Onca yillik kotu yonetimden, Cumhuriyetci Bush hukumetinin kotu ic ve dis politikalarindan, yurtdisinda Amerika’nin imajini yerle bir eden aciklamalarindan (Crusade against terrorism), siyahlara karsi yapilan ayrimciliktan sonra, bir tepki olsun diye siyahi bir baskan sececek kadar cesaretli olduklarini gosteren Amerikan halkinin secim slogani oldu “Yes, We Can!” (Evet, Yapabiliriz)……………..
… mi acaba??
Acikcasi yukaridaki gibi bir yazi olsun, demokrasinin merkezi oldugunu iddia eden bir memleketin insanlari, bu duyarliligi gosterip, boyle buyuk bir sicrama yapabilsin isterdik muhtemelen hepimiz. Zira, ne kadar bilincli insan varsa etrafimizda, kuresel gelecek olarak da ileriye o kadar iyimser bakabilmeyi beraberinde getirecek oldugunu biliriz. Zaten futbol literaturumuze “skor yazarligi” olarak da giren, “sonuca gore yorum yapma” melekelerine sahip olmus olsaydik muhtemelen yukaridaki gibi bir yaziyi yazip durumun bundan ibaret ibretlik bir demokrasi dersi oldugunu da iddia edebilirdik. Ancak 2008 Amerikan Baskanlik Secimleri’nin kaderini belirleyen ne Irak Savasi, ne Amerika’nin yurtdisinda yerle bir olan imaji ne de sivil haklarla ilgili yapilan aciklamalardi. Bunlarin hicbiri Obama’ya secimi kazandirmadi aslinda. Secimin galibini belirleyen sey aslinda, ekonominin kotuye gitmesinden baska bir sey degildi. 
Zaten secim surecinde yapilagelen anketlere baktigimizda da, secime bir bucuk ay kala, eylul ayi ortalarinda bile John McCain’in birkac puan daha onde oldugunu gorebiliriz. Hali hazirdaki onca kotu politikaya, tarihin en kotu baskani olarak lanse edilen birisinin destegini almis olmasina, bircok acidan Barack Obama’dan daha kalifiye olmadigi kabul edilen birisi olmasina ragmen Cumhuriyetci bir baskan secilebilirdi eger 850 milyar dolarlik bir kredi sayesinde bile tam olarak kurtulamayacagi belli olan bir ekonominin var oldugu ortaya cikmasaydi.
Genel olarak son secimler bircok acidan bir ilke sahne olmus olsa da, genclerden, siyahlardan ve unlulerden buyuk bir destek alan Obama’nin secilmemesi cok da garip bir sonuc olmayacakti. Sonuc olarak, Amerikalilar ilk once ceplerine bakarlar. Harcamalarinin artip artmamasi onlari ilk ilgilendiren meseledir. Kocaman jiplerine harcadiklari benzin parasinin miktari cok onemlidir onlar icin. Binlerce mil otede, yabanci bir devletin topraklarinda oldurulen –resmi rakamlarla- binlerce, -gayri resmi rakamlarla- yaklasik bir milyon insanin oldurulmus olmasi, hukumetlerinin aslinda apacik yalan soylediginin ortaya cikmasi onlar icin karar degisikligine sebep olacak seylerden biri olmayabilir.
Biz Turkiye’deki basin ozgurlugunu surekli elestirir dururuz, dogru duzgun muhalefet olmadigini soyleriz, ama buradaki insanlar Irak’ta kac askerlerinin oldugunu bilmeyebilirler ve bu onlar icin garip degildir. Hukumet cok dogal bir sey gibi butun savas haberlerini dolayli yollardan kontrol edebilir, muhalefet yapan insanlar bile esas muhalefetlerini ekonomi ve ic politika uzerinden yaparlar daha cok. Zira Amerika’nin savaslarini elestirmek tabudur. Butun askerler, savasanlar “War Hero”dur (bir yerden tanidik geldi degil mi…) ve asla elestirilemezler.Insanlar kendi aralarinda yaptiklari gayri resmi muhabbetlerde bile pek agizlarini acmak istemezler bu konularda… Biri demokrasinin merkezi mi dedi?
Evet, ABD bircok acidan Turkiye’den ve daha bircok ulkeden daha demokratiktir ama “Yes We Can” retorigindeki kadar da degil…
İlginizi çekebilecek başka yazılar
İlgili yazı yokmuş



















adamın social politics master öğrencisi olduğu belli oluyor canım..
senin çıkarımlarını, tespitlerini yerim ben:)
Obama, çevre ve enerji politikaları konusunda ilgi çekiyor bu aralar. enerji bakanlığı için Nobel ödüllü bir fizikçiyi, Çevre bakanlığı için de bir çevre aktivistini aday gösterecekmiş.
kongre onaylarsa, aktivizm iktidara gelmiş olacak bir nevi. bakalım neler olacak :))
Obama’nin kabinesi gercekten cok dikkat cekici ve basari vaad eden bir kabine ama gitgide merkeze kayan soylemleri problemli olmaya basladi. Ozellikle Israil’e olan yaklasimi iyice yon degistiriyor adayligindan beri. Hele o son Beyaz Saray’a atadigi genel sekreterin sahinligini gorunce umidimi iyice kaybetmeye basladim acikcasi…
ha bi de nohut, n’apalim abi iste, bizde sendeki gibi belagat yok. Dilim dondugunce yaziyorum, siz Turkler ne dersiniz…
ben geleceğe umutla bakabileceğimiz bir durum görmüyorum. zaten bakabilecek kişiler ABD vatandaşları olacak, çünkü öncelikle Obama tercihi onları etkileyecek. Obama gözümüzdeki imajının PR çalışmaları sonucu oluştuğunu, göründüğünü sandığımız şeyle gerçek arasında ciddi fark olacağını düşünüyorum. denir durur ya, cumhuriyetçilerle demokratlar arasında ideoloji olarak büyük fark yoktur, kürtaj vs gibi konularda ayrılırlar. ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam edecekler. bu çıkarlar kimi zaman silahlı gücü kullanmayla olur, kimi zaman siyasal oyunlarla.
velhasılı kelam, iyilik meleği gelmiyor, iyi giyimli, yüzü eskimemiş, sabıkası olmayan, ardında daha önce Bush’a destek vermiş sermayedarlar olan birisi geliyor..
Aslinda kisisel yetenekler ve gelismislik olarak Bush’la arasinda PR calismalarinin cok cok otesinde farklar var.
http://www.sakinkafa.com/barack-obama/
Adamin fakir bir aileden gelmesi, okumus, doktora yapmis bir adam olmasi, Amerika’nin en iyi okullarindan birinde dersler vermis olmasi gibi ciddi farkliliklar da var. Ama dedigin gibi, bu onun medya tarafindan uzunca bir sure baskanlik adayligi icin hazirlanmis oldugu gercegini degistirmiyor.
Benim soylemek istedigim durumun sadece bu noktaya indirgenemeyecegi. Olaylarin bizim cogu zaman kestirip attigimizdan cok daha karmasik oldugunu dusunuyorum.