Sakin kafa sakin vücutta bulunur

“Tutkularını haklı çıkarmak için aklını küçük düşürmektense,
tutkularına bile bile boyun eğmek yeğdir.”
Jean Rostand

Yücel Çakmaklı’yı Uğurlarken

27 Ağu 09 (9:05) | persephone yazdı | Kültürel Köşe | 3 yorum

minyeli-abdullahBiri hakkın rahmetine uğurlandığında hani sorar imam, cenaze alayına: Merhumu nasıl bilirdiniz?

Yücel Çakmaklı üstadı da uğurlamış bulunuyoruz. Kendisi  kalender şahsiyetlerden biriydi, ama biz kimseye ‘uğurlar ola’ demeden kıymet bilmiyoruz, yazık bize. Çünkü her şey bitince kıymete biniyor, sonlanınca.Yücel Çakmaklı deyince akla ilk gelen ‘Minyeli Abdullah’ tır. Hekimoğlu İsmail’i de onunla tanıdık aslında , filme uyarladığı Minyeli Abdullah’la . Üstadı en son hazirandı herhalde, Ali Emiri’de  Hekimoğlu’na vefa gecesinde görmüştük. Kürsüye çıkıp, kendine has o hızlı konuşmasıyla, yarım kalan Minyeli Abdullah’ın son bölümünü tamamlamak istiyoruz demişti, demiş idi… ‘İstemsiz veda edişleriyle, tamamlanmamış bir cümledir insan’ diyordu, bir yazar, hakikaten öyleymiş.      

Üstadı ‘Birleşen Yollar’ la  tanıyanlar da vardır şüphesiz. Türkan Şoray ve İzzet Günay’ın oynadığı filmi Şule Yüksel Şenler hanımefendinin ‘Huzur Sokağı’ romanından uyarlamıştı kendisi. Hatta Türkan Şoray , filmde  oynadığı dua sahnesinden etkilenip  hıçkırıklara boğulduğunu ve herkesi bir süre setten çıkardığını anlatır. Bu anlamda Yücel Çakmaklı, dini, kültürü ve tarihi sentezleyip, Yeşilçamla batılı bir kulvara çekilmeye başlanan filmlerin ve  etkileşimin ötesinde, Türk insanına nerede duracağını göstermiş, davası olan bir adamdır.

Sinemadaki batılılaşmaya tepkili duruşu itibariyle ve Türk İslam geleneğini sinemaya aktardığından kendisi  ‘milli sinema’ nın önderi kabul edilir. Sonra Mesut Uçakan, İsmail Güneş vs. sırayla gelir. Bir de birtakım çevreler ‘yeşil sinema’ diyorlar hatta yeşille başlayan bir sürü ıvır zıvır kelime, ‘yeşil pop’ yeşil bilmem ne! ne berbat kelimeler bunlar, kullanmayalım efendim. Zira , ciddi meseleler bunlar. Bir  Milli olmak, milletin sağduyusu olmak, doğru dala tutunmak, doğru bildiğinde sebat etmek, her daim pozitif ve enerjik olmak gibi kelimelerle kendisini tanımlayabiliriz.    

Aslında bahsedilecek çok filmi var üstadın, mesela benimle yaşıt, Tarık Buğra’nın romanından sinemaya aktardığı Osmanlı’nın kuruluş hikayesini anlatan ‘Osmancık’  filmi. Şeyh Edebali’li, Hayme Ana’lı pek güzel bir film, eğer izlemeyenlerimiz varsa izlemenizi salık verelim, o dönemlere en güzel giden yol. Yeri gelmişken, filmden en sevdiğim karede Şeyh Edebali şöyle diyordu Osmancık’a “Öyle insanlar vardır ki şafakta doğup akşam ezanında ölürler, öyle insanlar için dünya elbette akla sığmayacak kadar büyüktür. İşte sen onlardansın, Osmancık. Sabah doğup akşam ezanında ölenlerdensin, ‘arın!’ ” Böyle telkin ediyordu Edebali. Yani, sabah doğup  akşam ezanında ölmeyecek adam olmaktır mesele, bitirelim.

Arkasından sadece anlamlı şeyler söylenecek, iyi yad edilecek adamlar vardır, güzel işler yapmış, nerede duracağını bilmiş adamlar. Yücel Çakmaklı da onlardan biriydi. Allah’tan  rahmet dileyelim.

Aslında son bir soru takıldı aklıma;

- Minyeli Abdullah ‘yarım kaldı’ ustam, ne olacak şimdi?

Bu yazı persephone tarafından yazıldı;

persephone – yayınlanmış 36 yazısı bulunmaktadır.

Tüm Yazıları

.

bugün 0, toplam 3 defa okundu...

Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar

  • sabah doğup akşam ezanı ölürler
  • yücel çakmaklı

sakinkafa der ki: \"Benzer yazı yoktur, Beğenilen yazı vardır\"

  • Dandik tezahüratlar (184)
    Nereden çıktı bu tezahüratlar ...
  • Nefes Filmi (89)
    İlk defa kuzenim H. ...
  • hola dünya (78)
    Açılışı Gülben Ergen'in şarkı ...
  • Nasa (75)
    NASA Ulusal Havacılık ve Uzay ...
  • İletişim ve Reklam (68)
    Reklam vermek için e-mail: yoy...


sakinli(n)k beğenme ve paylaşma servisi:


“Yücel Çakmaklı’yı Uğurlarken” için 3 yorum. Var mı arttıran?

  1. herangibiri | 27 Ağu 09 (12:32)

    İftara az kalmış bir vakitte, ajanslara düşen sıradan bir ölüm müydü?
    “çok sesli bir ölüm”
    hayır doğru ya “uğurlanma”…

    Bir yazar “Usta emaneti teslim etti” dedi..
    o zaman anladım!

  2. ayasophia | 27 Ağu 09 (15:08)

    nedense Türk filmlerini izlerken hiç düşünmem “bunun yönetmeni kimdi yahu?” diye…
    bazıları gerçekten de özveriyle “yeni bir sinema” kurmaya gayret etse de, samimiyetten öte pek bir şey bırakmamış çoğu.
    Minyeli Abdullah’ı izledim, Birleşen Yollar’ı izledim… hikayeleri çok tanıdık, belki de roman uyarlaması olduklarından olaylar da dolu dolu. ama sinemayı “sanat” olarak ele almışlığı var mıdır ki “milli sinemacılar”ın?
    o nedenle, derviş zaim daha “milli” gelir bazen. yahut onur ünlü, daha gayretli bir adamdır…

  3. persephone | 28 Ağu 09 (15:42)

    Düşünce bağlamında değil de sanatsal açıdan bakılmak gerekirse kendi dönemi içinde değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum, Türk sinemacılığında milli sinemanın yerini inkar edemem hiç velev ki 1900lü yıllardan bahsediyoruz. Bu dönemde çok taktir toplamıştır milli sinema ve o yıllarda birilerinin kalkıp bunu yapması gerekliydi, böyle hatrlatmalara ihtiyaç vardı o dönemde. Yoksa sanatsal açıdan zaten şimdiki sinemayla kıyaslanamaz, teknik anlamda olsun, seneryo, müzik..Yine de yeşilçamın yeri nasılsa milli sinema da o derecedir benim gözümde, iki farklı kulvar. Kıyas söz konusuysa sadece yeşilçamla kıyaslayabilirz belki, ya da o dönemin yabancı filmlerine bakalım, kült filmlerine, şimdiki holywood sinemasının etkilendiği yere. Neyse bu kadar uçmayalım, gelelim bize:)

    Samimiyetten öte, bir kulvar açmıştır milli sinemacılar, önemlidir bu açıdan. Derviş Zaim gibi adamların da düğümlendiği nokta da burasıdır, yani ipin bir ucu burda, diğeriyle hollywooda yaklaşmaya çalışır-düşünce bakımından milli teknik açıdan hollywood vari derim ben- güzel de yapar severim kendisini, bu dönemde kabul görmüştür böylelikle, daha moderndir, örnekler çok ama en barizi kissing:) sahnesi bulamazsınız milli sinema da ama Zaim kullanır, kullanmalı da bu dönemde yoksa zor.( Yani dönemsel açıdan bir değişimin ayağındayız aslına bakılırsa, artık seyirci kuşağı aynı değil, recep ivedikler reyting yapıyorsa, düşünmek lazım.) Yine de Zaim gibi adamlar şimdinin milli sinemacılarıdır evet ve artık bize bizim kuşağa bu anlamda daha çok hitap ediyordur.

    Y. Çakmaklı’ya gelirsek, on beş senedir film yapmıyordu zaten, M. Abdullah’ı çekseydi de önceki gibi çekemezdi artık- bu sebepten dolayı hep erteledi gibi gelir bana- yine de ipin düğümlendiği çınar kendisidir.
    bunlar benim şahsi düşüncelerim tabi… – yazı olmuş bu yorum, yine çenem düştü bayım, mazur görün:)

Yorum yazmaca








  • E-Posta Adresiniz:

    sakinkafa.com RSS Servis Müdürlüğü


  • Sakinkafa Motto ServisiSakinkafa TVPopüler Kültürden İkonlarAnca LafÇocuklardan Radikal SorularBomba EsprilerimZamana İsyan Eden ŞarkılarZamanın İsyan Ettiği ŞarkılarMıymıyın Tırişkadan Tantanalarıekşi gözlük
  • sakin down 10

    • VPEK-6 Halkbank’ta Kuyru.. (1)
    • Schmidt ve bazi seyler hakkind.. (1)
    • Mikrodalga Fırında Çarşaf Kuru.. (1)
    • Kadinlar, alis-veris ve cinnet.. (1)
    • Super Mario Rampage (1)
    • Değişim, Gençlik ve Sabite (1)
    • Abartınca oluyor mu? (1)
    • Hayattan Notlar… (Bir de.. (1)
    • Sakinkafa Haberleşme Aparatı (1)
    • Katil bahcivan! (1)
  • google & sakinkafa

    • romantik komedi uzakdoğu filmleri
    • küresel ısınma penguen
    • smile adsl kapatma ücreti
    • ispanyolca altyazı
    • nija kaplunbağlar adları
    • israil
    • piyer loti nasıl gidi
  • sohbet muhabbet

    • Nohut: Küçücük çocuğa tokat mokat denir mi öle ayıp!:(
    • rumuz: ah ah birde atılan terlikleri bilseydi yavrucağız sayma yetisini hepten kaybederdi...
    • ayasophia: ben orhan pamuk’un herhangi bir karakterinin o mertebede bir âşık olamayacağını...
    • Konstantiniyye: Belki de tüm anlamlandırmalar Rüya’da ve Rüyayla anlamlandığı için öldürür...
    • arda: bence kar tatilindeler :)
    • eda: kişi kendisiyle başbaşa kaldığında varoluşunu hatırlaması tefekküre girmesiyle oluyorsa...
    • DOLPHIN: Yorumum genel olarak tüm sakinkafa yazarlarına… Sayın Sakinkafa yazarları bu...
    • burcu: fıkra gibi olmuş, Devran’ın başka maceralarını bekliyoruz :)
    • ayasophia: aslında insan bir yerde uzun süre kalınca, ister istemez “yalnızlıkR...
    • ayasophia: çocuk çok yanlış biliyor…
    • eda: yaklaşık 4-5 aydır sessiz sakin takip ediyorum siteyi, bu yazı sessizliğimi...
    • psikopat1301: tüm teknolojiler acık o yuzden siege onaer lerde war
    • bakın: inanmıyomusunuz ejderhalara ve mitolojiye bakın zayıf noktaları iç kısımlarıdır azının içi...
    • şULE BAYAR: merhaba millet anadolu yakasından en iyi nasıl gidilir
    • serdal: bende o ikizleri kelime kelime yazarak googledan bi şekilde bulmaya çalıştım tşk ederim...
  • sakinkafa yazarları

    • Araksi (8)
    • ayasophia (211)
    • ayine (160)
    • başkaparmak (39)
    • dilinkemigi (49)
    • ereces (10)
    • faith no more (27)
    • floridian (19)
    • herangibiri (20)
    • kirpininmordikeni (16)
    • kuzeydeki güney insanı (14)
    • mor paspas (106)
    • nisan (8)
    • Nohut (261)
    • Ortason (47)
    • pera (20)
    • persephone (36)
    • sahidüş (16)
    • Sakin Kafa (193)
    • segah (56)
    • Sizden Gelenler (136)
    • yolcu (4)
    • yulimeka (59)
  • Giriş


    Kullanıcı Adı | Kayıt Ol
    Parola | Hatırla



  • Oyun
© 2008 - 2011 Her Hakkı Mahfuzdur · sakinkafa.com · Müsekkin Marka
Sitemiz 29 Eylül 2011 tarihinden bu yana kişi tarafından ziyaret edilmiştir. İlginize teşekkür ederiz.