Korku, utanç, sadakat
Cesaret, tınmazlık, o açmış ben bakarımcılık (bunu özetliyen bi kelime bulamadım)
Üsttekiler kadınlara, alttaki erkeklere uygun gibi duruyor.
Duyarlı olma hali genelde kadınlar etrafında örgülendiği için, erkeklerin kendilerine has duyarlılıkları genelde es geçilir. Şair, yazar, yönetmen vs. vs. olanlar müstesna erkek öküzdür çünkü. Duygular kadınlara mahsustur. Erkek cinsel organının peşine koşturur, dünyayı çok takmaz, korkuları, zayıflıkları pek yoktur. Öyle çalışır yaşar işte, arada duygulanırsa da içer, nara atar, kolunu jiletler, duvara kafa atar ya da adam döver..
Yüzlerce arkadaşım oldu tabi. Şimdi gözümün önünden geçiriyorum onları. Dertleştiğimiz, derdimi dinleyen arkadaşlarımı. Kafalara kazınan duyarsız, korkusuz, cesur, iş bitirici erkek modelini arıyorum. Herkeste bir eksik var, hiçbirisi tam erkek olamamış. Belki benim arkadaşlarımdadır sorun.
Korkularıyla, özlemleriyle, utançlarıyla dikiliyorlar karşımda. Kimisi yoldan geçen kıza bakmıyor sevgilim rahatsız olur diye, kimisi lisede sevdiği kızı hala unutamamış 10 sene geçse de, kimisi iş konusundaki korkularını bastırmaya çalışıyor.
Ama hiçbirisi, erkeklere verilmiş bu yıpratıcı sorumluluktan kaçmaya niyetli değil. Cesur, duygularına yenik düşmeyen, iş bitirici erkek olmak için vargüçleriyle çabalıyorlar. Bu işbitirici olma halini sağlamak için sevdikleri insanı takmamayı, işi herşeyin önüne koymayı yavaş yavaş öğreniyorlar. İşler bittikten sonra geceleyin kaldırım üzerinde muhabbet ederken, içindeki duygular açılıyor tabi. Yorgunluk, yılgınlık, gerginlik, yetersizlik… Muhabbet bittikten sonra tekrar arabaya binip gidiyorlar. Kaldırımdaki muhabbeti de orada bırakıyorlar.
Belki de iyi yapıyorlar bilmiyorum.
Kaldırımdaki o muhabbetlerde çok hikayeler, masallar var…
Son bir not:
Pek çoğu itibariyle bu erkekler, etrafta kız olduğu zaman kasılıp, olmadığı gibi davranmaya başlıyorlar. Arkadaşlarıyla birlikteyken, bana kahve ısmarlasana diyen adam, kahve isteyen var mı diyor misal. Küçük baba bir hal takınıyor. Az konuşmaya, özlü konuşmaya gayret ediyor. Kendine güvenini sergilemeye uğraşıyor bir şekilde.
bugün 0, toplam 2 defa okundu...













Prof.. öncelikle ilk yazınızda tespit kelimesini tam gözünden vurmuş olduğunuzu düşündüğümü belirtmek isterim. Nohut Bey “hemen yalakalık yapmasan olmaz!” diyor olabilir şu an. Ama fikrim budur.
İkinci olarak da son paragrafta yaptığınız “kızların yanında başka olan erkek” tanımına bazı eklemeler yapmak isterim.
1. Arkadaşlarının yanında küfür eder, kızların yanında etmez… Ya da (falzaya kaçmamak kaydıyla) kendince semptaik bir argo dil kullanır.
2. Erkek arkadaşlarını “lan”, “ayı”, “it” vs. isimlerle çağırır. Kızlara “güzelim”, “canım” der, kızların yanında erkek arkadaşlarına da isimlerinin sonuna cim, cım, cum koyarak hitap eder.
3. Erkek arkadaşlarının yanında, başından geçen bir olayı tüm gerçekliğiyle (kendi küçük düştüğü pozisyonları kırpmadan) anlatır, kızların yanında aynı olayı anlatırken olay ne olursa olsun bizim oğlan kahramandır. (Bkz. 22 Ocak 2009′da çıkan Uykusuz’un Fırat Budacı’sının köşesinden esinlendim bu maddede)
4. Evine gelen erkek arkadaşı için mutfaktan su bile almaz “git iç mutfak orda” der, kız arkadaş için karnıyarık bile yapar gerekirse :)
Bu liste uzar gider…
Bunları az da olsa çok da olsa erkeklerin çoğu yapıyor…
Belki de bayanaların yanındayken bir erkeğin içinden çıkan kibarlık canavarı nedeniyle, bazı iş yerleri sırf iş yerinde ortam daha da manyaklaşmasın diye “bayan çalışan” alıyor.
Sakallar kesiliyor, parfümler sıkılıyor, ortam ter kokmuyor…
pek sayın profasor bey hocam, yazı böyle güdük kalmış ve dahi bu mesele çok su kaldırır. bir seri olarak devam etmeyi düşünüyor musunuz?
hoşgeldiniz Profesor.
mesela benim 3 abim var.
1. Evdeki normal abim işte. “Nerde şu telefon yaa, off ara beni, hey kime diyom?”
2. Sevgilisinin yanındaki abim. “Telefonumu nereye koydum bulamıyorum, bi bakar mısın canım?”
3. İkisinin ortasında ne yaptığını bilemeyen abim. “Telefonum nerde, bi arasana”