İşyerinde masaüstündeki resmini her gördüğünde, “canım kızım, kızımı çok özledim yaa” diyen “iyi baba” arkadaşımız, bir süredir hasta olan kızına ilaç vermeye çalıştıklarını, ilk zamanlarda içmemek için çok direndiğini, ama her halukarda içeceğini bildiği için artık direnmeden teslim olduğunu anlatınca bugün, bu durumun psikolojideki karşılığı bir türlü gelmedi aklıma o anda. Sonra hatırladım: öğrenilmiş çaresizlik.
Vaktiyle Galatasaraylıları kızdırdığı için gazetelere de haber olan bir KPSS sorusu değil miydi bu? (Soruyu hazırlayanlar Fenerbahçelidir kesin, orası muhakkak.)
Soruda Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi yeneceğine inanmayışının ve bu yüzden fazla çaba göstermeyişinin sebebi soruluyor. Cevabı ne dersiniz?

İlk olarak Martin Seligman tarafından 1970′lerde ortaya atılan “Öğrenilmiş Çaresizlik Kuramı” ile ilgili örnekler ve açıklayıcı bir yazıyı şuradan okuyabilirsiniz.
bugün 0, toplam 4 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- galatasaray kpss öğrenilmiş çaresizlik
- öğrenilmiş çaresizlik kpss sorusu













bu öğrenilmiş çaresizlik acayip bir olgu. ve bence “mağdur edebiyatı” buna sebep oluyor çoğunlukla…
get up stand up, dont give up the fight
bu öğrenilmiş çaresizlik olayı aya nın da dediği gibi gerçekten enteresan. da öğrenilmiş çaresizlik mağduru kişi ya da kitlelerin mağdur edebiyatı yapma potansiyeli oluşturmasına karşın, bu durumu gözlemleme fırsatı olanların edebiyat yapma durumu olmayacaktır kuşkusuz.
vaktiyle bi düşünen adam, ülkemizde “bizden başarı çıkmaz, biz adam olmayız” gibi kanaati kırmak için eğitimden teknolojiye, tıptan tarıma bir başarı elde etme politikası oluşturulmalı demişti de, ideolojik anlamda karşıtları “artislik yapma” edebiyatına sarılmışlardı.
öğrenilmiş çaresizliğe, durumdan memnuniyet de eklenince tadından yenmeyecek bir toplum oluşuyor:)
hoş gördüm bu arada, ayine…