
Can Dündar bir yazısında, bir filmi kaleme alanın kadın olduğunu anlamanın çok kolay olduğundan söz eder Aşk ve Gurur’dan bahsederken ve başlar sıralamaya senaristini ele veren detayları: yere düşürülen mendillerden, kızların saçlarına bağladıkları renkli kurdelelerden, uzun pelerinli, saçları rüzgârda savrulan ‘beyaz atlı prens’ten filan (filmin sonundaki “your hands are cold” kısmı bile yeter aslında sadece ).
Yeni keşfettiğimiz Eski Kafa isimli mekânda da incelikler hep bir ağızdan söylüyorlar bir şair elinden çıktığını. Lakin haykırır gibi değil, yağmur tanesinin toprağa düşüşü gibi.
“Ellerimizin Büyük Boşluğu” ile tanımış bulunduğum şair/yazar Mevlana İdris ve iç mimar eşinin Fatih Atpazarı’nda açtıkları şipşirin bir cafe/restoran Eski Kafa. İçeride 4-5 masanın sığabileceği, lakin duvardaki tablolardan çay tabaklarına kadar her şeyin özenle seçildiğini fark edebileceğiniz, mütevazi ama şık bir mekan.
Bakır ve ahşabın (tavandaki ahşap kirişlere bayıldım ben en çok, bkz. algıda seçicilik) uyumunu göreceğiniz bu yerde menü istediğinizde mutfağa davet ediliyorsunuz ve tencerelerin kapakları açılarak yemekler gösteriliyor. Yemeklerde kullanılan her şey doğal ve ancak mevsiminde yiyebiliyorsunuz sebzeleri, diğer zamanlarda kurutulmuş sebze kullanılıyor.
Yorgun olduğunuz bir gün iş çıkışı kendinize jest yapın, ya da kendini özel hissettirmek istediğiniz birini götürün.
Doğu ile batının hoş bir sentezi olmuş bu yerde Peyami Safa’yı anın.
Çalınan naif şarkıları nerden hatırladığınızı bulmaya çalışın.
Yan masanıza Gezgin Dergisinin editörü Halit Ömer Camcı gelir oturursa şaşırmayın.
Duvarda asılı tabloları hat sandığında arkadaşınız, düzeltin siz: “Hattatların karalama kâğıtlarıdır onlar” deyin, “karalama kâğıtları dahi sanat eseri oluyor ustaların” deyin.
Ellerinin bir insan hakkında ne çok şey söylediğinden konuşun.
Dışarıdaki değirmen taşından bozma masalarda oturuyorsanız, ayaklarınıza dolaşan kedilere şefkat gösterin.
Ve karanfilli çaylarından için, bir bardak ta benim için…
bugün 0, toplam 123 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- eski kafa
- eski kafa cafe
- at pazarı fatih
- eskikafa
- eski kafa fatih













“your hands are cold” isminde bir de sountrack’lerinde enfes bir parça vardır. o kısmın öylesine “feminen” olduğu aklıma hiç gelmemişti, lakin apayrı bir havası olduğu kesindi…
[...] Eski Kafa nın iki sokak arkasındaki caminin hikâyesi herkesçe malumdur: 18. yüzyılda, pek te varlıklı olmayan mahalle esnaflarından birisi, bir camii yaptırmak istermiş. Ve ne zaman canı bişey yemek istese, “sanki yedim” deyip, vereceği parayı bir yerde biriktirmeye başlamış ve sonunda bu camiyi yaptırmış. [...]
[...] şarkılardan ibaret arkadaşıma: “sen hangisini istersen“. Ve fakat Eski Kafa‘da karanfilli çaylarımızı yudumlarken, her şarkı başladığında nerden bildiğimizi [...]
burasi naif bir mekan gercekten, dogal urunlerden hazirlanan yiyecekler lezzetli, simdi menuyu de renkli kartlarin uzerine el yazisi ile hazirlamislar.
orjinal
yine de sanki daha minimalist bir yaklasim daha cok yakisirdi boyle bir ortama.
Yazmayın böyle şeyler… Yarın bu şehre ait herşeyi bırakıp bir otobüse atlayıp İstanbul’a dönücem, sonra işler karışacak.