Rivayet odur ki; Şehzâde İkinci Mehmed’in çocukluk arkadaşıdır Zeynep Hatun. Bütün bir ömrünü ona aşkla geçirmiştir. Sancak’ta Şehzâde idarecilik öğrenirken de yakınındadır, Fetih’ten sonra sarayda iken de yakınındadır. Hep birkaç adım mesafededir Zeynep Hatun. Fakat, bu yakınlık aynı zamanda aşılmaz uzaklıklar da müjdelemiştir taraflara. Nedendir bilinmez, Sultan İkinci Mehmed bir türlü karşılık vermemektedir bu aşka. Tarihçiler bu kısmını bir türlü bilemiyor. Belki de tarihe Leyla ile Mecnun kadar epik bir biçimde geçebilecek bu aşk, Fatih’in eteklerine takılmış kalmış.
Yine rivayetin devamı söyler ki; Zeynep Hatun bir gün bütün kuvvetini toplayıp huzura çıkar. Bir dörtlük yazmıştır, şairdir zira. Bilinen kuvvetli de bir şairdir. Huzurun âdabı gereği peçesiyle karşısına dikilir Fatih’in. Fatih, böyle bir durumda kalan bütün erkekler gibi “Ne vardı?” gibi dünyanın en gereksiz cümlesini etmiş midir bilinmez. Lâkin, âşık kadar mâşuk’un da yükü vardır demişti bir eski dost. Fatih dinlemek üzere, kulak kesilmişken, peçeyi sıyırır yüzünden Zeynep Hatun. Kulağın duyabileceğine, göz de ilişince ucundan, etkinin katbekat arttığına şahit olmuş bendeniz, hâli hayal etmekte zorlanmıyorum şahsen.
Ve Zeynep Hatun, şöyle buyurur:
“Şehâ bu sûret-i zîbâ sana hakk’dan inâyettir
Sanasın sûre-i yûsuf cemâlinden bir âyettir
Senin hüsnün, benim aşkım, senin cevrin, benim sabrım
Demâdem artar, eksilmez, tükenmez, bî-nihâyettir.”
Naçizâne bugünkü dilde çevirirsem:
“Ey şâh! İçinin ve dışının bu güzelliği sana Hakk’tan bir hediyedir.
Zannedersin Yusuf Suresi, senin güzel yüzünden bir ayettir.
Senin güzelliğin, benim aşkım, senin bana çektirişin, benimse sabrım,
Her daim artar, eksilmez, tükenmez ve sonsuzdur.”
Aşkın sonsuzluğuna dair, son iki mısra gelmiş geçmiş en harika kelimeleri taşıyor kanımca.
Meraklısına Not: Bu güzel dörtlüğü, Can Atilla “1453/Sultanlar Aşkına” isimli albümünde “Zeynep Hatun’un Gizli Aşkı” nâmı ile ve Sabâ makamında bestelemiştir. Duymak, işitmek ve büyülenmek isteyenler Youtube üzerinde bulabileceklerdir. Ama “Ne işim var elâlemin sitesinde” diyorsanız, bir şey diyemem (Gündeme dair mesajımız da ilişsin bir köşeye)
bugün 0, toplam 36 defa okundu...
Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar
- zeynep hatun
- zeynep hatunun gizli aski
- fsm 1453
- zeynep hatunun
- can atilla - zeynep hatunun gizli aski boxca













benzer bir hikaye daha var:
Yavuz Sultan Selim , Mısır Seferi’nden sonra bir süre burda kalmak ister. Bunun için hazırlıklar yapılır ve padişahın otağ-ı hümâyunu kurulur. Sultanın çadırını temizlemekle vazifeli kadınlardan biri, akşamları çadıra dönen Yavuz’u o gün ilk defa yakından görür ve ona aşık olur.
Bir gün Yavuz çadırdan çıktıktan sonra, sultanın yastığının yanına bir kâğıt iliştiriverir. Kâğıtta; ‘Derdi olan neylesin?’ yazmaktadır. Sultan, yastığının yanında bulduğu kâğıtta yazılı bu ümitsiz cümleye, bir karşılık yazıp yastığının altına bırakır. Kadıncağız sabah, ‘Acaba sultan cevap yazdı mı?’ heyecanıyla yastığın altına bakar ve kâğıdının arkasına bir şeyler yazılmış olduğunu görür. Notta, ‘Derdi olan söylesin!’ yazmaktadır. Kadıncağız en azından derdini anlatabileceği düşüncesiyle biraz da olsa sevinir, ümitlenir bu cümleyle. Fakat padişahın celâdeti onu korkutmaktadır. Koca Yavuz’a böyle bir şey söylemek kolay mıdır?!.. Bu defa kadın, ‘Korkuyorsa neylesin?’ yazılı bir kâğıt bırakır sultanın yastığının altına ve ertesi günü sabırsızlıkla bekler. Ertesi sabah yine yastığın altına heyecanla bakar; sultanın kaleminden çıkan, ‘Hiç korkmasın, söylesin!’ yazısını görünce kadının ümidi biraz daha artmıştır. Hiç olmazsa kendini yakıp kavuran derdini söyleyecek, kabul görmese de, derdinden bir nebze olsun kurtulacaktır. Kadıncağız bütün cesaretini toplayıp akşam sultanın gelme vaktinde çadırın girişinde bekler. Birazdan Koca Yavuz, bütün haşmetiyle görünür; hâlinden, duruşundan kadının kendisine bir şeyler söylemek istediğini fark eder: ‘Söyle!’ der kadına. Edeble el-pençe duran kadın titremeye başlar ve dizlerinin bağı çözülür. Padişah gür sesiyle ikinci defa ‘Söyle!’ deyince, kadın, heyecanından sadece; ‘Efendim!’ der ve gerisini getiremez; oracıkta yığılır ve ölür.
güzel hikayedir bu da… erk sahibine tebâ’nın âşık olması hep ilginç gelir zaten. godfather’a bağlarsak, michael corleone ile kay arasındaki aşk gibidir… :)