi, Haberturk.com’un kültür sanat yazarı Bedia Ceylan Güzelce’nin söylediğine göre kuliste daha bir felaketmiş.
Netice itibariyle İstanbul’dan Viyana Filarmoni de geçmiş oldu, eksileriyle artılarıyla. Böyle organizasyonlar olması şart. Artacağını söylüyorlar;
Bekleyip göreceğiz.
bugün 0, toplam 2 defa okundu...













Any photos from the concert in Istanbul? Did Mr Muti allow photographers to publisise pictures?
I’ve havent got any but Im sure you can get whatever you want from internet.