
Sanat abartmaktır. İnanın, her biri biraz karikatürdür; burnu hafif kemerli olan birinin yüzünün ortasına kaf dağı kondurulması gibi.
Şiir, sevinci de kederi de –ama niyeyse en çok kederi- katmerleştirmek. Tarkovsky de biliyor ki, romantizm için “gerçeği, olduğundan daha büyük bir hal içinde algılama biçimidir” diyor.
Bazen bile-isteye kanar insan, gerçek olmadığını bildiği bir yalana. “Ömrünün bundan sonrasına dair kuşgözü kadar bir ayrıntıyı dahi merak etmeyecek kadar mutlu” olduğunu sanabilir, yahut “kıyıları elinden alınmış”casına dibe vurmuş.
Bazen bilir de bilmezden gelir. Orhan Veli’nin şakaklarına kar yağmadığını bildiği kadar biliyor cevabını Feridun Düzağaç ta, ama soruyor: “aşk bunu bana yapmaya mecbur mu?”
En gerçek fotoğraf bile, gerçeği değil fotoğrafçının göstermek istediğini –hem göstermek istediği kadarını- gösteriyorken, şiirin “gerçek”liğini sorgulamak kimin haddine!
Gerçeği isteyen sinema değil belgesel izlesin. Şiir değil gazete okusun.
“Akıl, git başımdan”
- – -
* Yorumlarda şiirin gerçekliğinin sorgulandığı bir yazı üzerine, biraz gecikmiş kenarda köşede kalmış bir yazı.
bugün 0, toplam 11 defa okundu...












