kimseye-etmem-sikayet

Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben hâlime
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbâlime
Perde-i zulmet çekilmiş korkarım ikbâlime
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbâlime

Eski devirlerden bir eser. Kemâni Serkis Efendi’nin, bestesi ve güftesi. Osmanlı’nın son demlerini ve erken Cumhuriyet dönemini yaşamış bir Ermeni’nin gönlünden akıp gelmiş, buralarda konuştuğumuz dilin en güzel kelimelerini bir araya getirmiş, hani dört satırda bir ömürlük hüznü anlatmış bir parça. Türk Sanat Müziği severler muhakkak duymuştur bir yerlerde. Beste, nihavend. Yani aslında hafif-meşrep bir havası var. Müziğin ahengi yakalıyor insanı. Dalgalandırıyor. Oysa sözler her dalgayı kırıyor. Bir nevi dalgakıran. İçten içe binbir buhrana katıyor kısaca.

Seneler içinde çok sayıda insan söylemiş elbette. Zeki Müren’den Bülent Ersoy’a, Müzeyyen Senar’dan Şevval Sam’a… Bir de Sadri Alışık seslendirmiş, o çatallı ve hüzünlü sesiyle. Meşrebinize göre; rakıyla, sigarayla, bazen öyle kuru kuru, ama çoğunlukla içten kopan gelen birkaç damla gözyaşıyla dinlenebilir. Lakin ayrıştırmak gerekirse, yumuşak sesli bir kadından dinlemek elzemdir. Şevval Sam fena değil bu konuda. Zeki Müren klasik gelebilir. Müzeyyen Senar -bence- pek açmıyor. Sadri Alışık’la ilgili aşağıda da bulabileceğiniz Youtube linkinden dinleyip, ara nağmelerdeki muhabbete ortak olabilirsiniz. Bülent Ersoy şarkıyı alıp bambaşka bir boyutta icra ediyor yine. Sesine yetişmek ne mümkün.

İnsanı alıp o pişmanlık kuyularına sokuyor. Kolayına çıkmak mümkün görünmüyor. “Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbâlime” derken, şöyle geçmişe dönüp kalıyor insan. Neticede, ne ekerse onu biçermiş insan. “Perde-i zulmet çekilmiş korkarım ikbâlime” derken, daha da netleşiyor karanlık. Simsiyah oluveriyor. Zifirî. En iyisi dinlemeyin efendim öyle durduk yerde.

İşte “O” link: http://www.youtube.com/watch?v=ro3ZvOHkHpU



İlginizi çekebilecek başka yazılar

İlgili yazı yokmuş


Yorum yazmaca