Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

Yazarlara ve okurlara…

22 Oca 10 (20:24) | ayasophia yazdı | Editörden | 14 yorum

pianonq5Editör’den yazılarına alışabilirim; Ertuğrul Özkök sonrası her Türkiyeli gençte oluşan bir hafakanın tezahürüdür. “Yeni Özkök ben olabilir miyim?” şeklinde bir düşünce, az çok kalem oynatan ve bu eyleme bir mecra bulabilmiş birçok insanın aklına gelmiştir diye düşünüyorum. Zira Özkök -günahıyla, sevabıyla- uzunca bir dönem önemli bir mevkide ülke gündemine dair çokça şey söylemiş, hâlâ da farklı bir konumdan (kimileri Onursal Yayın Yönetmeni diyor mesela) yazmaya ve etkilemeye devam ediyor. Böyle bir güce, o kadar uzun süre maruz kalmak muhakkak bir etki yapar. Yüzüklerin Efendisi’nde, yüzüğü taşıyan Frodo’nun başına gelenleri ve Gollum’un sefaletini hatırlayın. O iktidarın, dönüştürücü etkisine karşın safiyeti korumak, pek mümkün değildir. Hele bir de, hayalinizde bu dünyaya ait tonlarca plan mevcutsa…

Her neyse, ben bu şekilde bir güç sahibi olduğum için değil, arada sırada hatırlatmak amacıyla bir şeyler yazmak istiyorum. Ereces isimli arkadaşımız, sitedeki sessizlikten dem vurmuş. Dün de “sahidüş” ile muhabbet ederken benzer şeyleri konuşmuştuk. Sitedeki sessizlik hayra alamet mi, değil mi? Buralar daha tenha iken, sık sık olurdu bu. Sonrasında da güzel bir yazı çıkar, üzerinden yorumlar yapılır ve sitedeki bu kısa -ama sevindirici ve samimi- muhabbet zevk verirdi. Tıpkı şimdi de olduğu gibi. Yani demem o ki; bu tip sessizlikler mümkündür. Aramızda hâlâ öğrenci olanlar tatil yahut sınav rehaveti/gerginliği ile siteye dahi uğramıyorlardır. İş güç sahibi olanlar, kışın hissedilmeye başladığı şu dönemde, eve gidince sıcak bir kahve ve battaniye eşliğinde film izlemeyi yahut eşiyle/sevgilisiyle muhabbet etmeyi yeğliyordur.

Benim sitede gördüğüm ve eksikliğini cidden hissettiğim şey, yorumların azlığıdır ki, daha önceden site içi mesajlaşmalarda dile getirmiştim. Ekşi Sözlük’ün kalabalıklaşmasıyla ortaya çıkan sıkıntılardan birisi, bizde de var maalesef. Yazar sayısı arttıkça, yorum sayısının artacağını düşünen benim gibi iyimserler yine haklı çıkamadı. Bunun önemli bir sebebi; insanların yazdığı şeyi “okutma” çabasına girerken, empati yapmayı unutması olabilir. Diğer yandan, kişisel dostluklar üzerinden bir okuyucu kitlesi mevcut ki, o dostlar yazılara yorumlarını birebir iletmeyi seçiyor; misal benim dostlarım. Halbuki, tartışmaların burada dönmesi, yorumun yorumu çağrıştırması, yazılardaki bilgilerin, okurlarca da desteklenmesi daha çok tercih edeceğim bir durumdur.

Ben bu yazıya başladığımda, son yazı hâlâ Ereces’indi. Şimdi birkaç yazı ve yorum daha eklendi siteye. Daha da gelecek… Dediğim gibi zaman zaman oluyor bu boşluklar. Ancak yukarıda bazı ipuçlarını koyduğum şeylere hem yazarlar hem de okurlar kulak verebilir belki…

Bu yazı ayasophia tarafından yazıldı;

ayasophia – yayınlanmış 211 yazısı bulunmaktadır.

31 Temmuz 2008'de "Batman'in Sarsılmaz Karizması" başlıklı yazısıyla sakinkafa.com ailesine katılan "ayasophia", sosyal bilimci olmanın getirdiği bakış açısını yazılarına yansıtmış, birikimleriyle sitemizin "Kültürel Köşe"sinin bel kemiğini oluşturmuştur. Editörlerimizden "ayasophia", halen ulusal bir gazetede meslek hayatını sürdürmekte, popüler konular üzerine yaptığı sosyolojik çıkarımları ile ilgi çekici yazılara imza atmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 4 defa okundu...

sakinkafa der ki: \"Benzer yazı yoktur, Beğenilen yazı vardır\"

  • Dandik tezahüratlar (184)
    Nereden çıktı bu tezahüratlar ...
  • Nefes Filmi (89)
    İlk defa kuzenim H. ...
  • hola dünya (78)
    Açılışı Gülben Ergen'in şarkı ...
  • Nasa (75)
    NASA Ulusal Havacılık ve Uzay ...
  • İletişim ve Reklam (68)
    Reklam vermek için e-mail: yoy...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


“Yazarlara ve okurlara…” için 14 yorum. Var mı arttıran?

  1. Nohut | 22 Oca 10 (22:51)

    Ben de yazar sayısı arttıkça site katlanacaktır diye düşünüyorum ancak bir yandan yeni yazarlar geldikçe diğer yandan eskiler emekliye ayrılıyor, yazmaktan sıkılıyor vs.

    Çok güzel şeyler yazar diye beklediğim bir kaç kişi ortalıktan kayboldu. Sakinkafanın sürekli canlı tutulması için paralı bir elemana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum şahsen. Günde 1 yazı yazacak manşetleri değiştirecek yazarlarla iletişim yapacak, arada yazı için dürtecek. Günde 1 saatini siteye ayıracak.

    Site ile ilgili son bir şey, tuhaf bir şekilde site açıldıktan birkaç ay sonra belirli bir ziyaretçi sayısına ulaştı ve aradan geçen 1 sene sonunda halen 3 aşağı 5 yukarı aynı istatistiklerde. 6-7 yazar vardı o zamanlarda. Ben her yazar aynı zamanda sitenin yakın takipçisi olur hatta arkadaşları da (en azından onun yazılarını) takip eder diye düşünüyordum.

    Ayasophia sen de güzel bir 90′lar yazısı patlat artık…:)

  2. Nohut | 22 Oca 10 (23:04)

    Uzun lafın kısası birisi bize reklam vercek birini bulsun reklam parasını birine verelim o da biraz ilgilensin siteyle.. :) Off parayla sahte bir sıcaklık oluşturalım sitede.. Yazıları okumuş gibi yapıp genel yorumlar yapsın..

    “Dediklerin doğru ancak benim biraz tereddütüm var bu konuyla ilgili” desin mesela.

    Bir de son bir kişisel sözüm var: Arkadaşlar buraya yazdıklarında birilerine konuştuklarını unutmasın. Bazen çok haykırışvari yazılar oluyor. Bilmiyorum ne anlamı var. Yanda karagöz, jackson’un resmi falan varken derin derin konuşmaya. Hakkımızdaya bakarsak sitenin ne yönde bir yayın anlayışı olduğu daha rahat anlaşılır: Aha kopyalıyorum:

    “Gazetelerin pazar eklerini bilirsiniz. Gündemi takip etme zorunluluğu olmayan bu eklerde futboldan da, magazinden de, politikadan da bahsedebilir. Güncel olmanız da gerekmez. Futboldan bahsederken, Metin Oktaylardan, Lefterlerden anlatır; bir politikacının aşk hayatına girebilirsiniz ya da sadece küçükken oynadığınız oyunlardan laf açarsınız. İşte bu site de, gazetelerin pazar ekleri tadında

    Sevilir haftasonu ekleri, sakin kafayla oturup okursunuz uzun uzun. Belki çoklarına göre incir çekirdeğini doldurmayacak, gereksiz yazılardır oradakiler; ama belki de hiç öyle değildir. Günlük olaylardan, daha önemsiz konulardan bahsederken, bahsedilen insanların hayatlarına bakılmamış bir açıdan bakıp, ciddi yazıların hiçbir zaman ulaşamayacağı yerlere ulaşamaz mıyız?

    Bize önemli diye dayatılan konuların önemli olduğunu, diğerlerinin incir çekirdeğini doldurmadığını kim bize öğretiyor? Barış Manço’nun çocuklarla iletişimi, erkek çocukların erkekliklerini ispatlamak için kız kaçıranlarla kızları korkutmaya çalışıp hegomonyalarını kurmaları, evli bir çiftin arasındaki güç ilişkileri ya da bilgisayar savaş oyunlarında Rusların kendi diliyle değil de, bozuk bir İngilizceyle konuşması; bize dünyaya dair birşeyler anlatmıyor mu? Müslüm Gürses’in şarkı sözleri, Erdoğan’ın, basın açıklamasından daha mı önemsiz?

    Bizce değil.

    Kafanız sakin olsun.”

  3. sahidüş | 22 Oca 10 (23:05)

    bu kervana birkaç durak önce binmiş biri olarak, çok önce siz ve sizinle yola çıkan arkadaşlarımızın hissiyatını anlıyor, ancak endişe ettiğiniz şeyin, sürecin normal seyri olduğunu düşünüyorum, ayasophia.

    zira daha önce insanlar yazıların arkasına yorumlarını ekliyorlardı. artık herkes kendi yorumunu yazılarıyla ifade ediyor. sanırım sizler de “daha çok yorum mu yoksa daha çok yazı mı” konusunda ikinciyi tercih edersiniz.

    bence çok endişe edecek birşey yok, site gayet güzel sosyal bir cafe ortamı sunuyor bizlere. bu güzelliğin mimarlarına – ilk kez – teşekkür etmem gerek.

  4. ayasophia | 23 Oca 10 (12:56)

    ben yorumların yazılara dönüştüğü fikrine pek katılmıyorum açıkçası. nefes filmi çılgınlığını saymazsak, önceleri daha sıkı bir yorum-yazı dokusu vardı. belki de yazarlar olarak bir toplanıp-tanışma seansı ayarlamalıyız :)

    Nohut’un ekonomik ve bilişimsel kaygılarına pek katıldığımı söyleyemem. sitenin amatör ruhu bence daha evlâ.

  5. byesc | 23 Oca 10 (21:52)

    yorumlarin yaziya donustugunu dusunmuyorum ben de. daha once yorum yapanlar yorum yapmaya devam ediyor yeni gelen yazarlar sadece yazilariyla katkida bulunuyorsa ya da daha once yorum yapanlar artik yorum yapmiyor yeni yazarlar yorum yaparak onceki ortalamayi tutturuyorlarsa cozum saatine para verilecek birinin coskuyu vermesi olur mu? bir cumlede ozetleyeyim dedim olmadi sanirim. her neyse demem o ki yorumlarin artmasi icin yazarlarin sanal harici bir ortamda bulusmasi guzel olabilir. sanal olmayan dunyada olusturulan sinerji sanal ortama dokulebilir. yeni yazarlarin cevresi de yorumlarini harici ortamlarda iletiyor olabilirler. biraz da aliskanliklarla ilgili oldugunu dusunuyorum. toplum olarak yorumlarimizi iletme konusunda cok acik degiliz. okuyup dinleyip kosemizde yorumumuzu kendimize saklamaya alismisiz gibi geliyor. belki de yaniliyorumdur.

  6. Nohut | 23 Oca 10 (22:00)

    Bence parayı basalım Çin’den ucuz fiyata yorum ithal edelim.

  7. sahidüş | 23 Oca 10 (22:04)

    bu yazının yorumları bir başlık altında toplanırsa şayet, isim babası olma hakkını istirham ediyorum: “bir avuç yorum için” :)

  8. yeminli murakıp | 23 Oca 10 (23:52)

    neden yorum artsın okucu artsın diye kasmak yerine daha nitelikli ya da daha güldürücü ya da daha düşündürücü şeyler yazmaya kafa yormuyorsunuz? ya da belki yazılarınızda daha provokatif öğelere yer vermelisinizdir? çok sakin bir yazı okuduktan sonra kim kıçını kaldırıp da yorum yazar ki. sakin sakin oturur yerine herkeş. ben öyle yapıyorum mesela.

  9. ayasophia | 24 Oca 10 (1:43)

    evet aslında yeminli murakıp önemli bir soru soruyor. nohut’un piyasa ekonomisi ile bütünleşmiş yazarlık tanımı bir anlamda buna çıkıyor :) madem sakin yazıyoruz; o zaman sakin sakin okuyup geçelim..

  10. Nohut | 24 Oca 10 (11:26)

    Yazarların okuyuculardan haberdar olacağı bir şeyler gerek sanırım. Kaç kere okunduğunun görüntülenmesini istemediniz, ancak başka bir şeye ihtiyaç duyuluyor sanırım.

  11. ayasophia | 24 Oca 10 (15:19)

    ben okunduğunu düşünüyorum yazıların; mesele okunup okunmamak değil çünkü. mesele belki de provokasyon; daha önce konuşulmamış olanı konuşmak… ya da gerçekten de bir şekilde yorumu cezbetmek.

  12. yulimeka | 24 Oca 10 (16:12)

    Sayın Ayasophia;

    Çok ciddi bir giriş olduğunun farkındayım ve dahi farkında olduğum başka bir şey var ise o da şudur ki hissiyatınızda yalnız değilsiniz. Bu sorun tüm sosyal toplulukların (blog, forum, mail grupları vb.) genel sorunudur. Tüm bu sosyal ortamlarda bir elin parmağını geçmeyecek kemikleşmiş bir yazar kadrosu bulunur… Ama okuyucular, faydalananlar yorum yapmazlar, katılmazlar… Sadece yer, sindirir, enerjiye çevirir, çevrilen enerjiyi yeniden doğaya salar ve sıradakine bakarlar… Büyük bir kamu kurumunun yurt çapındaki bilgi işlem personelini bir araya getiren, sorunlara çözümlerin arandığı bir mail grubunun deneyimli bir yazarı olarak bunları dile getiriyorum ki mail grubumuzda bu konu defalarca gündeme gelmiştir. Ama değişen hiç bir şey olmamıştır. Değişen sadece bu tip eleştirilerin ve yakınmaların (sizin deyiminizle provakatif) ardından yapılan yorum sayılarında geçici, yalancı bir artış olur… Herkes sizi takip ettiğini, ama şu veya bu nedenden yazamadığını, sizin yazmaya devam etmenizi isteyen ve sizi gaza getiren yazılar yazarlar ki bu yazınıza olan da budur zannımca… Sitede en çok yorum yapılan yazı sizinki ;) Aradan geçen zaman sonunda her şey doğal düzenine döner, herkes hayat çevrimi içindeki yerini alır…
    Aslında sosyoloji veya psikoloji dallarında öğrenim gören veya öğretim verenlerin ciddi anlamda tez konusu yapabilecekleri bir husustur bu…
    Daha fazla uzatırsam bu bir yorum olmaktan çıkıp başlıbaşına bir konu olacağı için burada kesiyorum ve saygılarımı sunuyorum…

  13. ayasophia | 24 Oca 10 (17:52)

    teşekkür ederim yorumlarınız için…
    anladığım şu; amerika’da başlı başına bir “ortam” (jürgen habermas buna, ‘sphere’ [alan] derdi) haline gelen “blog” meselesi, biraz da “demokrasi” ve “kendini ifade etmek” denilen şeyle ilintili olsa gerek. masumiyet müzesi’ndeki -bence- en bariz mesajın da insanlarımızın “görünmekten hicap duyması” şeklindeki eleştiri olması kaçınılmaz.

    ayrıca; sitede en çok yorumlanan yazı Nefes filmiyle ilgili olandı :) yeterince provokatifmiş demek ki…

  14. Nohut | 24 Oca 10 (18:22)

    Nefes filmi yorumlarının fazlalığı google arama sonuçlarıyla ilgili daha çok… Nefes filmi yorumları yazınca tepede çıkınca herkes doluştu siteye..:)

Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Super Mario Rampage (1)
    • Değişim, Gençlik ve Sabite (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
    • Hayattan Notlar… (Bir de.. (1)
    • Sakinkafa Haberleşme Aparatı (1)
    • Katil bahcivan! (1)
  • google & sakinkafa

    • atari salonu oyunları mustafa
    • clint eastwood
    • israil
    • mabel matiz merak ediyorum şarkı sözü
    • mabel matiz merak ediyorum şarkı sözleri
    • Afilli Filintalar
    • pierre loti nasıl gidilir
  • sohbet muhabbet

    • rumuz: ah ah birde atılan terlikleri bilseydi yavrucağız sayma yetisini hepten kaybederdi...
    • ayasophia: ben orhan pamuk’un herhangi bir karakterinin o mertebede bir âşık olamayacağını...
    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
    • ayasophia: bir keresinde bir japon filmini ciddiye alıp izleyeyim dedim, onda da japonca bazı...
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.