-Küçük çapta bir derinlik arayalım, sonra varmak istediğimiz yere gelelim. Yazıyla ilgili olarak asıl merak ettiğim okuyucunun yorumları olacak. Yani bir nev’i anket tarzında yaklaşıma kayacağız. Ben sadece elimden geldiğince yol göstereceğim.-
Malum, “modern zamanlar”da yaşıyoruz. “Modern”, “çağdaş” yani “çağa uygun”. Bu anlamların getirilerinden biri de toplumsal mutabakata hemen hemen varılmış olmasıdır. Yani insan fiilleri ve talepleri kanunlar ile kontrol altına alınmış, olası bir ihlal de müeyyidelendirilmiştir. Şimdi, tüm bunların yanında bir de toplum tarafından hoş karşılanmayan, ancak mevzuatta da karşılığı olmayan davranışlar söz konusu. E, kanun metinleri toplum düzeni ve barışını sağlamak için var, lakin bu “formata uygun davranışlar” da toplum nazarında hoş karşılanmıyor. O zaman bunun karşılığı ne olacaktır?
Dün gece arkadaşlarımı bulunduğum kata davet ettim. Oturma salonunda eski erasmusçular, yeni erasmusçular ve belçika’dan gezi için gelen mimarlık öğrencilerinden oluşan bir grup vardı. Muhabbet, sohbet ilerlerken göz ardı ettiğimi sonradan anladığım bir x faktörü devreye girdi: Portekizli öğrenciler. Daha önceden partinin konumu ile konuşup icazetlerini almıştım, hatta davet de ettim ama böyle olacağını bilemezdim. Tabi bunların entegrasyonunda ciddi problemler var. Önceleri dolabı kontrol etme gibi “göstermelik” bahanelerle içeri girdiler. Sonra girmişken kaldılar. Millet içeride birbiri ile tanışma, konuşma fırsatı kollarken bunlar kendi gruplarında çalıp eğlendiler.
Kuşkusuz bana göre en manasız ve geri zekalı, onlara göre ise gecenin bombası tahrikler keyifleri kaçırdı. N isimli aklı evvel bir kız düşkünü arkadaşları sürekli bunların dolduruşuna geliyor ve her ortamda her kıza asılmaya niyetleniyor. İşin garibi çoğu kez muhatapları Portekizce bilmediği gibi kendisi de yok denecek kadar İngilizce biliyor. Sağdan soldan topladığı kelimeler, cümleler ile milletin canını sıkadursun, tek suçu(!) demek ki çekiciliği olan kızın akşamı berbat oluyor. Bu noktada, ne demeye bu yazı yazıldı? Elbette ki oradakiler “benim misafirim” sıfatında eğlenmeye çalışıyorsa, onları rahat ettirmek de benim görevlerim arasındadır. N problemi de önceden öngörülmesi ve tedbir alınması muhtemel bir sorundu benim için.
Bu noktadan sonra benim şahsi kanaatim şudur. Bu olaylar kaşınan yaraya benzer. Ne kadar kaşırsanız daha çok kaşınmak isterler. Ta ki kanatana kadar. Bu isim üzerinde gerek kendisine ve gerekse arkadaşlarına dert yanmak da yarayı kaşımak gibi geliyor. Yani çaresizsiniz bir yerde. Ne o kimsenin kalın kafasına girecek söyledikleriniz, ne de eğlence anlayışından bihaber arkadaşları feyz alacak durumdan. Bu durumda da söz konusu şahsın kendini değiştirebilmesi için ancak unutamayacağı bir hikayesinin olması gerekiyor. Burada da sözü terkib-i bend’i ile Ziya Paşa alıyor: “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”
bugün 0, toplam 0 defa okundu...












