Siyasi ve ideolojik kamplaşmalar, aşk-nefret ilişkileri, dostluklar, ‘kesin inançlılık’ ve bir sürü kabuk sıyrılıp da olaylar “öz” halinde bir sanat eserinde yahut bir tarih belgesinde saklı kalınca, her şey daha da insanîleşiyor. Ancak maharet, her şey olup bittikten sonra değil, tam da sürüp giderken bunu fark edebilmekte. Bir yılbaşı gününü/gecesini yaşarken, aslında herkesin aynı zaman diliminde ancak farklı algılarda var olduklarını hissettim. Her sabah işim gereği okuduğum ondan fazla gazeteden bulanan zihnim, bir anda böylesi ışıldayan bir gerçekle kendine geldi. Gazetelerdeki insanlık dışı üçüncü sayfa haberlerini, kendisine sürekli düşman üreten siyaseti, her bir eylemi, her bir hamleyi kendi fikrine yontan köşe yazarlarını bir kenara bıraktım ve değişik grupların 2010 yılına girişlerini izledim.
Özellikle haftalık haber dergilerinde daha şaşaalı bir biçimde cereyan eden bu “yeni yıl” hazırlığı, bir yandan “2009 muhasebesi” (yahut esnaflar bilir, X raporu – günlük rapor) yapmaya teşvik ediyor insanları. “2009′da ne oldu?” diye kabataslak sorular soruluyor, cevaplar veriliyor aynı kabalıkta. Mesela hiçbir haber dergisinde ya da gazetede 2009 yılında benim yaşadıklarımı bulamadım. Hayır megalomanlık değil bu yaptığım; fakat hiçbir medya aracı insanların gerçek sorunlarını dile getirmiyordu. Buna ben de dahilim. Hem yaptığım haberlere, hem de okuduğum gazetelerdeki gündeme bakıyorum da; sanırım unuttuğumuz şey insanın günlük kaygıları. Bunda suç, gazetecilerde değil ama. İnsanlara “günlük” yaşamdaki özeni görmeyi sağlayacak “kafa rahatlığı” sağlayamayanlarda.
Gelelim, beni bu yazıyı yazmaya teşvik eden o hoş ayrıntıya. Malum 2009 muhasebesini sadece gazeteler, ajanslar ya da televizyon kanalları yapmıyor. Mikrofonu uzattıkları “meşâhir” de yapıyor. (Kısa bir Osmanlıca vereyim burada: Meşhurlar kelimesinin Osmanlıca çoğulu, Meşâhir olur. Mesela eğer bugünün meşhurlarından bahsedeceksek, Meşâhir-i Zaman deriz. Geçmiş meşhurlar için, Meşâhir-i Evvelîn. Meşâhir-i Zaman bir nevi “celebrity” kelimesinin karşılığı.) Bugün insanların dışarıda yılbaşı kutlamasına çıkacağını hesap etmiş olacak ki, Başbakan Erdoğan dün gece televizyonlardan “ulusa sesleniş” konuşmasını yaptı. Bu konuşmaların “kayıttan” ve oldukça durağan olması beni hep kaygılandırır. Halbuki, Erdoğan’ın da Obama’nın ABD’de yaptığı gibi “Talk Show”lara çıkmasını isterdim. Okan Bayülgen biraz huysuzdur ama Beyaz Show neden olmasın?
Sonra muhalefet partileri de değişik değişik mesajlar yayınladılar. Genelde ulusa ve birliğe vurgu yapıldı. 2010′dan daha güzel şeyler beklendiği söylendi (Hep de daha iyi olsun denir, halbuki tarih bir iyi bir kötü devam eder). Sonra askerler açıklama yaptı, “Ebedî Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk” ifadesi öne çıkıyordu. Sanırım yılbaşı gecesinin önemi, bütün insanların aynı anda, aynı hislerle yoğunlaşması ve oluşacak ‘pozitif havanın’ bir şekilde iyi şeylere sebep olması gibi bir şeydi.
Bana asıl acayip gelen, bu çok eskilere dayanan “yeni yıl” adetinin (mesela Antik Mısır’da Nil Nehri’nin su hareketleriyle ilişkili kutlamalar yapılırmış) insanlardaki ortak yanları açığa çıkarması. Acayip, çünkü normalde bu insanlar farklar üzerine vurgu yaparak siyaset yapmaya alışkınlar. Mesela en garip yılbaşı mesajını, bir ülkede yaşayan, etnik kimlikleriyle ilgili davaları olduğunu söyleyen, bunu savunmak için şiddete başvuran bir grupla ilgili haberlerde okudum. Terörist olarak adlandırılıyorlar yaşadıkları ülkede – ki evet, terör eylemleri yapıyorlar. Ve bu grubun sözcüsü, bir ajansa verdikleri mesajda, 2010 yılının “özgürlük ve zafer yılı” olacağını söylemişler. Ciddi bir terör örgütünün, magazin bir söyleme angaje olması, neresinden baksanız acayiptir.
O nedenle sevgili okuyucu, iyi bir yıl dilemek, böyle bir zaman diliminde, bunun için çalışmayı gerektirir muhakkak da, bir yandan iyi hislerin içe doğması da iyidir yine de. Bu kadar “iyi” kelimesini aynı cümlede, eğip bükerek kullandığımdan, “iyi” olacaktır herhalde… Benim size hediyem, yazının girişindeki Picasso resmi.
bugün 0, toplam 25 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- yeni yl mesaj
- osmanlıca yeni yıl mesajı
- acayip yılbaşı mesajı
- deyisik yeni il mesajlari
- osmanlıca yeni yıl tebriği













iyi hislerin içe doğması iyidir.evet.iyi hislerin içe doğması ‘bir’ sevap,’iyi’yi yapmak ‘birçok’ sevap:)
“ciddi bir terör örgütü” ne demektir sayın “muharrir”:) bu işi ciddiyetsiz olarak yapanlar da var mıdır?
“yeni yıl ;yeniden, yine yediden, yenilesin” her birimizi…
1960′ları ve hippi hareketlerini hatırladım galiba :)) terör denir mi o şiddet eylemlerine ama yine de…
bu arada talk show olarak değerlendireceksek 2008 haziranında hülya avşarın programına konuk olmuştu başbakan.bir de beyaz ve okanın programına saat geç yayınlanması sebebiyle katılmıyordur belki.saygılar:)
http://www.postmedya.com/news_detail.php?id=18416
akif beki de benim gibi düşünmüş. beyaz show’da başbakan görmek bence eğlenceli olur…