Basliktan da anlasilabilecegi uzere, 4 gun once yemin edip gorevine baslayan Obama yonetiminin Bush yonetiminden ortalama olarak ne farklarinin “olabilecegi” uzerine bir yazi yazmaya karar verdim bugun haberleri izlerken. Amerika’yla ilgili cesitli sehir efsaneleri vardir. Her ne kadar Avrupa ya da Orta Dogu gibi yakin komsularimiz hakkinda bir miktar bilgiye sahip olabilsek de Amerika bizim icin her zaman uzakta olan, flu olarak gozuken ve uc-bes genel gecer bilgiden baska pek bir sey bilmedigimiz bir “super guc” olmaktan oteye pek gecemez. Lost’la ilgili yazisinda Ayasophia’nin da degindigi gibi (ki o konuda da garip hipotezler gelistirmedim degil), millet olarak pratik zekamizi konusturmusuz; muhabbet ortamlarinda bu konu denk geldiginde lal kalmamak icin cok genel ifadelerle Amerika’yi bile tanimlamisiz mis gibi.
Konudan cok fazla uzaklastim, farkindayim. Hah, neydi… Yeni Obama yonetiminin ilk aldigi kararlardan biri, baskanin Guantanamo Ussu’nu kapatma karari oldu. Bunun savasa dair her seyi cozup bitirecegine ve Amerika’nin gunahlarini cikartmis olduguna inanmak tabii ki safdillik olur. Ancak baskanin aldigi ilk kararlardan biri olmasi hasebiyle, bunun sembolik bir oneminin oldugu asikar yine de. Ortaya sacip, batirdigi seyleri tabii ki de toplamasi en buyuk umidimiz olur ama en azindan Bush zamaninda olan bitenlerin kesilmesi bile su an icin kabulumdur sahsen.
Ote yandan beni en cok sasirtan olay ise Israil’in, Obama’nin yemin toreninden birkac gun once yaptigi aciklama oldu. Benim bildigim Israil Devleti kendi planlarini baskalarina uyarlamaktan cok baskalarinin kendi hazirladiklari plana uymasini istemek yonunde hareket ederdi. Ancak yemin toreninden hemen once, “Obama yemin etmeden Gazze’den cekilmis oluruz” aciklamasi biraz cekingenlik gostergesiydi. Yukarida da dedigim gibi cok ciddi degisikliklerden once en azindan suregelen felaketlerin durmasi bile simdilik kabulumdur (ki sonrasinda yeni adimlar atabilecek takat bulabilelim).
Orta Dogu’ya iliskin bir diger onemli gelisme ise Obama’nin “special envoy” (ozel elci) olarak George Mitchell’i atamis olmasiydi. Mitchell bir onceki gorevinde Clinton zamaninda Irlanda’daki yuzyillardir suren catismalarin bitmesinde kritik bir rol oynamisti. Bundan daha onemli olabilecek kisim ise kendisinin Arap asilli olmasi. Amerikan medyasinda bu kisim pek yer almasa da onemli oldugunu dusunuyorum baris surecinin isletilmesi icin.
Son olarak, baskanlik yemininde ve ilk yaptigi icraatlarda “terorle mucadelemizi degerlerimizden taviz vermeden suredurecegiz” aciklamasini da tekrar tekrar yapmasi da, ozellikle akademide sik sik soylenegelen Bush yonetiminin klasik Amerikan politikasindan cok fazla saptigina dair bir gonderme oldugunu dusunuyorum. Daha kabinesi olusturma sureci icerisindeyken, en yakin rakibi, Demokratlarin en onemsedigi isimlerden biri olan Hillary Clinton’i disisleri bakani (Secretary of State) olarak atamis olmasi bile Obama’nin dis politikaya verdigi onemi ortaya koyuyor acikcasi. Hele Amerikan halkinin pek de umrunda olmayan meselelerden biri olmasina ragmen bu konunun bu kadar uzerinde duruyor olmasini ayrica takdir ediyorum acikcasi.
Tabii ki bunlar Amerikan dis politikasina dair sadece ilk izlenimlerim. Bunlarin sadece kucuk bir kisminda da hakli cikabilirim. Tamamen cuvallaya da bilirim. Sadece konunun bilgisayarimin masa ustunde yer alan diger ismi konup ici doldurulmamis sakinkafa projelerinden biri olmamasi icin yazdim diyelim… Mesela bunlardan en sonuncusu, Lost yazisindan mutevellit, “Amerika’yla ilgili sehir efsaneleri”… Kim bilir ne zaman yazarsam artik…
bugün 0, toplam 0 defa okundu...













ilginç bir şekilde ben de baya ümitliyim Obama’nın dış politika hamlelerinden.. Clinton’ın dış işlerine atanması hoş bir ayrıntı.. “batı-merkezli” olmakla eleştirilen bazı akademisyenlerin de bu durumdan baya bir ümitli olduğunu söyleyebiliriz.. ama temkinli bir yaklaşım var sanırım. her şeye rağmen bu da “fos” çıkabilir düşüncesi de alttan alta duruyor.
amerika’nın iç politikada ve özellikle ekonomide ne kadar tatmin olacağını merak ediyorum bu yüzden. obama, süperstar olma yolunda ilerliyor da, acaba cidden “united” ve “change” kelimelerine insanları ikna edebilecek mi?